Eski Akbank Genel Müdürlük Binası

KASIM 2023: Binanın son haline dair bir güncellemeyi buradan okuyabilirsiniz.

Meclis-i Mebusan Caddesi üzerinde mimar Sedad Hakkı Eldem tarafından tasarlanan, -eski- Akbank Genel Müdürlük Binası… Sonradan Aksigorta Genel Müdürlüğü olarak da kullanılan bina, 20. yüzyılın simge modern yapılarından biri sayılıyor.

Peki şimdi için tamamen boşaltılan, soyulan bu binada ne oluyor? Güçlendirme ya da yenileme mi?

Yıllardır boş duran, yakın zamana kadar içinde hareket olmadan duran bina, -ben yeni halini dün gördüm- ‘hareketlenmiş’!

BU BİNAYA NELER OLUYOR?

Camlar tamamen kırılmış, içindeki her şey sökülmüş, boşaltılmış. Bir takım işçiler var; bir taraftan yandan sıva vs yapıyor… Sordum; Belediye çevredekilerin şikâyeti üzerine bir tür kapama yapıyormuş. Çevredeki esnaf ile konuştum. Herkes çok şikâyetçi. Gün be gün içinin soyulduğunu, binanın 2 ay gibi bir sürede bu hale geldiğini, çevreye kalaslar vs düştüğünü, güvenlik sorunu olduğunu anlattılar. Bu arada yağmadan sonraki halini buradan görebilirsiniz, bana Çağlar Ongan gönderdi, buyrun

REZA ZARRAB’A GEÇMİŞ!

Bina hakkında türlü türlü, hiçbiri de iç acıcı olmayan haberler çıktı.

Arkitera’dan Bahar Bayhan bina hakkında bir dönem takip yapmış; ilk haber “72 milyon dolara İlkhanedan Otelcilik ve Turizm Anonim Şirketi’ne satılan yapının otele dönüştürülmesi bekleniyor” (22 Temmuz 2014).

Hatta şu projeyi de buldum https://www.gadarchitecture.com/tr/findikli-hotel–istanbul

Sonra… Mimar Haydar Karabey’in binanın otel yapılacak olması ve sahip çıkan olmamasıyla ilgili eleştirel yazısı üzerine, MSGSÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Başkanı Prof. Gülşen Özaydın, binanın tescillenmesi için Mimarlık Fakültesi’nden 54 öğretim üyesinin imzasıyla başvuruda bulunulduğunu açıklıyor. (21 Ekim 2014)

31 Aralık 2014’te ise Çiğdem Toker, Reza Zarrab’ın çoğu ‘Royal’ ile başlayan farklı şirketlerinin bu binaya taşındığını, burada toplandığını yazdı.

Aradaki zamanda neler oldu acaba?

Açıkçası ne olup bittiğine, binanı son sahipliğinin ‘kimde kaldığına dair’ Twitter ve Instagram’dan süper verimli yanıtlar aldığımı söyleyemem.

Çok kişi “Bence şöyle… Bence otel olacak” gibi yorumlar yazdı; bir kısmı zaten benim metinde yazdıklarımı bana yazdı, genellikle bilgiler 2014’e dair metinlerde kaldı.

‘BİNAYA 3 KAYYUM ATANMIŞTIR’

Instagram’da “Mimarlık Kütüphanesi” adlı hesaptan şöyle derli toplu ve kayyum durumundan emin, bir mesaj geldi:

“Nilay Hanım merhabalar, Sedad Hakkı Eldem Hocamızın müellifi olan Akbank Binasına ilişkin biraz bilgi vermek isteriz sizlere; bina İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 13.05.2016 tarih ve 4431 sayılı kararıyla II. grup korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenmiştir. 

Bina 03.05.1967 tarih ve 2/35 sayılı, Sedad Hakkı Eldem Hocamızın imzasının bulunduğu mimarî projeyle inşa edilmiştir.

 II. Ulusal Mimarlık Akımı Örneği olarak addedilmektedir. Ak Sigorta A.Ş’den Arkla Otelcilik ve Turizm A.Ş’ye satılmıştır, bu şirket Reza Zarrab’a ait olup daha sonraki süreçlerde Zarrab’ın malvarlığına el konulması süreciyle birlikte İstanbul 7. Sulh İdare Mahkemesinin kararıyla binaya 3 kayyum atanmıştır.”

MİMAR SİNAN ÜNİVERSİTESİ TALİP

Ali Sanyeler ise kendisinin de mimarlık öğrencisi olduğu Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin rektörü Handan İnci’nin mesajını bana göndermiş. Handan Hanım (ki gerçekten bu konularda çok duyarlı bir isim olduğunu düşünüyorum uzaktan) şöyle yazmış: 

“Fındıklı’da, üniversitemizin tam karşısında yer alan ve her geçen gün yıkıma doğru sürüklenen II. derece kültür varlığı olarak tescil ettirdiğimiz, hocamız Sedad Hakkı Eldem yapısını korumaya ve en iyi şekilde değerlendirmeye talibiz.”

https://twitter.com/handaninciMSGSU/status/1443635016416866315?t=Ildm-DspJsEVW350y0gB3A&s=19

Buradan tescil yapıldığını da anlayabiliyoruz.

GÜVENLİKLER GİDİNCE

Halil Aydoğan da Instagram’dan; “Yakın zamana kadar güvenlik şirketi vardı, onlar çıkınca bina yağmalandı” yazmış ki, bu da bu kadar sene, yine maalesef işlevsiz duran binanın birden korumasız, yağmaya maruz kaldığını bize açıklıyor.

SEDAD HAKKI ELDEM ŞÖYLE YAZMIŞ

Binanın ilk yıllarına dönersek, 1968’te inşa edilmiş bina hakkında Sedad Hakkı Eldem, 1971’de Arkitekt dergisine bir de yazı yazmış. Başında yapmak isteyip sokağı yapısı nedeniyle yapamadıklarından bahsederken sonra şöyle devam ediyor:

“Binanın plânında öncelikle uygulanmasına çalışılan özgü, büyük ve toplu çalışma yerleri sağlanması olmuştur. Bu sebepten dolayı, memur ve müdürleri ayrı ayrı bölmelerde oturtmaktansa, bunların tek büyük salonlarda yerleştirilmelerine gayret edilmiştir. Bu salonlar binanın bütün cephe uzunluğunda ve 11 metre kadar derinliktedir. Ortalarında direkler yoktur. Bu büyük mekânlarda çiçekli alçak bölmelerle müdür ve muavinlere yer ayrılması, masa ve çiçeklikler düzeninin ortogonal olmayıp, serbest ve farklı yönlerde tertiplenmeleri düşünülmüş iken, tatbikatta bundan vazgeçilerek daha alışılmış ve aksiyal bir sisteme dönülmüştür.

Büyük salonların tavanları akustik levhalarla kaplıdır. Anemostatlar gömülü ve her tarafın aynı şekilde havalandırılmasına imkân verecek şekilde düzenlenmiştir. Işıklıklar da tavan yüzeyleri üzerinde eşit aralıklara bölünmüştür. Binanın dıştan gece görünüşünde düzenli ve aynı renkte bir ışık taksimatının sağlanmasına gayret edilmiştir. Bu ölçüde büyük büroların bu şekille aydınlatılmaları Türkiye’de birinci defa burada uygulanmıştır. Bina betonarme karkastır. Sistemin olağanüstü büyük açıklıkta olması yüzünden eksenler üç metre gibi dar bir aralık ile düzenlenmiş, direklerin derinlikleri arttırılmıştır. Bu sayede döşeme kalınlıkları yarım metre içinde kalabilmiştir. Betonarme elemanlarının başlangıçta Marmara mermeri ile kaplanmaları düşünülmüş iken, bu malzemeye karsı genellikle beslenen çekimserlik yüzünden, bunlar sonradan sunî taşa çevrilmiştir. İlk projede ön görülmüş olan özel dekor ve döşemeden sonradan vazgeçilmiş bankanın stokları ile yetinilmiştir.”

FOTOĞRAF NOTLARI

Güncel fotoğrafların hepsini ben çektim, eskilerden kapak fotoğraflar Salt Mimarlık ve Tasarım Arşivi‘den, geri kalan da Arkitekt dergisi 1971 tarihli sayısından.

BU YAZIYI PAYLAŞIN:

WhatsApp
Email
Twitter
LinkedIn
Telegram
Facebook

YORUMLAR

2 Yorumlar

Bir yorum yazın

DİĞERLERİ

Beyoğlu

Ürgüp Palas

Ürgüp Palas bana çok şiir okuttu; umarım size de okutur. Demir Palas metninde bana kaynak olan Haydar Ergülen’in “Azıcık Cihangir” (Heyamola Yayınları) adlı kitabında, bir bölümde de şair Seyhan Erözçelik’in Cihangir’i vardı. (Metin kitapta çok düzgün ayrılmadığı için kim yazdı vs. ayırmakta zorlandım ama çözdüm!)

Devamı »
İncirli

Coca Cola Fabrikası

Vay canına sayın seyirciler; insan bir bina ya da mimarın peşinden giderken nerelere geliyor, neler öğreniyor inanamazsınız! Başlayalım. Malum; eserlerinin çoğunu Adana’da üretmiş mimar Ertuğrul Arf’ın -çoğu bugün olmayan- binalarının izini sürerken, Arf’ın, bugün Adana’da harabe halinde olduğu söylenen Coca Cola Fabrikası’nın da mimarı olduğunu

Devamı »
Kalamış

Hürriyet Apartmanı

İnci Deniz Ilgın, bana iki sene önce İstanbul Fenerbahçe’de Engin Volkan ile birlikte çektikleri, o dönem yıkılmak üzere çevresi kapatılmış ama onlara çok güzel gelen bir binanın fotoğraflarını gönderdi. “Apartman sakinlerinden biriyle karşılaştığımızda binanın mimarının Macar olduğunu duyduğunu söylemişti. Araştırma fırsatımız olmadı. Cephesindeki çini kaplamasının

Devamı »
Gümüşsuyu

Ongan Apartmanı

“Sonra seni hastaneden alıp gittiğimiz Ongan Apartmanı var”…. “Babamın evlerden sıkılma ve yer değiştirme tutkusunun bir sonucu olarak özellikle evliliğinin ilk 15 yılında İstanbul’da sürekli ev değiştiren annem, Gümüşsuyu’ndaki bu apartmanın benim hastanede doğduktan sonra girdiğim ilk ev olduğunu söyler” diyor Orhan Pamuk… ORHAN PAMUK’UN

Devamı »
Kefeliköy

Dikranyan Efendi Yalısı

Bu projeyle -sanal alemde de olsa- ne ilginç, ne güzel insanlar tanıyorum. Dimitri (Vafiadis) Daravanoğlu, yaklaşık 5 yıldır, sözlü tarihin izinde bir aile müzesi projesi üzerinde çalışıyormuş. O, Rum, Ermeni ve İtalyan asıllı bir ailenin İstanbul’daki son üyelerinden. Instagram’da yürüttüğü @2mi3museum Dimitri’nin Müzesi Projesi kapsamında

Devamı »
İstiklal Caddesi

Panayia Apartmanı

Bu binayı sadece 1900’lerin başında çekilmiş şu fotoğrafları paylaşmak için bile yazıyor olabilirim. Şahaneler çünkü! O dönem için böyle görüntü almak da zor olmalı ama başarılmış. Fotoğrafları yaklaştırıp yaklaştırıp camlardan çıkan adamlara bakıyorum:) İstiklal Caddesi’nde gideceğim bir yerin adresine bakarken ‘Panayia Apartmanı’nı gördüm; isim tanıdık

Devamı »
Harbiye

El Irak Apartmanı

İlk yapım yılını, mimarını ya da isminin El Irak oluş nedenini bulamamış olmam beni biraz üzdü. Geçmişe dair bulabildiğim en eski bilgi, apartmanın 21 Temmuz 1939’da 120 bin lira karşılığında Lili ve Alexandrine Günzberg’e satıldığı. Satanlar arasında en büyük hissedar Lusi Sion imiş, diğer hisse

Devamı »
Büyükada'nın Yaşlanmayan Modernleri
Hasan Çalışlar Arşivi

Çok sevdiğim mimar Hasan Çalışlar’ın, Instagram’da oluşturduğu ve “Büyükada’nın Yaşlanmayan Modernleri” adını verdiği arşivine, bundan sonra sitenin bu bölümünden ulaşabileceksiniz.