Müselles Apartmanı / Müselles Han 

Yapım Yılı: 1930

‘Müselles’ kelimesinin anlamını yıllar yıllar önce Şişhane’deki bu binaya aşkımla öğrenmiştim. Müselles, üçgen demek…

Ama aynı zamanda “üçlü”nün de karşılığı; üçlü ittifaklar, üç bölümden oluşan şeyler. Hatta teslis, ‘baba-oğul-kutsal ruh’ müselles! Belki üçlü aşk ya da caz müzik trio’ları için de kullanılabilir?! Neyse…

Üç yıldır bu binayı yazmak istiyordum ama ne mimarını ne de niye bu ismi aldığını bulabilmiştim. En çok da adını merak ettim, niye müselles?

Ve Haliç ve Gözcü (Gayret) Apartmanları vesilesiyle de bahsettiğim, Son Posta Gazetesi’nin, 1931 yılında “ekonomik buhrana rağmen parası olup apartman yaptıranları ‘ifşa ettiği!'” minik paragraflar sayesinde bayram ettim.

10 DAİRELİ, 50 ODALI

7 Temmuz 1931 tarihli gazetenin birinci sayfasındaki metinde şöyle diyor:

“Müselles Han, Tepebaşı’nda Tozkoparan’da yükselmektedir. 10 daireli, 50 odalıdır. 70-80 bin liraya mal olmuş, geçen sene (demek ki 1930 yılında) mal edilmiştir. Sahipleri Nuri Bey, Rafael, Nesim Sisa efendiler üçü de mühendis olduğu için binanın ismine Müselles denmiştir.”

Yıl 2023’tü ve ben bunu buldum ya, kalktım bir oynadım:)

DAVA DOSYASI SAĞOLSUN!

Peki kim bu “Nuri Bey, Rafael, Nesim Sisa”?

Bir tek mimar Sami Sisa isminden Nesim Sisa’nın onun babası ya da bir akrabası olduğunu düşünüyor insan, malum, Sami Bey’in oğlu da mimar Nedim Sisa… (Sonra bu ilişki çözüldü, Nesim Sisa, Sami Sisa’nın babası).

Diğer beylerin de soyadlarını ‘biraz!’ aramak zorunda kaldım ancak bir dava dosyası (**) sayesinde artık bazı varislerine kadar biliyorum: Nuri Nafiz Hızal, Rafael Ruso ve Nesim Sisa!

Ve farkına vardım ki bu “müselles” birkaç defa mimar Tahsin Sermet’le birlikte çalışmış. Hatta bulduğum dava dosyası, Sermet, Hızal, Ruso ve Sisa’nın Etibank için yaptıkları 19 bina ile ilgili alacaklarıyla ilgili olarak açılmış.

İZMİR ELHAMRA SİNEMASI’NA BAKINCA BİLE…

Tahsin Sermet yapılarına bakayım derken, “Aha dedim, kesin bu bina da onun!”

Neden?

Mimar Tahsin Sermet’in Sarıyer’de kendi için yaptırdığı evin (keşke hâlâ duruyor olsa, Arkitekt dergisinde yayımlanmış) tarzı bayağı farklı da olsa, İzmir Milli Kütüphanesi ve Milli Sinema (Elhamra Sineması) binaları onun eseri. Ve bu binaları bilenler hemen dış cephelerle benzerliğin farkına varacaktır; I. Ulusal mimarlık akımı uzantıları bu binaların hepsinde görülüyor.

Artık neredeyse eminim bu binanın da mimarı ya da en azından dış cephesinin mimarı Tahsin Sermet ama kanıtım yok!

Sonra “Üç İzmir” isimli bir kitap buldum, Uğur Tanyeli yazısında “Planlaması mühendis Rafael Ruso ile Nedim Sisa trafindan yapılan Şişhane’deki Müselles Apartman’nın cephe tasarımının ona ait olduğu bilinmektedir” (YKY, sf. 332) diyerek bunu da Doğan Tekeli ile Sami Sisa ile yapılan sözlü görüşmeye bağlıyor. Evet burada iki mühendisten, sadece dış cephe tasarımından bahsedilse ve Nesim yerine Nedim de dense demek ki, Sami Sisa ile akrabalık var. Bunlar çözüldü ya gerisi kolay.

(Ve işte Instagram’da bilgi paylaşmanın, paylaşımcı etkisi… Teri Sisa Mason, şu muhteşem katkıyı yaptı: “Nesim Sisa, Rafael Ruso ve Nuri Hızal tarafından yaptırıldı. Üçü de İTÜ mezunu mimar mühendisti. Nesim Sisa, Sami Sisa’nın babası ve benim dedemdir. Cephe, bu konuda çok beğendikleri biri tarafından çizilmiş. Sevgilerimle.”

Şahane değil mi? Nedim değil Nesim Sisa isminden emin oldum.

Sadece mimar olmadığım için tam emin olamıyorum; bir dönem mimar-mühendisler var, tam da bu üç ismin dönemi. Anladığım şu: Bu üç isim binayı da kendileri çizip yapıyor “sadece dış cepheyi” Tahsin Bey’e bırakıyorlar… Bunu da daha araştıracağım ki tam emin olayım.

SAMİ KOHEN İLE KARŞILAŞMAK…

Benim günlerce araştırıp bin belge bakıp sevinerek kaleme aldığım bu metinler genel okuyucu için pek seksi değil tabii. Binada kimler yaşamış, hikayelerde ne var, eksik kalıyor.

İşte orada da kimi buldum; Sami Kohen.

Milliyet Gazetesi’nde çalıştıysanız mutlaka onunla çalışmışsınızdır; çok severim. 1928 doğumlu Kohen, 1954 yılında çalışmaya başladığı Milliyet Gazetesi’nde vefatına yani 2021’e kadar yazarlık yaptı; dile kolay!

Meğer çocukluğu Müselles’te geçmiş Sami Bey’in.

Nihal Boztekin’in yayına hazırladığı “Sami Kohen Anlatıyor: Ver Elini Dünya – 70 Yıllık Gazetecilik Serüveni” adlı kitap (Libra Kitap) vesilesiyle yapılan bir röportajda (Sanem Arman, Milliyet) şu metni gördüm: “En başından alırsak ilk sahnede hikâyenin başrolündeki duayen gazeteciyi ararken karşımıza kısa pantolonlu bir çocuk çıkıyor. Tepebaşı’ndaki Müselles Apartmanı’nda evlerinin salonunda babasının çıkardığı haftalık gazete La Boz de Türkiye’nin (Türkiye’nin Sesi) haber toplantılarına kulak misafiri olan, babasıyla matbaaya giderken mürekkep kokusunu teneffüs etmeye başlayan bir çocuk… Sami Kohen imzası ilk kez 13 yaşındayken yazdığı şiirle babasının gazetesinde çıkıyor (…)”

LADİNO DİLİNDE ÇIKAN BİR GAZETE

Tozkoparan’ın eski yerleşim yapısından Müselles’in hemen yanında yer alan Haliç Apartmanı’nın metninde azıcık bahsetmiştim.

La Boz de Türkiye; “siyasî, ilmî ve edebî mecmua”. “1931-1939 arasında İspanyolca-Türkçe çıkarılan “La Boz de Oriente” (Doğu’nun Sesi), Albert Kohen tarafından devralınıp 1939-1949 yılları arasında “La Boz de Türkiye” (Türkiye’nin Sesi) adıyla yayınlanmış; Türkçe, İbranice, Ladino, Fransızca, İspanyolca olarak.”

Yine Instagram aracılığıyla, Sami Bey’in anılarını anlattığı kitabın yazarı Nihal Boztekin, “Sami Bey’in çocukluğu orada geçmiş, 12 yaşındayken Müellif Sokak’taki Çinili Apartman’a taşınmışlar (orayı da ayrı yazayım. N.Ö.). Yaptığımız görüşmelerde Müselles Apartmanı’yla ilgili şunları anlatmıştı” diyerek şu satırları paylaştı…

Harika, Okuyunuz, Sami “Kohen” anlatıyor:

Bugün Şişhane-Tepebaşı arasında Refik Saydam Caddesi diye bilinen caddede, Müselles Apartmanı’nda oturuyorduk. İki büyük ve güzel bina yan yana ayaktadır hâlâ, bizimkinin sağında da Haliç Apartmanı bulunur. Çocukluğum orada geçti.
Müselles eski bir kelime; “üçgen” anlamına geliyor. Ben tabii ne demek olduğunu bilmiyordum; sormamıştım da hiç. Bir gün apartmanın önünde oynarken iki adam gelip durdu, birisi öbürüne ‘Bu apartmanın neresi müselles yahu!’ dedi (Benim merakım da böyle başlamıştı. N.Ö.). Kapıcımız Osman Çavuş da orada kenarda oturuyordu. “Bey” dedi “şekil müselles değil, sahipler müselles”. Üç mühendis ortak yaptırmış binayı ve adı oradan geliyormuş. Bunu hiç unutmam. Müselles lafını o zaman öğrendim yani ben, aritmetik öğrenmeden önce.
Civarda daha çok Musevi aileler otururdu. Apartmanın ortaklarından biri Sisa ailesiydi; Alber ve Sami adında iki oğulları vardı. Sami aşağı yukarı benim yaşımdaydı; iyi arkadaşımdı, çok oynardık birlikte. Apartmanın yakınlarında boş bir saha vardı, orası bizim futbol sahamızdı. Ben genelde kaleciydim; yara bere içinde gelirdim eve, çünkü topları kurtaracağım diye kendimi yerlere atardım. Bazen Kasımpaşa’ya doğru inen aşağı mahallelerden çocuklar gelirdi topumuzu almak için. Biz de topumuza sahip çıkacağız diye onlarla dövüşürdük. Bizden daha büyük çocuklardı, birkaç kere de topumuzu kaptırdık. Böyle olaylardan sonra, top oynamaya gittiğimiz zaman Osman Çavuş bizi kolluyordu artık, topu almaya gelen var mı diye.
Rahat bir muhitteydik; konu komşu gayet iyiydi. Bizim apartmanda pek çocuk yoktu, daha ziyade büyükler oturuyordu ama biraz daha ileride, Pera Palas civarında okuldan çocuklar vardı. İçlerinden biriyle aynı sınıftaydık, birbirimizin evinde birlikte ders çalışırdık.”

Leziz değil mi!

Bu arada binada pek çok mimari açıdan değerli binada olduğu gibi avukatlık binaları var.

Sürekli gözlemdeyim en üst kat 2023 mart ya da nisan ayında 6 milyon TL idi, 2023 aralık ayında ise 11 milyon TL’ye satılıktı… Müselles artışlar bunlar:)

***********

* Tepebaşı’nda artık Tozkoparan Caddesi yok;  Lütfi Kırdar döneminde, Temmuz 1941’de Refik Saydam Caddesi adını almış.

** Temyiz Ticaret Dairesi Esas: 52-4852 —- Ifarar: 4701 DÂVA : Davacı vekili müvekkillerinin davalı Etibanka karşı inşasını taahhüt ettikleri Çatalağzı santralindeki 19 adet bina ile bunların harici işlerinin inşaat bedelinden ödenmeyen 175, 815, 22 liradan ibaret bakiye istihkak ve alacaklarının faiz, vekâlet ücreti ve muhakeme masraflariyle birlikte davalı Etibcmk’tan tahsilini istemiştir. HÜKÜM: Tafsilâtı ilâmda yazılı oljduğu üzere kaziyei muhakeme muvacehesinde istima kabiliyeti bulunmayan işbu dâvanın reddine, vekâlet ücreti talep edilmediğinden dâvâlı vekiline ücreti vekâlet takdirine mahal olmadığına ve muhakeme masraflarının dâvacıya tahmiline karar verildiğini natıktır. TEMYİZ EDEN VE MÜRAFAA İSTEYEN : Tahsin Sermet, Nuri Nafiz Hızal Rafael Ruso ve Nesim Sisa varisleri Ester, Avram ve Samuel vekillerri Avukoi İbrahim Saffet Om.ay. 700 Kaynak burada.

BU YAZIYI PAYLAŞIN:

WhatsApp
Email
Twitter
LinkedIn
Telegram
Facebook

YORUMLAR

1 Yorum
  • orhan
    Tarih: 16:47h, 20 Şubat Cevapla

    bina çok güzel ancak keşke mevcut sahipleri pencereleri bir örnek yaptırsalardı. hem beyaz renkli pvc doğrama hem de farklı şekillerde olunca binanın güzelliğine bir miktar leke düşürmüş.

Bir yorum yazın

DİĞERLERİ

Gümüşsuyu

İndigo Apartmanı

İndigo Apartmanı’na özel, tarihinden, kimlerin yaşamış olduğundan önce isminin hikâyesini merak ediyorum. İsim etiketindeki ‘mavi’ de çoook bilinçli bir isim tercihi yapıldığını her zaman ortaya koyar. Kim, nasıl niye bu ismi koymuş? Bulamadım. MAVİ RENGİN KAYNAĞI Malum Latince adı, indigofera olan indigo bitkisi, tüm dünyada

Devamı »
Harbiye

Surp Agop Sıra Evleri

Bu sıra evleri, Fransa’da okumuş Osmanlı döneminin Ermeni mimarlarından Aram Tahtacıyan tasarlıyor; amaç, Elmadağ Surp Agop Hastanesi Vakfı’na gelir sağlamak. Daha sonra bu evler hastanede kalan, yaşayan bazı yoksul insanların da yaşam yeri oluyor. Afife Batur arşivlerinden anladığım, hastaneye çok gider olmasın diye kullanılan malzemede

Devamı »
Nişantaşı

Nine Apartmanı

Programı hazırlayan Cem (Erciyes) ile Kansu (Şarman), beni bu site, bu oluşum vesilesiyle programa davet ettiklerinde (buyrun yayın burada) ben de onlara sürpriz yapıp, Reşat Ekrem Koçu’nun yıllarca birlikte çalıştığı, çok sevdiği Sabiha Rüştü Bozcalı’nın evlerinin izini sürmeye karar verdim. Önceki metinlerde ayrıntılı bilgiler de

Devamı »
İstiklal Caddesi

Luvr Apartmanı

Ansiklopedi okurken öğrenmiştim; Baylan Pastanesi ilk Loryan ismiyle kurulmuş, 1923’te; Fransızca Şark sözcüğünün okunuşu imiş. Şark bir dönem ne çok kullanılan bir ifade; bknz. bu hesaptaki Şark apartmanı bolluğu… 1933’te ‘Türkçe konuş’ kampanyası öne çıkınca, pastanenin ismi, sanat tarihçisi Burhan Toprak’ın önerisi ile “kendi alanında

Devamı »
Fatih

Yervant Terziyan ‘İkizleri’

Yine bir gün bir apartmanın geçmişini araştırırken, eski bir fotoğrafta çok güzel bir bina gördüm. onedio.com, mimarının Vedat Tek olduğunu, Fatih Belediye Binası olarak kullanıldığını yazıyordu. Böyle haberler çok da kopyalandığından, koca binanın tarihi tekrar yazılıp mimarı değiştirilebiliyor! Tamam, uzman değilim ama Vedat Tek yapıları

Devamı »
Cihangir

Bazlamacı Apartmanı

“Ne Harman sigarası kaldı geriye  Ne Olimpos Gazozu  Ne Sadri Alışık” İbrahim Sadri, Kuş Hatıraları   Bir apartman hikâyesi ki, okurken gözlerim yaşardı. Yanından onlarca defa geçtiğim şahane apartman… Cihangir’de; Cihangir Caddesi’nden geçenler mutlaka görmüştür: Bazlamacı Apartmanı. Ezgi Berk, Agos Gazetesi için Grigoris Bazlamacı ve

Devamı »
Osmanbey

Şark Apartmanı

Osmanbey’de Şark Apartmanı. Birkaç sene önce çekilen bir fotoğrafından sonra daha da yıpranmış, öyle terk edilmiş. Mimarı da kapıda yazmasa bilgisini bulmadım yazılı. Bir Ermeni mimar Şabuh Hançer’in imzası var. Ya bu isim ve görüntüde, şehrin her dönem merkezi yerinde bir apartman; mutlaka bir hikâyesi

Devamı »
Büyükada'nın Yaşlanmayan Modernleri
Hasan Çalışlar Arşivi

Çok sevdiğim mimar Hasan Çalışlar’ın, Instagram’da oluşturduğu ve “Büyükada’nın Yaşlanmayan Modernleri” adını verdiği arşivine, bundan sonra sitenin bu bölümünden ulaşabileceksiniz.