Çeviri hatası!

Pek çok farklı disipline, ayrı alanlara ilgi duyan biri olarak bazen bir alanla özdeşleşmiş bir terimin başka bir alana da ‘cuk oturduğunu’ keyifle gözlemlerim… Mimar Nevzat Sayın’ın, Naum Paşa Konağı‘ya ilgili “O hakikaten bir ‘çeviri hatası'” deyişi ne güzel ‘oturmuş’…

İçmimar Didem Avincan, ‘yazarın’, ‘eserin’ ruhunu bilmeden yapılan çevirileri mimari alana uyalamayı da öneriyor belki de… Said Naum Duhanı̂’yi de anan yazının ardından, Didem Hanım aşağıdaki yazıyı ‘yorum’ olarak yazmıştı. Bir düşünce kapısı açtığı için ayrı bir yazı olması gerektiğini düşündüm… Buyrunuz…

“Naum Paşa Konağı ile ilgili gönderiyi ‘Her Umut Ortak Arar’da gördüğüm akşam Nevzat Sayın’ın bir ‘online’ etkinliği vardı Üretimhane tarafından düzenlenen. Adı ‘Gündelik Sanat Olarak Mimarlık’. 

Nevzat Sayın her zamanki gibi, bu kadar geniş kapsamlı bir başlık altında bile düzenli, merak uyandırıcı ve tabii ki akıcı olarak alt başlıklar halinde gruplandırarak anlattı konuyu. Mimarlığın ikna edici olmasından başlayarak ‘beğenmek’ üzerine konuşulurken ‘mimarlığın çok çabuk anlaşılamayan yönü, örtülü yüzü’ gibi cümleler not almışım. 

Sonunda söz alıp Naum Paşa Konağı’nın başına gelenlerden bahsetmesem olmayacaktı, Nevzat Sayın da sabırla dinledi sağolsun:)

‘BİR FONKSİYONU VAR AMA…’

Yapı, kendinden beklenen fonksiyonu yerine getiriyor belli ki ama orada size ‘ruhu yok sanki’ dedirten bana ‘ısınamadım’ diye söyleten, tam da mimarlığın o çabuk anlaşılamayan, bizi ona yaklaştıran o yönüne hiç fırsat verilmeyiş oluşu bence. 

Nasıl yapı inşa ederken yeri yurdu neyse, bir sürü parametre varsa içine de müdahale ederken, korurken, yaşatırken de ‘bir yorum’, yanlış kullanmayayım sözcüğü ama ‘bir bağlam’ gerekmez mi? 

“Acaba o da bu manzarayı görüyor muydu?” yazmışsınız, yani bu bile bir anahtar… (Burada o soruyu soran ben yani Nilay devreye girsin: Bence de! Bir yazarın senelerce kendini kapattığı, özellikle Beyoğlu / kent kültürü üzerine çok önemli eserler verdiği bir oda nasıl bir odadır? Nerelere bakıyordur? Bence de bu pek çok sorunun da, dolayısıyla yanıtın da başlangıcıdır.)

‘KORUNMASI GEREKEN NEDİR?’

Neyse içim soğumadı. Nevzat Bey, “O hakikaten bir ‘çeviri hatası'” deyince rahatladığımı hatırlıyorum o akşam, en azından sorun belirlendi:) 

Bu arada ‘çeviri’ kelimesini kullanarak anlattıkları da şahaneydi, ayrıca bir toplantı konusu olur cinsten. (Hani ‘Pasajlar Ahmet Cemal çevirisinden okunmalı’ derler ya, o geldi aklıma, ‘Hakim olmayan biri çeviri yaparsa ne olur?’ diye düşündürdü…)

Neyin korunması gerekiyor? Yapının ta kendisi mi, bazen evet bazen hayır bazen kısmen. Önemli; konuşulmalı, tartışılmalı, bir de bu farkındalığı oluşturmak için eğitime de el atılmalı diye düşünenlerdenim.”

BU YAZIYI PAYLAŞIN:

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on email
Email
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook
Henüz yorum yapılmamış.

Bir yorum yazın