İstanbul Radyoevi (İstanbul Radyosu)

Yapım Yılı: 1949

İstanbul Radyoevi, İstanbul Radyosu…

Hiç içine girmişliğim yok. Yine de canlı halini en çok özlediğim yapılardan biri…

Çeşitli resmi bayramlarda bayraklandığını görsem de yıllardır önünde bir takım barikatlarla terk edilmiş gibi, âtıl bir vaziyette duruyor.

Oysa geçmişiyle, mimarisiyle, içinde bulunduğu bölgedeki “kültür taşıyıcılığı” rolüyle önemli bir yapı. Biraz bakalım…

BİR MİMARİ PROJE YARIŞMASIYLA…

Türkiye’de radyo yayıncılığı 1920’lerde başlıyor; kaba bir özetle (ayrıntıları burada) 1925 çıkarılan bir kanunla kurumsal radyo yayıncılığı konusunda ilk adım atılıyor, 1927 yılında İstanbul Büyük Postanesi (Sirkeci) içindeki iki odadan yayınlar başlıyor.

İstanbul Radyosu, 1934’te Beyoğlu’ndaki Ambassador Oteli’nin (bilemedim neresi) üst katına, bir süre sonra da Beyoğlu Postanesi’ne (şimdinin Galatasaray Müzesi) taşınıyor.

Ancak bütün bu çabalar İstanbul Radyosu’nun 1944 yılında kapanmasına engel olamıyor, insanlar sadece Ankara Radyosu dinliyor.

İstanbul Radyosu’nun özlemi bitmiyor; 1945 yılında Harbiye’de kurulacak İstanbul Radyoevi için bir mimari proje yarışması açılıyor. Ve Yüksek Mimar İsmail Utkular ve Ömer Güney’in projesi, 74 proje arasından sıyrılarak birinci oluyor.

İsmail Utkular ile Doğan Erginbaş, mimar Feridun Kip ile birlikte Çanakkale Şehitleri Anıtı’nın da mimarı. Anıt için girdikleri yarışmanın tarihi 1944. Ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle anıtın temeli ancak 1954’te atılıp 1960’da tamamlanabiliyor.

İKİNCİ ULUSAL MİMARLIK AKIMI

Çanakkale Şehitleri Anıtı İkinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın en iyi örneklerden biri sayılıyor ki, bu akımın etkilerini, -misal simetri ve anıtsallık- İstanbul Radyoevi’nde de görebiliyoruz. (Bknz. Anıtkabir)

Radyonun inşaası önemli bir olay ve bu nedenle şanslıyız ki 4 yılı bulan inşaa sürecinin çekimleri bile var.

İstanbul Radyosu, 19 Kasım 1949 tarihinde, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün katıldığı bir törenle yayın hayatına başlamış.

BİR KÜLTÜREL HAFIZA MERKEZİ

Döneminin teknolojik ve akustik gereksinimlerini karşılayacak şekilde tasarlanan dört katlı radyoevi, bir yayın merkezi olmanın ötesinde, Türkiye’nin kültürel ve sanatsal hafızasında da önemli bir yere sahip. Bugün adını bildiğiniz onlarca sanatçının ilk çıkış yeri özellikle 1950’lerde İstanbul Radyosu. Münir Nurettin Selçuk, Hamiyet Yüceses, Müzeyyen Senar, Safiye Ayla, Zeki Müren, Perihan Altındağ, Mustafa Çağlar misal…

“Radyoevi” bile birleşik bir kelime olmuş; yapı, karşısındaki otobüs durağına da ismini vermiş, ne güzel.

Tiyatro oyunları, edebi eserlerin seslendirilmesi, dönemi için öncü pek çok farklı program…

Yapı, benim için bile önemli. Üniversite yıllarımda oranın canlılığını, giren çıkan yayıncıları izlemek bile keyifti. Ve yapı her daim, çevresindeki yapılarla birlikte bölgenin bir “kültür vadisi” olduğunun hatırlatıcısı, canlı bir örnekti.

OTEL, BM BİNASI, İLETİŞİM BAŞKANLIĞI???

Yapıya neler oluyor?

Yapının bir dönem (2000 yılı) otel olacağı haberleri ortalıktaymış, bir dönem de (2012) Birleşmiş Milletler’in (BM) kullanması için tahsis edileceği haber olmuş. Buna karşı TRT çalışanları başta pek çok kişi eylem yapmış. 2020 yılından bu yana da deprem güvenliği gerekçesiyle kullanılmıyor olmalı ki, 2020 yılında, “Harbiye ve Ulus binalarının -aynı dönemde- depreme dayanıksız olduğu iddiasıyla boşaltıp tadilata alındığı”, hatta “İletişim Başkanlığı’na tahsis edileceği” haberleri üzerine, Milletvekili Ali Kenanoğlu TBMM’ye dilekçe vermiş. Şu soruları soruyor:

  • TRT’nin binaları hangi tarihte hangi deprem testine tabi tutulmuştur? Binalardaki risk nedir?
  • Raporlar hangi kurumdan alınmıştır?
  • Güçlendirme ve tadilat süreci nasıl yürütülecek, ne zaman tamamlanacaktır?
  • Tadilat süresince taşınılacak Ayazağa’daki Digitürk’e ait bina hangi koşullarla kiralanmıştır?
  • Bu binanın depreme dayanıklılık raporu var mıdır? Dere yatağındaki bu yapı sel riskine karşı test edilmiş midir?
  • Niçin tadilat süreci iki binada aynı anda başlamıştır?
  • Güçlendirme sonrası bu binalara geri dönülecek midir?

Ben bu sorulara TBMM tarafından verilen yanıtı bulamadım -bulabilen olursa bana yazsın lütfen-.

BİRİNCİ DERECE KORUMA ALTINDA

Bu arada Restora Mimarlık internet sayfasında, “Birinci derece koruma grubuna dahil tarihi yapının rölöve ve restitüsyonu Restora Mimarlık tarafından hazırlanmıştır. Projeler, İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nda onaylanmıştır” cümlesini içeren bir metin de buldum. Burada 2019-2020 tarihleri var ama bu restorasyonun yapıldığı tarihler değil herhalde ki, bina açık değil…

Benim çok sevdiğim, yine yeniden eski işleviyle ya da çok benzer bir amaçla yeniden hayatına dönmesini istediğim, her önünden geçerken “Keşke… Umarım…” dediğim bir bina burası…

Tıpkı Açık Radyo’nun, Apaçık Radyo’nun hep açık kalmasını istediğim gibi…

‘BİNANIN HAFIZASI HEPİMİZİNKİNDEN ZENGİN’

Metni, 2012 yılında binanın BM’ye verilmesine karşı konuşan Haber-Sen üyesi gazeteci Mehmet Demir’in, bianet’e yaptığı açıklamadan alıntılarla bitireyim:

“İstanbul’un herhangi bir yerine dünyanın en güzel radyoevini yapabilirsin ama bu İstanbul radyosu olmaz. Bu binanın içindeki ruhu, tarihi, kokuyu, yaşanmışlıkları onun içine katamazsın. (…) Binanın ortasında Mesut Cemil Stüdyosu bulunur. Radyonun koridorlarında gezdiğinizde, stüdyolara girdiğinizde bütün Türkiye’de radyoculuğun okulu olduğunu görürsünüz.

(…) Münir Nurettin Selçuk’lardan Mesut Çayır’lara (Bahsedilen Mesut Cemil olabilirmiş, Hüseyin Kıyak notu), Udi Hrant’lardan Yorgo Bacanos’lara, Safiye Ayla’lardan Müzeyyen Senar’lara, Zeki Müren’lere, Arif Sağ’lardan Orhan Gencebay’lara, Neşet Ertaş’lara, Ali Ekber Çiçek’lere bütün isimlerin hayat bulduğu yerdi burası. (…)

Özel bir mimariye sahip, kentin sembol yapılarından biri. Koridorlarında Türkiye’nin kültür tarihinin izleri var. Stüdyoları, meşk odaları, ülkenin en önemli sanatçılarına okul oldu. En güçlü kalemlerimizin oyunları bu binada sese kavuştu, can buldu.

Bu binanın hafızası hepimizinkinden büyük, zengin ve kıymetli.”

 

****** Yazıyı Instagram’da paylaştığımda Banu Savaş (Instagram’da @bafucuk) çok değerli bir katkıda bulundu, aynen paylaşıyorum:

“TRT’nin içinden bildiriyorum. TRT Haber emekçisiyim ve aynı zamanda kurumda yetkisiz ama “etkili” sendika KESK Haber-Sen Merkez Yöneticilerindenim. Bir avuç TRT emekçisi olarak uzun yıllardır binalarımız için mücadele veriyoruz. Depreme dayanıksız diyerek binalarımız İbrahim Eren döneminde boşaltıldı.

Sendika olarak bu süreçten itibaren de basın açıklamalarımız, eylemlerimiz ve TBMM nezdinde görüşmelerimiz devam etti. TRT Hepimizin Platformunu Mimarlar Odası, şişli Kent Konseyi vb STK larla gündemde tutmaya çalıştık.

Bahsettiğiniz soru önergesine cevap gelmedi.

Fakat geçen hafta (Haziranın ilk haftası olmalı, 2025) TRT Genel Müdürlükten gelen kurum içi bilgilendirme ile Ulus yerleşkesinde tadilatın başladığı bildirildi. Daha sonra da Radyoevi’miz ve Tepebaşı için süreçlerin başlayacağı yönetimce bildirildi. Sendikamız 5 Nolu Şube yöneticileri çalışmaları yerinde görmek için kurumda video çekimleri yaptı. Her ne kadar iç çalışmayı kayıt altına alamasak da dışarıdan çekim yapıldı. Yetkililerle daha önceden yapılan görüşmelere göre binalar 2 yıllık süreçte tadilatları bitirilecek ve emekçiler binalarına geri dönecek. Radyoevi ilk planlamaya göre Radyo Sanatçıları ve çalışanlarına tahsis edilecek. Müze ise yeniden düzenlenerek hizmete açılacak.

Bir bölümün ise İletişim Başkanlığına tahsisi söz konusu! Bunun olmaması için mücadeleyi birlikte örgütlemeyi şimdiden teklif ediyoruz. Konuyu gündemde tuttuğunuz için çok teşekkür ederiz. TRT Halkındır ve Halkın Kalacak!” 

 

*****

Güven Çimen de bunu göndermiş, ankara Radyo

KAYNAKLAR

  • Fotoğraflar; güncel tüm fotoğrafları ben çektim hatta binayı çok sevdiğimden biraz fazla çekmişim, arşivimdeki 104 fotoğraf arasından eledim. Keşke 90’larda da görüntüleseymişim.
  • Önündeki havuzda ara ara çocuklar yüzer, bu hoşuma gider, umarım tehlikeli değildir
  • Eski fotoğraflar ağırlıklı Salt Arşiv, Arkitekt Dergisi ve internette dağınık eski İstanbul fotoğrafı paylaşımları yapan sitelerden.
  • Doğan Erginbaş ve İsmail Utkular (solda ve sağda galiba, ama bundan tam emin olamıyorum, İTÜ paylaşımlarında öyle gördüğümden ben de öyle kabul ediyorum)

BU YAZIYI PAYLAŞIN:

WhatsApp
Email
Twitter
LinkedIn
Telegram
Facebook

YORUMLAR

3 Yorumlar
  • Pingback:Zoto / Utkular Evi | Her Umut Ortak Arar - Nilay Örnek
    Tarih: 11:08h, 07 Temmuz Yanıtla

    […] Utkular’ın en bildiğimiz eserleri arasında yine geçtiğimiz günlerde yazdığım, İstanbul Radyo Evi (Doğan Erginbaş, Ömer Güney ile birlikte) ile Çanakkale Şehitleri Anıtı da (Doğan […]

  • Peyman Ünalsın Gökhan
    Tarih: 07:38h, 23 Temmuz Yanıtla

    Her gün işe giderken önünden geçtiğim ve çocukluğuma dair anıları çağrıştıran o şahane bina! Apartman komşumuz Ulaş Amca İstanbul Radyosu sanatçılarından, flütçüydü. Arada bizi radyo evinde yapılan konserlere davet ederdi. Binada konsere gitmiş şanslı Istanbullulardanım.
    Şimdi terk edilmiş yalnızlığına içerliyorum.
    Pazartesi sabahı önünde sesler, hareketler algıladım. Uzun çelik bariyerlerle kapatıyorlar. Pencerelerinde sarı yelekli, baretli adamlar çalışıyor. Dün akşam yine önünden geçerken dayanamadım, sordum. Restorasyon var dediler. Dilerim bariyerler kalktığında karşımıza orijinal bina tazelenmiş olarak çıkar. Rezil etmelerine dayanamam.

    • Nilay Örnek
      Tarih: 19:57h, 28 Temmuz Yanıtla

      Aaa kapandığını fark etmedim:(

Bir yorum yazın

DİĞERLERİ

Arnavutköy

Çamlıbel Apartmanı

Faruk Nafiz Çamlıbel. Tam bir İstanbullu… Ama Anadolu tecrübesiyle, uzun yolculukları, algı ve vicdanıyla Anadolu’nun da şairi. Tiyatro oyunlarından romana şiirden başka alanlarda da ürün vermiş, her daim öğretmenlik de yapmış, Behçet Kemal Çağlar ile birlikte Onuncu Yıl Marşı’nı yazmış bir isim.  Han Duvarları’nın yazarı malum. Meğer

Devamı »
Pendik

Burla Biraderler Köşkü

Ben Pendik tarafını hiç bilmem… Bir konuk yazarım var.  Deniz Yılmaz Akman, kendi ifadesiyle “çocukluğundan bu yana kendisinde iz bırakmış, Pendik’teki evlerinin karşısındaki Pendik Burla Biraderler Korusu ve içindeki o gizemli köşkü” yazmakla kalmadı. Yazdığı metin ve fotoğrafları bana 3-4 kere gönderme nezaketinde bulundu. Herkese

Devamı »
Zeyrek

Zeyrek Çinili Hamam

Yıllar önce çinileri sökülüp satılmasaydı bugün ilk fotoğraftaki gibi görünecekti. (İlk kare Yasser Bunni tarafından 3 boyutlu- çiniler duvara işlenerek elde edilmiş bir görüntü). Ama yine de çook güzel! Zeyrek Çinili Hamam’ı ilk 17. İstanbul Bienali’nde 2022 Ekim’inde görüp hayran olmuştum. Hamam, o dönemde sergiler

Devamı »
Şişhane

Abuaf (Demet) Apartmanı

Ben Art Nouveau işlemelerini, özellikle de kapısını bir müzik aletinin gövdesine benzettiğimden, apartmanın ünlü bir klasik müzik bestecisinin olduğunu falan düşünmeye eğilimli idim. Bu binayı yıllar içinde o kadar çok fotoğraflamışım ki, “Demet Apartmanı” yazısı bile elimde farklı fontlarla mevcut. Ancak asıl ismi Abuaf Apartmanı.

Devamı »
İbradı

Ormana-Düğmeli Evler

Altınbeşik Mağarası, yılkı atları, 1100 yıllık anıt kestane ağacı ve doğasının yanı sıra kendine özgü mimarisi, tarihi ‘düğmeli evler’iyle de meşhur. İstanbul’da her gün ‘gidene’ üzülür, gidenin en azından kaydını tutmaya çalışır, doğaya, güzel mimari yapılara ve onlarla özdeşleşen başka bir yaşam tarzına yas tutarken,

Devamı »
Adalar

Lemmi Köşkü / Oteli

Aslında bambaşka bir şey araştırırken, inanılmaz keyifle bir şey izledim. Moda fotoğrafçısı Tamer Yılmaz, Nasıl Olunur’da konuşurken Indiana Jones’un da bahsettiğimiz mekanda çekildiğini söyledi. Indiana Jones’ları bayağı seyrettim ama kafamda anlattığına benzer bir İstanbul filmi yok. Baktım; buldum! Yönetmenliğini George Lucas’ın yaptığı “Young Indiana Jones

Devamı »
Çankaya

Türk Dil Kurumu Binası

Bir süredir mimarların da beğendikleri, onlar için özel olan yapıların kaydını tutmak istiyordum. Bunun için ilk önce tanıdığım kişileri taciz etmeye başladım. İyi ki de yapmışım!  Kısa süre önce Nasıl Olunur’da söyleştiğimiz #NevzatSayın’a da yazdım; “Bana sizin için önemli bir yapıyı yazar mısınız? Nevzat Sayın

Devamı »
Büyükada'nın Yaşlanmayan Modernleri
Hasan Çalışlar Arşivi

Çok sevdiğim mimar Hasan Çalışlar’ın, Instagram’da oluşturduğu ve “Büyükada’nın Yaşlanmayan Modernleri” adını verdiği arşivine, bundan sonra sitenin bu bölümünden ulaşabileceksiniz.