Binayı, binlerce kere önünden geçtiğim Cihangir Caddesi’nde önce Kaktüs Kafe’nin kalabalığı, ardından da ağaçların arasında tesadüfen gördüm. “Ne ilginç bina” deyip incelerken, neredeyse dürbünle okuyabileceğim o küçük yazıyı fark ettim: “Bu yapı Mimarlar Odası 4. Ulusal Mimarlık Sergisi 1994 Yapı Dalı Ulusal Mimarlık Ödülü kazanmıştır. Mimar Haydar Karabey. Yapım Yılı 1994. İşveren Ayşe/Bülent Erkmen.
Biraz bakınınca “E Evi” olarak adlandırılan yapının, o sıradaki ‘uzun’ yapılar arasında minicik kalmış bir evin anısı yaşatılarak tasarlandığını gördüm.
AYIRMA APARATI OLARAK SERA, BAHÇE
Kendi sitesinde mimar Haydar Karabey, başlığına “BE Evi” dediği projeyi şöyle anlatıyor: “Cihangir’de 4 metre cepheli, 8 metre derinlikli, bitişik düzen bir parseldeki ‘küçük ev’ diye anılan, çevredeki herkesin gözdesi sevimli kent evinin, yeni imar düzenine göre, konut olarak düzenlenmesi sürecinde (eski eser tescili olmamasına karşın) kent belleğine saygı duyarak, hep orada imişcesine, güne, duruma, çevreye uyup boy atması ilkesi benimsendi.
Bu tavır; eskiyi yeniden farklılaştırmayı, ciddi bir tasarım sorunu çözmeyi gerektiriyor. Çözüm için eski ile yeni arasında; yani küçük ev’i oluşturan alt üç kat ile onun mevcut çizgilerini sessizce izleyen eklenti üç kat arasında, + 900 m. kotunda Boğaz ve cadde yüzleri cam olan bir ara bahçe katı oluşturuldu.
Böylece işlevsel olarak da ailenin üst katlardaki özel yaşam alanı ile alt katlardaki dışa dönük yaşama ve çalışma alanları, bir sera iç bahçe ile ayrılmış oldu.
‘KÜÇÜK EV’İN DÖNÜŞÜ
“Uygulama sürecinde, parselin darlığı göz önüne alınarak yan sağır duvarlar, tümüyle 15 santimetrelik perde olarak döküldü. Bu duvarlar içeride brüt beton olarak bırakıldı. Daha yumuşak olması istenen iç bölmeler ise alçı ve akçaağaç olarak bitirildi.
‘Küçük ev’ düşeyde bahçeli bir eve dönüşerek çağa ayak uydurdu ve kentsel belleğe saygılı bir biçimde Cihangir’deki yerine geri döndü.
…Bitişiğindeki yüksek yapılar arasında tek başına kalarak bütün içindeki anlamını yitirmiş küçük bir yapıyı anı olarak tutup, duyarlı ve ustalıklı bir çözümle yapının kaçınılmaz ‘boy atışını’ ve sonuçta çevresine ait olmasını sağlayan Haydar Karabey”in Cihangir E Evine, Yapı Dalı ödülü verilmesine oybirliği ile…” gerekçesi ile, 4. Ulusal Mimarlık Sergisi, Yapı Dalı Ödülü’nü aldı.”
EVİN İÇİNİ GÖRENE RASTLAMADIM
Binanın yapım yılı olarak 1991 de gördüm, 1994’de; bunu not düşeyim.
Bir de zamanının ünlüsü Reklam Evi meselesi var. Şimdi artık pek de eski halinde olmayan o bina. Abdi Güzer ile mimar Haydar Karabey’in söyleşisini izlemiştim. Zamanında çok sükse yapan o binayı Haydar Bey’in yapışında ya da işi alışında grafik tasarım üstadı Bülent Erkmen’in de rolü olduğunu yayından öğrenmiştim. 1.Ulusal Mimarlık Sergisinde, Proje Dalı Ödülü alan ReklamEvi’nin ardından Erkmen ile böyle de bir araya gelinmiş diye düşündüm.
Eskiden 18 olan bina numarası 14 olmuş. Evde hala Erkmenler mi yaşıyor emin değilim; kapının üzerindeki posta alım aralığında başkasına mektup vardı:)


























Henüz yorum yapılmamış.