Ataköy – 7: Binlerce insanın plajı nasıl birilerinin özel limanı oldu? Ataköy ve Sea Pearl…

İstanbul Ataköy’de kıyı şeridinde olanların ‘anormal’ olduğunu anlamak için ‘bence’ bilirkişi olmak gerekmiyor. İnsan olmak yeterli. 

İstanbul’u, bölgenin eski halini bilmeseniz bile hissediyorsunuz.

Orada deniz size kapanıyor, güneş, rüzgâr size kapanıyor, yol size kapanıyor.

Kıyılar, deniz, denize girmek bizlerin hakkı.

Bu ülke, bu kıyılar hepimizin. Kanun diyormuş ki, turizm için kıyıya belli şartlarda bir şeyler yapabilirsin. Hani bu bile bana kötü geliyor da… Yani anne-babalarımızın denize girdiği yerlerin kıyısından geçebilmek için -çoğu da pahalı- tesislere ödeme yapmak zorundayız ama Ataköy’de olan şu: Dönemin en doğal plajı önce TOKİ (herkese ev), sonra turizm (eh kısmen) denile denile konut alanı oldu.

Yani Ataköy Plajı’nın olduğu bir kısım bölgedeki yüzlerce ağaç yok edilmiş ve biz vatandaşların kullanımına kapatılmış alan.

Günlerdir çok kızgınım.

İzledikçe, okudukça kızgınım.

HABERLER, BELGESELLER…

Yapılanların kanunsuz, kuralsız olduğunu da ben söylemiyorum. Son 6-7 yılda yapılmış ‘yüzlerce’ haber, mühürlemeler, mahkeme kararları söylüyor. Ataköy halkının nasıl için yanmıştır düşünemiyorum bile.

Yukarıdaki belgeseli lütfen izleyin. Benim bir haftadır yazdıklarım orada gani gani var. Ataköylüler, hukukçular, gazeteciler, mimarlar, şehir planlamacıları konuşuyor. Ömer Erbil çok sevdiğim bir gazeteci arkadaşımdır, Milliyet’te senelerce birlikte çalıştık, ne çok haberi var konuda bakabilirsiniz, belgeselde de anlatıyor.

Belgeselin sonlarında Varan 1-2-3 diye giden bir bölüm var, izlerken “Nasıl bunlar yapılabilir? Göz göre göre nasıl bu oyunlar, hukuksuzluklar olabilir” diyorsunuz. Ve genellikle “Ya kimse bir şey yapmıyor” denir ya; yazık bölge insanlarına, eğitimli, gün görmüş, bilinçli ve mücadeleci insanlar, kiminin yaşı da ileri… Davalar açmışlar sokaklara dökülmüşler.

EMLAK KANALLARININ FAVORİSİ!

YouTube’da gezerken fark ettim ki pek çok emlak kanalı var; Ataköy sahilinde yapılan evleri gezen kanallar da mevcut.

Emlak Klavuzu adlı kanaldan Murat Bey, Karizma Emlak’ın sahibi Selahattin Bey ile buluşup Sea Pearl Ataköy – Ultra Lüks Rezidans turu başlığıyla bölgeyi geziyor.

Böyle pek çok kanal ve yayın var. Bir başka videoda mesela, daire satın almakta olan bir beyfendiyle konuşuyorlar, “Çocuklarımın araba girmeyen böyle bir kapalı alanda büyümesini istiyorum” gibi bir şeyler söylüyor. E deliriyorum. Koca Ataköy sahili nasıl senin çocuğuna bahçe olur, hepimizin denizi nasıl sizin çocuğunuza özel liman olur?

PEYSAJI ÖVÜLE ÖVÜLE BİTİRİLEMİYOR AMA YA GİDEN AĞAÇLAR

Bir de bölge “Özel peysaj ve baharatları (!) ile anlatılıyor). Ali Dağlar-Diken haberinden alıntılayım:

“Sahil şeridindeki ağaçlar da bu inşaat sürecinde, paravanların ardında kesilerek yok edildi. Kumsala paralel uzanan, bazıları anıt niteliğinde ağaçların rölöve çalışmasının TOKİ tarafından Efem Ormancılık’a verildiği mahkemeye sunulan raporla ortaya çıktı. 1057’tan çoğu kesilmiş, 7’si 100 yaşını aşmış, anıtsal nitelikte. Sakız, ladin, dişbudak, meşe, ıhlamur, sedir, kestane, çınar türü ağaçların kayıt altına alındığı raporda şöyle deniliyor:

“Çapı 10 cm’nin altında, 5 metreden kısa ağaçlar dikkate alınmamıştır. (…) Alanda yapraklı ve iğne yapraklı ağaçlar ve sınırlı sayıda meyve ağaçları var,  ‘Anıtsal Nitelikli’ korunmaya değer (…) 7 adet anıtsal ağaç var. 

1 Göknar, 

37 Akçaağaç, 

20 Kestane, 

77 Kokarağaç, 

9 Gülbişim, 

10 Sedir, 

46 Çitlembik, 

4 Erguvan, 

1 Mandalina, 

1 Huş, 

13 Kısmet Ağacı, 

4 Leylandi, 

74 Servi, 

9 İğde, 

19 İncir, 

52 Dişbudak, 

12 Ceviz, 

2 Karayemiş, 

9 Defne, 

4 Kurtbağrı, 

3 Manolya, 

8 Dut, 

8 Palmiye, 

2 Ladin, 

84 Çam, 

111 Sakız, 

74 Çınar, 

115 Kavak, 

10 Erik, 

3 Armut, 

2 Meşe, 

179 Akasya, 

37 Söğüt, 

1 Mazı, 

1 Ilgın, 

8 Ihlamur, 

7 Karaağaç.”

YOLSUZLUKLARI AÇIK AÇIK İZLEMEK DE PEK GARİP

Ataköy’de olup biten yolsuzluk, hukuksuzluk tıpkı bu bölgenin kuruluşu gibi internetten izlenebiliyor!

Ancak öyle küçük oyunlar, öyle ince ince hukuksuzluklar yapılmış ki, i-na-na-maz-sı-nız! 

Nasıl özetlenir bilmiyorum.

Kısaca anlatmaya çalışayım. Yazdım ya; denizin -eskisine göre- kirlenmesi ilk neden. Ama daha da çok 80’lerin sonunda plaj ve içindeki tesislerin Yafes Öztürk’e verilmesiyle, sahil İstanbullulara kapanmaya başlıyor. Plajın bir kısmı Galleria ile gidiyor. Ancak Galleria yani ilk AVM hem mimari güzellikle de, hem de çocuk ve yetişkinlere açtığı yeni dünya ile bir eksiklik doldurduğu ya da yeni bir hayat sunduğu için yıllarca çok seviliyor.

90’larda yeni bir imar nazım planıyla tüm bölge, Ataköy 1-2-3-4-5 dahil, yoğun imarlı turizm bölgesi haline getiriliyor; 70 metre yükseklik geliyor. Sheraton, Titanic, Ramada bu imar planıyla Ataköy’e geliyor.

‘TOKİ PARSEL PARSEL SATTI’

Bu sırada Ataköy’ün imarının ana taşıyıcısı, hatta bölgeyi var eden Türkiye Emlak Bankası, yolsuzlukların merkez üssü haline geliyor ve Emlakbank 2000’lerde lağvediliyor. Ve bankanın Ataköy’de sahip olduğu tüm araziler TOKİ’ye devrediliyor. Ve yeni macera böyle başlıyor.

Bundan sonra Ali Dağlar’ın Diken’deki “Vahşi bir rantın anatomisi: Ataköy sahilinde ne yeşil kaldı, ne kıyı…” başlıklı (https://www.diken.com.tr/vahsi-bir-rantin-anatomisi-atakoy-sahilinde-ne-yesil-kaldi-ne-kiyi/) haberinden alıntılarla özetlemeye çalışacağım: 

“Ataköy sahili, Eminönü’nden Avcılar’a uzanan kıyı şeridindeki tek doğal kıyı, tek doğal plajdı. Emlakbank ile TOKİ arasında imzalanan 14 Aralık 2001 tarihli protokolle toplam 412 bin metrekarelik Ataköy sahil şeridi TOKİ’ye devredildi.

2005 sonrası TOKİ, bu arazileri yeşil alana dönüştürmek yerine parsellere bölüp sattı.

Alan başlangıçta 2 parseldi. Turizm alanı ilan edilen yer için otel, AVM, rezidans, akaryakıt istasyonu vb. fonksiyonlar tanımlanmış, bina yüksekliği 72 metre olarak belirlenmişti.”

‘İHALEDEN İKİ HAFTA ÖNCE KURULDU VE TEK BAŞINA KAZANDI’

Ali Dağlar’ın haberinden alıntıya devam edeyim:

“TOKİ sahili satmak için 8 ihale düzenledi. Galleria, Sheraton ve Dünya Göz’ün bulunduğu alanı ilk kez 4 Eylül 2008’de ‘mevcut binaları ve 100 bin metrekareye yakın ek inşaat imkanı’ ilanıyla ihale etti, satamadı.

23 Eylül 2008’de TOKİ bu kez sahilin 249 bin 980 metrekarelik 2. Kısım ve Ataköy Konakları önündeki alanı ‘Kıymetli Arsa’ ilanıyla 650 milyon TL muhammen bedelle satışa çıkardı ve SİNPAŞ’a 850 milyon liraya sattı.

Üzerinde tarihi Baruthane yapılarının bulunduğu Ataköy sahilindeki 160 Parsel (Baruthane) TOKİ  tarafından 12 Temmuz 2010’da ‘restore et, işlet’ modeliyle kiralama ihalesine çıktı. 59 bin 800 metrekare turizm ve rekreasyon alanı parsel, üzerindeki tarihi yapıların aslına uygun restorasyonu, anıt ağaçların korunması şartıyla yıllık 6 milyon liradan, 49 yıllığına, ihaleye tek başına katılan Çelebican A.Ş.’ye kiralandı. Ticaret sicil kayıtlarına göre şirket, ihale tarihinden hemen önce, 30 Haziran 2010 tarihinde kurulmuştu.”

BU YAZIYI PAYLAŞIN:

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on email
Email
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook
Henüz yorum yapılmamış.

Bir yorum yazın