KİMDİR / NEDİR?

  • Kim?
  • Amaç?
  • Ne Yapabilirsiniz?
  • Gelir?
  • Youtube-Kitap?
  • Teşekkürler

* KİM? BEN VE HEPİMİZ… 

Yazıların çoğunda bir anlatıcı var, kimi zaman da kişisel bir dil. “O kim?” diye soracaklar için ismim Nilay Örnek. Gazeteciyim. “Son dönemde herkes de kendine gazeteci diyor. Neler yapmış” diyorsanız burayı tıklayabilirsiniz. Özetle… Çeşitli mecralara yazılar, kitaplar hep var, fakat son dönemde ağırlıklı olarak podcast yapıyorum. Nasıl Olunur‘u dinleyin, gerçekten seversiniz.

Ancak bu site bir kişinin iş edinip onlarca bina hikâyesi yazacağı bir yer olmamalı, olamaz da…

Zaten hali hazırda katkıda bulunan onlarca insanın ismini, konuk yazar ya da fotoğrafçıları göreceksiniz. Ama isterim ki bu iş, kollektif hale gelsin. 

Mimari anlamda değerli, hikâyesi olan yapıların kaydını düşelim. Bir hafıza oluşturalım, kaynak sunalım.

* BU İŞ NEREDEN ÇIKTI?

Her zaman yaşadığım ya da seyahat ettiğim şehirlerin, semtlerin tarihine, geçmişine, nedenine-nasılına, mimariye, insanlarına, eski fotoğraflarına ve isimlerine meraklı biri oldum.

Misal “Çiftevav Sokak’ta oturuyorsam, isminin nereden geldiğini bilmek isterim ya da Gümüşsuyu ismi nereden gelir, Bakırköy eskiden nasıldı?” gibi gibi…

Cep telefonum da apartman isim ve tabelalarının, ilginç mimari ayrıntıların fotoğraflarıyla doludur. Pandemi döneminde otomobil de kullanmadığım için sürekli oturduğum ilginç binalar da barındıran semt çevresinde dönüp dolaşırken ilk farkındalığım mimar arkadaşım Kerem Piker’in bana Arkitekt Dergisi’nin arşivlerini göndermesiyle oldu.

Dünya işim varken bile kendimi o arşivden alamıyordum.

Sağımda solumdaki pek çok binanın yapılış hikâyesini oradan okumaya başladım. Ardından orada gördüğüm kimi bugün hayli değişime uğramış binaları aramaya çıktım. 

Eski ve yeni hallerini karşılaştırır oldum. Ve sonra bunları paylaşmaya, başkalarına da anlatmaya, başkalarının bilgileriyle birlikte ortak bir örgü ortaya çıkarmaya, kayıt tutmaya karar verdim. 

* İSMİ NİYE HER UMUT ORTAK ARAR?

Aslında işin bu kadar ilgi göreceğini, bu kadar çok şey öğrenip keyif alacağımı bilsem, muhtemelen adının içinde ‘apartman – bina – mimari’ vs. geçen, konuyu daha iyi anlatan bir isim bulurdum.

Ancak paylaşmaya karar verdiğimde halihazırda 4 Instagram hesabım vardı; @nornek aktif olarak kullandığım kendi kişisel hesabım. Ancak biri ismini alıp da orada poposunu paylaşmasın diye televizyon programımın ve kitaplarımın isimlerinin de hesaplarını alıyorum.

İkinci kitabımın adına aldığım Instagram hesabı ‘Her Umut Ortak Arar’ kuzu kuzu duruyordu. (Evet biliyorum kimi onu ‘her umut orta karar’ diye de okuyor. Enseyi karartmayalım, umut var.)

Sonuçta; ikinci kitabımda yer alan 60 kadar deneme ve öykünün arasında apartman ya da şehir yaşamına dair yazılar da olduğundan bu hesabı apartman paylaşımlarımda kullanmaya karar verdim.

Siteyi yaparken değiştirebilirdim ama çevremdeki insanlarla “Herkes böyle biliyor, buna alıştı insanlar değiştirmeyelim” dedik.

* NASIL GELİŞTİ?

İnsanların katkıları, ilgileri beni gerçekten çok etkiledi.

İlk paylaşımlarıma “Mimari olarak kıymetli bu apartmanlardan birinde yaşıyorsanız beni kahveye davet edin” yazıyordum; merak ediyordum çünkü. Sedat Hakkı Eldem’in bir binasında mesela “Mutfak kullanışlı mı? Bugün aynı kalmış mı?”… Bir dönem apartmanlar çok geniş, işlevler çok farklı; bugün nasıl kullanılıyor?

Birkaç nesil bu binalarda oturup onları koruyan insanlardan bana zarar gelmez diye düşünüp “Beni kahveye davet edin” diyordum, şımarıkça.

Davet edenler de oldu; pandemiden korkup gidemedim çoğuna…

Ancak buluştuklarım da var; Melis Terzioğlu misal, Taksim’in ikonik yapılarından Ceylan Apartmanı’ndaki zevkle döşenmiş evini açtı bana. Arkadaş da olduk sonra. Bu yaptığı benim için gerçekten önemlidir…

Fotoğrafların ardından bana yazan öğretim görevlileri bile oldu “Bu yapıların bugünkü halini, içlerini görmek, onları bir yaşam olanı olarak izlemek harika” gibi cümleler kuruyorlardı.

Ben ‘apartman dedektifliği’ olarak adlandırdığım şeyden çılgın bir zevk aldım. Bir apartman araştırırken neler öğrenebileceğinize inanamazsınız! Ya da bazı metinlerimi okuyun, inanırsınız:)

Ben “Buldum” diyerek bir apartmanı anlatırken bir yorum kimi zaman her şeyi değiştirip bambaşka yerlere götürdü bizi. Binalarda oturanlar, mimarların çocukları, mimarlar, akademisyenler, İstanbul’un köklü ailelerinin mensupları hiç yazılmamış bilgileri yazılı hale getirmemi sağladılar.

Hem farkındalık sağlıyor, hem hafıza tazeliyor, hem de doğru hafıza kuruyorduk. Hoşuma gittikçe zamanımı buna harcar oldum.

Daha işin başındayız ama fena gitmiyor.

* AMAÇ NE?

1- Bugün var olan ya da olmayan bazı önemli binaların kaydını tutmak istiyorum. Mümkün olduğunda hepbirlikte…

Her şey, bir şeyin yerine yapıldı. Amacım “Ay eskiler ne güzeldi” demek, ağlanmak değil. Kayıt tutmak. 

Yunus Nadi gibi bir isim, Vedat Tek gibi bir isme apartman yaptırmış; tek kaydı bir tezde yer alan fotoğraf. Yazık değil mi? Bari kaydı olsun…

2- Geçmişi, anıları, o binalarla insanların ilişkilerini görerek bilerek bugünü doğru anlamaya çalışmak. Hafızayı olabildiğince doğru kurmak!

3- Bugüne kalan değerli yapıların içlerini görmek, anı, hikâye, fotoğraf paylaşımı yapmak. Bu nedenle de sık sık çağrı yapıyorum.

“Eğer böyle bir evde oturuyor ya da oturanı tanıyorsanız paylaşın, anlatın” diyorum. Oda sayısı, bugünkü durum, orada bir dönem yaşayan insanların bilgisi… Hepsi işe yarar… 

4- Yaşadığımız yeri bilmek…

Çok insan bana apartmanının fotoğrafını, ismini, yerini göndererek araştırmamı istiyor. E zor tabii. İçinde oturanlar bilemiyorsa benim ulaşmam daha güç. Ama imkânsız da değil… Çabalıyorum. 

5- Metinlerde mutlaka yeni bir şey söylemek istiyorum; yoksa çok güzel apartman fotoğrafları var. Benim arşivimde de bunlardan ‘binlercesi’ var. Ama hakkında bir şey öğrenmeden, bir metin yazmadan hiçbirinin benim için kıymeti yok, paylaşmıyorum.

6- İsterim ki, benim bile bilmediğim alanlardan insanlar bu verilerden yararlansın. Kimi buradan hikâye kurgulasın, bir mimarlık öğrencisi çalışmasında kullansın. 

7- Sadece İstanbul’un değil, Türkiye’den pek çok yerin binalarına dair metinler paylaşalım, onlar da yazılı bulunsun. O da arşive katılsın. 

* NE YAPMIYORUM?

1- Hiçbir mimarla ya da bu konuya değecek diğer uzmanlıklarla yarışmıyorum. Mimari bilgim varmış gibi davranmıyorum. Mimarlık eğitimi almadım, öyle bir iddiam da yok. İnsanlar bunun eğitimini alıyor. Bir çizime bakarak evin neresine ne konmuş saniyesinde anlıyor. Benim adını bile duymadığım pek çok ismi onlar çoktan hatmetmiş…
Niye yarışayım?
Bunu belirtiyorum. Çünkü istatistiki olarak sayısı az (yazıyla bir, sayıyla 1) ama bir mimar beyfendi “Bu işleri kolay gibi gösteriyorsunuz. Önceleri basit apartmanları anlatıyorsunuz, şimdi mimari olarak kıymetlilere geçtiniz. Bu işi uzmanlarına bırakın” tipi cümleler yazdı (Tam cümleler bunlar değil, bu benim kaba özetim).
Apartman paylaşan hesaplar benden önce de vardı, sonra da olacak (ki acayip çoğaldı). Tabii ki çokluk her daim kafa karıştırıcı da olsa bu iyi.
Türkiye kocaman; sadece İstanbul bile binlerce hikâye barındırıyor.
Ne kadarı kayıt altına alınırsa o kadar iyi. Yüzlerce kişi çalışsak başa çıkamayız.
Ayrıca mimar olmayan ama şehirde güzel ve sağlam binalarda yaşamak, onlara bakmak isteyen, geçmişe meraklı, ilgili bir vatandaş bakışının kıymetli bir şey olduğunu düşünüyorum.
Ben, konuk yazarlarım, yorum yapan yüzlerce kişi farklı bakış açıları sunuyoruz. Yararlanan yararlanır.

2- Yapmaya çalıştığım “güzel bina fotoğrafı paylaşmak değil”. Çooook şahane binalar var ama iki bilgi olsun diye bekliyorum.

3- Bir de tekrar olacak ama; “Ya eskiler ne güzeldi” demek için yapmıyorum bunu.

* SADECE İSTANBUL MU?

İstanbul’da yaşıyorum. Böyle olunca kendi gördüklerimi, çevremdeki binaları izlemem daha kolay oluyor ama sitede gezerken göreceksiniz başka şehirler de var.
Daha da çok isterim.
Başka şehirlerden yazanlar beni çok sevindirir. Ne olur yazın. Nasıl yazacağınızı aşağıda anlatacağım.

* INSTAGRAM-SİTE FARKI

Instagram’da etkileşim çok hızlı, çok ani ve bu şahane.
Bir de ben her şeyi elimde tak tak yapıyorum, hoşuma gidiyor.
Ama bu apartmanların geçmişine ilgi duyabilecek Instagram kullanmayan bir kitle de var; onlar da okuyabilecek.
Yazıları daha uzun, kaynaklarıyla, linklerle koyabileceğim. Kaynaktan kaynağa sıçramalar çok güzel oluyor, bir metinde dakikalarca oyalanabileceksiniz.
Ama sanırım en, en güzel şey harika-dizin-arama gibi alanlar oldu.
Mesela Moda’ya gittiniz. “Nilay Örnek buradan bina paylaşmış mıydı?” diye aranmak yerine siteden kolayca görebileceksiniz.
Dizin, apartmanlarda adı geçen insanları da daha net gösteriyor.
Mimarları isim isim görebiliyoruz.
Bir mimarın bütün yapılarına bir aramayla ulaşabiliyoruz.
Konuk yazarlar, fotoğrafçılar daha net görülebiliyor.
Daha sonra “İçinde apartman geçen kitaplar” gibi alanlar da açmayı düşünüyorum. Benim gibi şehir, sanat, mimari ve tarihe ilgi duyanlar için güzel kaynak kitapların listeleri olabilir.
Yayınevlerinden arkadaşlardan rica etmeyi düşünüyorum.
Eli kalem tutan yazar-çizer-oyuncu-mimar arkadaşlarımdan da yazılar isteyeceğim; “1800 vuruş yaz, sonra da yorumlara devamını vs” demek zor oluyordu, onu da aşmış oluruz.

* SİZ NE YAPABİLİRSİNİZ?

İmece usülü çalışabiliriz:) Ne güzel olur!

1- Bu mesajı, hesabı, sayfayı ilgilenecek insanlarla paylaşabilirsiniz? Ya da sözlü olarak anlatabilir, yayabilirsiniz…

2- Hatıratlardan çok bilgi çıkıyor.

Misal Nejat Eczacıbaşı kitabında, ilk ilaç yaptığı apartman dairesini ismiyle cismiyle anlatıyor ya da Şakirpaşa Ailesi sağolsun Nişantaşı-Gümüşsuyu-Harbiye onlar hakkında yazılanlar olmasa eksik kalacakmış gibi…

Bir şey okurken gözünüze takılanı paylaşabilirsiniz.

Onlardan güzel ipucu oluyor ya da puzzle gibi birleştirmeler yapılıyor. Bunları not edip paylaşabilir ya da kendiniz ipucu olarak kullanıp o binaların izini sürebilirsiniz.

3- Tarihi, mimari açıdan önemli bir yapıda oturuyorsanız ya da oturduysanız hikâyesini siz anlatabilirsiniz? (bknz. konuk yazarlar:)

4- Öyle bir evi / apartmanı biliyorsanız, oturmasanız bile yazabilirsiniz…

5- Anne, baba, üst kuşaklar… Ne bilgiler var… Aman aman. Tarihi asansör fotoğraflarından, eski tip ev içi ilginç mobilyalara her şey ilgi çekici olabilir. Bana yazmasanız anlatmasanız da kendiniz kaydını tutun. Bunlar önemli.

6- Hukuk bürosu çalışanlarına… Binalarınızı öğrenin, bana yazın. Benim gördüğüm güzel binaların çoğunda havalı bir hukuk bürosu var!:) Şimdi sekmelerde görünmüyor ama “Mimari olarak değerli yapılardaki avukatlık ofisleri” adı altındaki biriktirmelerim sürüyor:)

7- Eski fotoğraf karıştıranlar… Apartman gördünüz mü biraz daha dikkatli bakın:) Bana yazarsanız güzel olur.

8- Ya da benim aklıma gelmeyen katkılar olabilir…

* NASIL YAPABİLİRSİNİZ?

Mimari açıdan değerli, hikâyesi olan yapıların yaşayanlarıyla konuşabilir, bunları yazılı kaynaklardan bulacağınız fiziksel bilgilerle bir araya getirip metinler oluşturabilirsiniz. Fotoğraflarını çekerseniz bu da güzel olacaktır.

Herkes ‘apartman dedektifliği’ işini nasıl yapacağını bilemeyebilir. Buradaki metinleri okumanız çok faydalı olacaktır. Yol yoldam da söyler onlar, dili de gösterir…

Bana yazan herkese “Bir arkadaşınıza anlatır gibi anlatın” diyorum ama fiziksel bilgiler de istiyorum.

Bunları iletisim@herumutortakarar.com adresine gönderebilirsiniz.

* NE YAPILMASA DAHA İYİ?

1- “Bana şu apartmana da baksanız güzel olur” diye mesaj atmanız çok işime yarayan bir şey olmuyor. Bir bilgiyle, bir ipucuyla gelinince etkileyici oluyor:)

2- Bir binayı anlatıyorum uzun uzun tüm bildiklerimle. 

Altına “Mimarını da bilsek iyi olurdu yalnız” gibi yorumlar yazmazsanız sevinirim. Bilsem yazmaz mıyım? 

“Siz bulursanız metne eklemekten zevk duyarım” yazacağım, kaba olur diye yazmıyorum ama bana da ayıp oluyor:)

3- “Mısır Apartmanı’na da bir bakın”, “Doğan Apartmanı’nı biliyor musunuz?” safhasını geçelim mi? Bir apartman meraklısına onları ilkokulda öğretiyorlar gibi düşünün… Klasiklerden değil ilginçlerden, az bilinenlerden yola çıkalım… Ama klasiklerden de içinden hikâyeler olur, orada yaşamışsınızdır siz yazın süper olur…

* RESİMLİ-SERAMİKLİ APARTMANLAR

Uzun zamandır beni izleyenler bilir, ilk önce ‘resimli apartman dedektifliği’ yapıyordum.

Böyle apartmanların yıkılması ya da resimlerinin boyanması tehlikesine karşı, resimleri fotoğraflayıp dosyalama niyetindeydim.

Bu nedenle fotoğrafladığım bina girişlerini, kimi zaman da seramik panolar barındıran binaları kendi hesabım @nornek’ten paylaşıp kaydolmasını sağlıyordum.

Sonra da bunları @herumutortakarar’da paylaşmaya başladım.

Yakın zamanda resimli apartman kovalamaya başlayan, ara ara bana da gönderen bir çift, Güven ile Gözde ‘resimliapartmanlar’ adında bir hesap açtı. Güven ilk önce bana “Nilay abla böyle bir hesap açtım, bulduklarımı paylaşıyorum, ismi kullandım ama sana uygun mu?” yazınca, birkaç saniye “İsmi bana sorsaydı” dedim ama sonra çok, çok hoşuma gitti.

Amaç belgelemek zaten.

Güven, zil çalmaktan, konuşmaktan da çekinmiyor.

Onlarca resimli apartman da belgelendi bu sayede. Ama ben de hem seramikli hem resimli apartmanları yine de topluyorum.

* PARA KAZANIYOR MUYUM?

İnsanlar böyle şeyleri merak ediyor. Hatta kimi zaman en çok bunu merak ediyor:)

Bu işi yapmaya başladığımda, siteyi açtığımda bu sorunun yanıtı “Hayır” idi.

Sponsor olmak isteyenler ya da bu işten yola çıkan başka işler önerenler oldu ama bir ‘otursun’ istedim. Sanırım şunun da etkisi oldu… Türkiye’de yaşayan insanların genellikle mantığı şöyle işliyor: “Bu kadar zaman alan bir iş. Bir binayı belirle, onlarca kaynaktan araştır, otur metnini yaz, git fotoğrafını çek, başkası mı yazdı editini yap, iletişimini sürdür, çok iş… Kesin bir art niyeti, kesin kazancı vardır.”

Sonrasında da ‘beğendim’ butonuna bile basmayanlar, beğenip eşiyle dostuyla paylaşmayanlar, destek vermeyenler, bir apartman yazacaklarsa ellerini tutanlar oluyor. Tam bizlik:) Bu olsun istemedim sanırım.

Şöyle yazmıştım “Süründüğümden yeterince emin olunsun, sonra bakarız… “

* ARTIK BİR DESTEKÇİM VAR

Ekim 2021’den itibaren çok içime sinen bir destekçim var; Kalebodur.

Benim de çok yararlandığım kaynaklar olan SALT Araştırma Mimarlık ve Tasarım Arşivi’nin, Türkiye’nin ilk dijital mimarlık arşivi Arkiv’in destekçisi olan, 2013’ten bu yana da Prof Dr Abdi Güzel ile ‘Kalebodur’la Mimarlar Konuşuyor’ söyleşi ve panel dizisi düzenleyen Kalebodur’un bu projeye desteğini neşe ve gururla duyurması beni çok mutlu etti. 

Böyle projelerin sürdürülebilirliği için bu gibi kaliteli desteklerin önemi büyüktür.

Bu siteyi Instagram hesabından bir Internet sitesine dönüştürmek, aynı zamanda bir sürdürme sözü de vermek demek… Bu destek de öyle; bir söz daha… Benim için büyük de sorumluluk…

 

* BUNDAN KİTAP OLMAZ MI?

Önce “Zor ya” diyordum; bu site için metinleri elden geçirirken “Bal gibi kitap olurmuş, olmalı” dedim. 

Fakat bazen bir yorum, birinin ailesinden gelen bilgi elinizdeki hamuru o kadar farklı bir hale getiriyor ki, ağır davranmakta, bu siteyle gelecek yeni bilgileri beklemekte fayda görüyorum. Bir de hep yeni ve güzel bir apartman hikâyesi ekleniyor. Yoksa “Kitabını yapalım” diyen çok güvendiğim birkaç yayınevi ve editör arkadaşım var. 

* BELGESEL-YOUTUBE PROGRAMI OLMAZ MI?

Tabii ki olur. Hatta daha ilk paylaşımımda bir mimar arkadaşımı da içine alan böyle planlar yaptım, heyecanlar yaşadım ama iyisini yapmak lazım. 

* SİTEYİ -FİZİKSEL OLARAK- KİM YAPIYOR?

“Her Umut Ortak Arar’daki bina hikâyelerini bir internet sitesine taşımayı düşünüyorum. Sen yapar mısın?” diye sorduğumda, anında “Ne olur sitesini ben yapayım” diyen sevgili Eylül Görmüş, mare.design adlı markasıyla üstlendi işi.
İş diyorum da… İş olsa yapılmaz.
Öncelikle ben bir yoruldum.
“Ne olsa yazılmış metinler var” diyordum ama… Onları yenilemek, kimini yeniden yazmak, bazı kritik yorumları eklemek, fotoğraflarını derlemek, sitenin nasıl olacağının kararlarını vermek, planlar yapmak derken saatlerim, günlerim ve sonunda aylarım bu işe kanalize oldu.
İşte o noktada Eylül ve sevgili Sinan Hamamsarılar olmasaydı altından kalkamazdım, bir de bırakırdım sanırım. Asıl işim başka. Bu dünya vakit yiyor ve “Ben bunu niye, kime yapıyorum” diyor insan ara ara, yoruldukça…
Siteyi kendi sitesi gibi görerek, bu çabadan-hikâyelerden haz alarak yaptı, yapıyor Eylül bu işi. Kendisine müteşekkirim. Diyorum ya, iş gibi yapmadı bütün bunları Eylül.
Her binanın uzun uzun metinleri, onlarca fotoğrafı var. İğne oyası gibi 150’ye yakın binanın yazısını buraya ekleyen Eylül’dür, hakkını ödeyemem.
Keza, bize özellikle haritalandırma ve kriz anlarında destek olan Sinan Hamamsarılar’ın da…
Sitenin logosuna gelince; kitaplarımın, kitap kapaklarımın biricik uğuru, bu tür her heyecanımı paylaşan Uğurcan Ataoğlu ve Talip Özer üstlendi bu işi. Bana çok güzel logolar yaptılar…

Bu yazıları yazarken çok faydalandığım Arkitekt Dergisi ve SALT arşivleri olmasa, olmazdı; onlara minnettarım.

* SON OLARAK

Ne olur sitede gezinin…

Bir çok şey yazdım ama asıl güzel olan sitenin kendisi; söz, keyif alacaksınız:)