Tiraje Dikmen Evi

Katkıda bulunanlar: 
  • Aslı Örnek
  • Çiğdem Tugay
  • Defne Suman
  • Hayati İnaç
Yazar Defne Suman, bu ay (haziran 2022) başında Büyükada’da iki Kahvaltı Sofrası gezisi yaptı okurlarıyla. Ona ilham veren evler, sokaklar, karakterlerin gezdiği kiliseler, manastırlar… Ben ikisine de katılamadım ama kardeşim gitti; Aslı’nın (Örnek) fotoğraflarını görünce de benim içim gitti. Hele bir ev vardı ki… Defne sağolsun konuk yazarım oldu, kitabı Kahvaltı Sofrası’nın kapağında bile yer alan, ona ilham olan Tiraje Dikmen’in evini Her Umut Ortak Arar okurları için yazdı. Defne Suman’dan okuyalım:

“Ressam Tiraje Dikmen’in Büyükada’daki evi tekrarlanan rüyalar gibi kalemi elime aldığım anda öykülerime, romanlarıma sızar.

Bahçelerönü Sokak 14 (ben çocukken 12) numaradaki bu ev bizimkine çok yakındı. Tiraje Hanım da nenemle dedemin (Zahide ve Macit Gökberk) dostuydu. Nenemin kayısılı pastası ile gönülleri fethettiği akşam çayı sofralarında onu sık sık görürdüm. Uzun boylu, kısa saçlı ve evlenmemiş bir kadın olması, biz çocuklara fazladan sevecenlik göstermeyişi ilgimi çekerdi. Onu korkuyla karışık merakla uzaktan izlerdim. Ama beni Tiraje Dikmen ile ilgili olarak esas cezbeden şey eviydi.

Sarmaşıkların sardığı yüksek duvarların ardında gizli bu evin bahçesi taraça taraça denize kadar inerdi. Küçük yaşımda evin bekçisinin kızlarıyla dostluk kurmuştum. Bu sayede o büyülü bahçeye giriş vizesini elde etmiştim. Bekçi ve ailesi evin en alt katında, ayrı bir girişi bulunan iki göz bir alanda yaşarlardı. Üç çocuk, anne babaları ile aynı odada uyurdu. İkinci göz mutfak, tuvalet ve yemek masasından oluşan bir alandı. Ama o zamanlar mevsim bize hep yazdı ve arkadaşlarımın evinden içeri girmemi gerektirecek bir şey olmazdı. 

Tiraje Dikmen’in meyve ağaçları, çiçek tarhları, kameriyeler ve yosun kokulu gizli köşelerle dolu bahçesi bizimdi. Yorulunca bir sedire uzanır, saatlerce kitap okurduk. 

BÜYÜLÜ BAHÇEDEN EVE İLK GİRİŞ…

Bekçinin çocuklarının üstün zekâlı olduğunu fark eden ve onların eğitimini üstlenen de Tiraje Dikmen olmuştur. (Onlara kitap yetiştiremiyordum. İskeledeki Hrisafi’nin kitapçısından aldığım Altın Çocuk Kitapları serisini elimden kapıp bir günde okuyorlardı. Yolumuz yıllar sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde kesişince hiç şaşırmadım.)

Arkadaşlarımın yarı bodrum, iki göz evi beni kesmiyordu. Yukarı katları görmek için yanıp tutuşuyordum. İznim yoktu. Tiraje Hanım kadar beni korkutan köpeği Kara, kiremit renkli duvarın önünde kapıyı bekliyordu. Yüzümü şöyle bir cama dayayıp yemek odasına göz atmam söz konusu değildi. 

Yıllar sonra Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde yürüttüğümüz bir araştırmanın asistanı olarak kapısını çaldığımda, nihayet çocukluğumun hayali olan o eve girdim. Bu defa çay ve pasta ile ağırlanan kişi bendim. Tiraje Hanım çocukluk hayallerime gülerek, bana evini gezdirdi. O gün evin odalarına girdim, eşyalarına tek tek dokundum. Kokusunu hafızaya kaybetmek için derin derin nefesler aldım.

KAHVALTI SOFRASI’NDA O VAR…

Sonraki yıllarda yazdığım tüm romanlara ve öykülere Büyükada sızdı ve hikâyenin Büyükada sahnelerinde daima bir ev vardı: Tiraje Dikmen’in yalısı. En sonunda, tamamı Büyükada’da geçen Kahvaltı Sofrası adlı romanımı kaleme almaya başladığımda, Dikmen Evi’ni mekân olarak seçmekle kalmadım, hikâyenin başlıca karakterini tıpkı Tiraje Dikmen gibi 1950’li yıllarda Paris’te okumuş ünlü bir ressam olarak kurguladım. 

Sonra da kitabın kapağını Tiraje Dikmen’in evinin içinde çekilmiş bir çay sofrasından tasarladık. (Fotoğraf adalı dostum Emine Çiğdem Tugay tarafından çekilmişti.)

BABASI FAHRİ DİKMEN YAPTIRMIŞ

Tiraje Dikmen’in yaşamının büyük bir bölümünü geçirdiği evi 1934 yılında babası Cafer Fahri Dikmen inşa ettirmiş. Baba Dikmen araziyi 1914’te satın almış. Evin mimarı Mikael Nurican (kimi kaynaklarda Nuriciyan) ve kalfa Hristos Dimopoulos. (Bu iki ismin Büyükada’nın incelikle işlenmiş yapılarında büyük emeği vardır.) Bu iki usta Art Nouveau, Art Deco ve ekspresyonist mimari üslupların birleşimi bir yapı ortaya çıkartmışlar. 22 Temmuz 2005’te Adalar Postası’nın rehberliğinde süren bir söyleşide Tiraje Dikmen, Kantakouzinos’a şöyler der:

“Koço Kalfa, bizim ev hiç boyanmadı. 1934 senesinden beri. Hiç boyanmadı bizim ev.”

OYSA HİÇ BOYANMAMIŞTI!

Her Umut Ortak Arar’a yazmak üzere Tiraje Dikmen Evi hakkında araştırma yaparken bu cümleye rast geldiğimde gözlerim doldu. O ev gerçekten de hiç boyanmadı. Ermeni mimarının, Rum kalfasının inşa ettiği haliyle kaldı… Kesme taşların boz rengiyle kiremit renkli girişin soylu uyumunu korudu.

İki gün önce Kahvaltı Sofrası kitabımın Büyükada’da geçtiği sokakları, kiliseleri, otelleri okurlarıma gezdirirken Tiraje Dikmen Evi önüne gelince donup kaldım. Ünlü ressamın bir fırça boya bile vurdurmaya kıyamadığı evi beyaza boyanmış, pencere pervazları kırmızı çerçeveler içine alınmış. Bahçedeki ağaçların bir kısmı sökülmüş, bahçenin köşesinde ufak bir yapı inşa ediliyor. (Belki depo?) 

KORUNMASI GEREKEN KÜLTÜR VARLIĞI!

Oysa ev, bahçesi ve ağaçlarıyla beraber “korunması gereken kültür varlığı” olarak tescil edilmişti. Öğrendim ki bir plaj işletmesine restoran ve otel olarak kullanılmak üzere kiraya verilmiş. İçim yandı. Tiraje Dikmen henüz 40 yaşında iken yazdığı ve noterde onaylattığı vasiyetnamesinde evini ve tüm mal varlığını, mezunu olduğu İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne bıraktığını beyan etmişti. Bir de şartı vardı: 

Tüm mal varlığı derhal satılacak ve elde edilen gelir bu bölümde okuyan çocuklar için burs olarak kullanılacaktı.

KEŞKE MÜZEYE, BİR YAZAR EVİNE DÖNÜŞSE

Tiraje Dikmen 2014 yılının Eylül ayında aramızdan ayrıldı. Sonraki yedi yıl boyunca ev kimsesiz kaldı. Her önünden geçişimde kapının üzerinden başımı uzatıp baktım. Tek başına bir bekçi kadıncağız evi ayakta tutmak için çabalıyordu. Ev, sahibini yitirmiş sadık bir köpek gibi gün be gün köhneleşiyor, dünyaya küsüyordu. İçindeki olağanüstü güzellikteki eşyaya, incecik porselen çay takımlarına, yaldızlı zarif koltuklara ne oldu, hiç bilmiyorum.

Orayı bir otel, bir restoran, bir “beach” olarak düşünmek içimi yakmaya devam ediyor.

Dilerim bir zaman gelir ve o ev bir müzeye, bir sanat merkezine, ya da benim en büyük hayalim olan yazar evine dönüşür…

KAYNAKLAR

Kaynaklar (Defne Suman yazısına):

https://adalarpostasi.com/2010/04/23/adalar-postasi-2412-ben-burda-olecegim-bir-yere-gidemem/

https://adalarpostasi.com/2010/04/23/adalar-postasi-2412-ben-burda-olecegim-bir-yere-gidemem/

https://adalarpostasi.com/2010/04/23/adalar-postasi-2412-ben-burda-olecegim-bir-yere-gidemem/

https://www.themagger.com/art-nouveau-tarzi-binalar-istanbul/

https://adalarmuzesi.org/cms/projeler/mimari-miras-veritabani?sobi2Task=sobi2Details&catid=18&sobi2Id=223

https://adalarpostasi.com/2016/08/13/2803/

https://adalilar.adalarmuzesi.org/kaynak/adali-ressamlar-verit-abani/item/353-tiraje-dikmen

https://core.ac.uk/download/pdf/38318064.pdf

https://adalarpostasi.com/2020/08/10/2998/?fbclid=IwAR2IHu33LV4aBB7A24SFH0r3SCZfwoNH1W6dPs0R3YLZlREf-iKPHgTe6Ho

https://www.facebook.com/page/148823675572539/search/?q=tiraje

https://acikradyo.com.tr/podcast/229193?fbclid=IwAR2l1_tDxENr3Lb8ZFJqt4erF9E9x76xV

RUmd3joBnj4afd2m5MiTvJBYt8

 

******* BEN DE BİRKAÇ KAYNAK EKLEYEYİM *******

*** Defne Suman’ın anlattığı vefasızlık az değil. Daha fazlasını okumak isteyenler için, bu yazı da var:

*** Nergis Abıyeva’nın yazısı da Tiraje Hanım’ı daha yakından tanımak isteyenler için…

*** Adalar Postasından bina künyesi

Dikmen Evi, 1934

Bahçelerönü Sokağı No:14 Büyükada
Mimar: M. Nuriciyan (1872-1957)
İnşaat Kalfası: Hristo Dimopoulos (1882-1962)
Koço Kantakuzinos (1906-2008) da inşaatta işçi olarak çalışmış idi.

*** Fotoğraf notları:

  • Yeni evin boyalı hali Aslı Örnek tarafından çekildi.
  • Eski hali, evin içerden görümünü yazıda da bahsedildiği gibi Çiğdem Tugay‘a ait. Hatta evin bahçesinden insanlı fotoğraflar:
  •  “Koço (Kantakuzinos) Kalfa Dikmen Evi bahçesinde”, Büyükada (11.7.2005) ve “Koço (Kantakuzinos) Kalfa ve Tiraje Dikmen Dikmen Evi bahçesinde”, Emine Çiğdem Tugay, Büyükada (11.7.2005).
  • Tiraje Dikmen -bize doğru baktığı fotoğraf-, Galeri Nev, Ankara, Mart 1985,  Nergis Abıyeva arşivinden imiş.

BU YAZIYI PAYLAŞIN:

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on email
Email
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış.

Bir yorum yazın

DİĞERLERİ

Kireçburnu

Memduh Paşa Yalısı

Sabiha Rüştü Bozcalı‘nın izinden, apartman dedektifliğimi bugün yalı dedektifliğine terfi ettiriyorum… (Bu yazıyı Efi Apartmanı ile birlikte okuyunuz)  “İstanbul’un romantik hali gitti, eski güzellikler gitti. Şimdi çok kalabalık. Apartman hayatı sinirime dokunuyor. Ben manolyaların, katırtırnaklarının açtığı, ağaçlı, büyük bahçesi olan bir evde büyüdüm. Sabah kalktığım

Devamı »
Ataköy

Ataköy ve Kısımları: Plaj, Galleria ve SeaPearl

Ben bu sayfayı bir hafıza oluşturmak, kayıt bırakmak, “iki kişiyi daha heveslendirse” gibi amaçların yanı sıra daha çok kendi kendimi eylemek, sancımı ve merakımı dindirmek, keyif almak gibi nedenlerle oluşturduğumdan Ataköy dosyasının bu kadar ilgi görmesini beklememiştim. “Yüzlerce” mesaj geldi, aile fotoğrafları da… Başka semt

Devamı »
Nişantaşı

Kilimli Konak

Seneler önce, onu ilk bir ‘gece’ gördüm. O resim gece daha belirgin. Cama yapışıp Resimli Apartmanlar serim için yansımasız bir fotoğraf çekmeye çalıştım. İçindeki resmin Ercümend Kalmık’a ait olduğunu ise, Gümüşsuyu’ndaki Ercümend Kalmık Müzesi‘ni yazarken fark ettim. Binanın mimarı Ali Mukbil Gökdoğan.  Gökdoğan, Türkiye’nin imarı

Devamı »
Florya

Florya Atatürk Deniz Köşkü

İçinde kabul salonu, yatak odaları, banyo ve kütüphane olan köşk, karadan 70 metre uzaklıkta deniz tabanına dikilen kazıklar üstüne inşa edilmiş; ahşap bir iskele yolla karaya bağlanmış.  Deniz Köşkü, İstanbul Belediyesi tarafından 1935 yılında, 43 gün gibi kısa bir sürede tamamlamış. 14 Ağustos’ta kullanıma açılmış.

Devamı »
Taksim

Doğu Apartmanı

Bina hikâyeleri anlatırken, anlama/araştırma/merak/izlek yolumu da anlatıyorum ki, belki başkaları da bir binadan (bu bir şarap ya da ağaç da olabilir) neler öğrenilebileceğini görür. Heves eder… Zevkine varır.  Misal, dün gece Taksim’deki bir apartmanın bugünkü haline bakayım derken, bugünlerde Diyanet’e devredilmesiyle gündem olan Heybeliada Sanatoryumu’ndan

Devamı »
Şişhane

Pera Palas

Bir konuk yazarımız var… Şimdilerde kültür-sanat içerikli pek çok iş yapan Can Erol, bize, bir dönem pazarlama müdürü olduğu Pera Palas’ı yazdı.  Pera Palas onlarca kere gittiğim, pek çok kez hikâyesini okuyup, odalarını gezerken ilginç yaşanmışlıklarını dinlediğim bir mekân… Ama insan her bakışta yeni bir

Devamı »
İbradı

Ormana-Düğmeli Evler

Altınbeşik Mağarası, yılkı atları, 1100 yıllık anıt kestane ağacı ve doğasının yanı sıra kendine özgü mimarisi, tarihi ‘düğmeli evler’iyle de meşhur. İstanbul’da her gün ‘gidene’ üzülür, gidenin en azından kaydını tutmaya çalışır, doğaya, güzel mimari yapılara ve onlarla özdeşleşen başka bir yaşam tarzına yas tutarken,

Devamı »