Rum Patrikhane Konaklama Evi – Sabar Köşkü

Bu hesap çok emek. Ama ne zaman böyle bir hikâye çıksa, “İyi ki yapıyorum” diyorum. Kimi için bir ailenin bir öyküsünden bir kesit gibi görülebilir. Oysa, bu gibi, evlerde, albümlerde, ailelerde saklı kalan anılar, bilgi ve fotoğraflar tamamlıyor yakın tarihin kayıp hikâyelerini… Yazanlar, paylaşanlar, okuyanlar sayesinde kayıt altına alıyoruz. Ne mutlu ki…

Neslihan Aşıcıoğlu, pırıl pırıl bir genç hanım; gastronomi okuyor. Aynı zamanda genç bir girişimci; ev yapımı meze işine ortak, kendi zeytinyağı markaları da var.

Sahaflar Derneği’nin 2021 Ekim ayının ilk günlerinde Beşiktaş’ta düzenledeği festivalde ben de ‘Sahaflarda apartman dedektifliği yapmak’ konulu bir konuşma yapıyordum.

Neslihan ile orada yüz yüze de tanıştık. 

Birkaç gün sonra, daha önce çok güzel bir mektupla bana ilettiği dedesinin kitabından bir köşkün hikâyesini, ‘Rum Patrikhane Konaklama Evi’ başlığıyla gönderdi. Ama bence ‘Sabar Köşkü’ olarak da anılmalı o bina… Şimdi de Evyap Holding’in sahiplerine aitmiş.

İKİ KONUK YAZARIM VAR SAYILIR

Neslihan Aşıcıoğlu bana bir dolu fotoğraf ve metin gönderdi.

Ancak kitaptan –Prof. Dr. Ergun F. Sabar, Hayatımı Masaya Yatırdım, (s. 148, 149, 150)- daha ayrıntılı metne de ulaşınca alıntı yapmadan duramadım. 

Kısacası konuk yazarlarım Neslihan Aşıcıoğlu ile rahmetli dedesi Ergun F. Sabar:

YANIK KÖŞKÜN KALINTILARI ÜZERİNE

“1955 yılında, Yakacık Sanatoryumu satıldıktan sonra babam (Ergun Bey’in babası, Neslihan Hanım’ın büyük dedesi İhsan Rıfat Sabar) eline geçen parayı iyi bir yatırımla değerlendirmek istedi. (…) Şişli’ye doğru giderken Atatürk Müzesi’nin yanındaki apartmanın giriş katındaki iki daireyi satın aldı. Birini muayenehane olarak düzenledi, diğerini kiraya verdi. Sıra kendi oturacağı bir ev bulmaya kalıyordu. Her zaman Yakacık gibi bahçeli ve açık yerlerde oturmuş olduğundan bu kez de Boğaz manzaralı bir yere bakmaya başladı. Nihayet Emirgan’ın tepesinde, Boyacıköy’de, iki dönüm arazide, yanmış büyük bir köşk kalıntısı buldu. 

Köşkün giriş tarafında kalmış olan iki mermer kolon orta katın yüksekliğini 4.5 metre olarak belirliyordu. Yan duvarlar ise binanın eskiden üç katlı olduğunu gösteriyordu. İhsan Dayım vakıflar İdaresi’nde eski eser restorasyon uzman olduğu için, Topkapı Sarayı’nda çalışan mimar Macit Beyle köşkü incelediler ve aynı şekilde inşa edilebileceğine karar verdiler. 

AFOROZ ETTİREN SATIŞ

“Bunun üzerine satın almak için sahibi arandı ve köşkün Rum Patrikhanesi’ne ait olduğu öğrenildi. Bina, Rum Patriki’nin eski yazlık köşküydü ve 1903 yılında yanmıştı. Ancak Patrikhane Müslümanlara mal satmıyordu.

Babamın hastası olarak tedavi olmuş ve iyileşmiş Vangel adında bir dostu vardı. Tepebaşı’nda bir lokanta sahibiydi ve davetlerde bazı zamanlar eve yemek hizmeti verirdi. Vangel’in durumdan haberi olunca babama gelmiş ve Patrikhane’den köşkü satın alarak babamı devretmeyi teklif etmiş. Ancak bu nedenle aforoz edilebileceğini, böyle bir halde de cenazesini babamın kaldırması gerekeceğini söylemiş. (…) Satış o şekilde gerçekleşmiş. Hakikaten birkaç yıl sonra Vanger vefat edince cenazesini babam kaldırdı. 

TOPKAPI SARAYI’NDAN MOTİFLER

“İnşaat 2 yıl sürdü İhsan dayım ve Macit Bey için bulunmaz bir işti. Ev önce sadece iki katı olarak düşünmüştü; fakat ikinci katın taban betonu döküldükten sonra dayım babamı binanın üstüne çıkarmış ve neredeyse Paşabahçe’den Kız Kulesi’ne kadar uzanan manzarayı göstermiş. Babam da bunun üzerine üçüncü katı da kabul etmiş. Evin içindeki kartonpiyer süsleri için Macit Bey Topkapı Sarayı’ndan motifler çıkartıp onları işletmişti. Ana giriş için iki taraflı mermer bir merdiven yaptırılmış ve demir kapı takılmıştı. 

KAPI, CİMCOZ AİLESİNİN KONAĞINDAN 

Kapı, Cimcoz Ailesi’nin yıkılmakta olan Kadıköy’deki konaklarından satın alınmıştı. Köşk’ün inşaatı 1957 yılında sonradan bulduğumuz orijinal fotoğrafına çok benzer şekilde tamamlanmış ve ailemiz köşke taşınmıştı. Babam Köşk’ün inşaatı için yatırım olarak satın alıp kiraya verdiği daireyi satmak zorunda kalmıştı. Babam için bu ev hayatının en önemli olaylarından biri oldu; ama sefasını sadece 7 sene sürebildi. Annem evi 1990 yılına kadar kullandı. O yıl satılan evi alanlar, orijinal görüntüsünü bozmadan baştan aşağı yenileyerek İstanbul’un en güzel evlerinden biri haline getirdiler.”

İLK DAVET BİR DÜĞÜN

Neslihan Hanım ekliyor:

Ev, o sene Evyap ailesine satılmış ve halen onların ikamet ettiğini biliyoruz.

Görsellerdeki beyaz saçlı bey, büyük dedem İhsan Rıfat Sabar.

Smokinli genç, dedem Ergun Sabar, yanındaki hanımefendi ise büyük babaannem Neriman Sabar.

Gelinlik ve damatlık olan fotoğrafta ise; anneannem Güler Sirmen Sabar, dedem Ergun Sabar ve büyük dedem İhsan Rıfat Sabar.

Evin inşaatı tamamlandıktan sonra verilen ilk davet, anneannem ve dedemin düğünü imiş.

* Kemal Sunal’ın 1984 yılı Tokatçı adlı filminde de rol almış bu köşk. Davut Koç, Instagram’ından bir fotoğrafla katkıda bulundu.

BU YAZIYI PAYLAŞIN:

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on email
Email
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on telegram
Telegram
Share on facebook
Facebook

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış.

Bir yorum yazın

DİĞERLERİ

Çekirge

Petek Apartmanı

Bursa Petek Apartmanı çok ilginç. İki blogdan oluşan bu apartmanın özelliği 80’lerde orada oturan aileler ve çocukları… Kimler kimler… 1- Artık bir ayağı Viyana’da olan modacı Atıl Kutoğlu (1. kat) 2- Dice Kayek markasını yaratan Ece ve Ayşe Ege kardeşler (4. kat) 3- Mücevher markası

Devamı »
Taksim

Ceylan Apartmanı

Malum, ‘geçmiş-hatıralar-Cumhuriyet dönemi mimarisi ve insanları’ minik minik yazıp paylaşıyorum. Bu süreçte de ara ara “Eğer ki hâlâ ayakta olan bu güzel binalardan birinde oturuyorsanız, az biraz da olsa hikâyesini biliyorsanız ne olur paylaşın, hatta beni kahveye çağırın” diyorum. Beni ilk kahveye çağıran, oturduğu bina

Devamı »
Ulus

Erzurumlu Nafiz Bey Apartmanı

Benim anlatmak istediğim apartman bir tesadüfle görüp fotoğraflarını çektiğim, sonra “Kent müzesi olacak” haberlerindeki bir fotoğrafla “Aaa benim gördüğüm apartman” dediğim bir bina… ANKARA’NIN İLK KALORİFERLİ, ASANSÖRLÜ APARTMANI Ankara’da çok sevdiğim Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nden çıktıktan kısa bir süre sonra binayı gördük ve otomobille başka güzel

Devamı »
Çankaya

Türk Dil Kurumu Binası

Bir süredir mimarların da beğendikleri, onlar için özel olan yapıların kaydını tutmak istiyordum. Bunun için ilk önce tanıdığım kişileri taciz etmeye başladım. İyi ki de yapmışım!  Kısa süre önce Nasıl Olunur’da söyleştiğimiz #NevzatSayın’a da yazdım; “Bana sizin için önemli bir yapıyı yazar mısınız? Nevzat Sayın

Devamı »
Saraylar

Babadağlılar Çarşısı

Bahar Bayhan’ın Arkitera için Cengiz Bektaş ile yaptığı söyleşiden alıntıyla başlayalım: “Hisarönü’nde bir kadın biz alanda çay içerken geldi, ‘Sen ne iş yapıyon?’ dedi.  Önce ‘Mimarım’ dedim, sonra utandım söylediğimden ‘Yapıcıyım’ dedim. ‘Sen Dengizli’de Babadağlılar Çarşısı’na git de mimarlık neymiş öğren’ dedi. Bundan çok hoşlanıyorum.

Devamı »
Cihangir

Güneşli Sokak

Yılların Güneşli Sokak’ı… İstanbul Cihangir’de oturup da bilmeyen yoktur.  10/7/2020 tarihinde açıklanan bir kararla Beyoğlu Belediye Meclisi, ‘Kapıcılar Kralı’ ve ‘Çöpçüler Kralı’ filmlerinin çekildiği sokağın adının Kemal Sunal Sokağı olmasına karar vermiş. Sokakta oturanlar, evleri-anıları olanlar ne hissediyor, nasıl bakıyor merak ediyorum. Kaydını düşelim; üç

Devamı »
Laleli

Tayyare Apartmanları

Mehmet Bey’den okuyalım: “Tayyare Apartmanları mimarlık tarihimiz için birçok açıdan önemli: 20 TL’nin arka yüzünde portresi de olan Mimar Kemalettin’in bu eseri, İstanbul’un ilk betonarme yapılarından. Suriçi’nin de ilk apartmanlarından.  İstanbul’da yapılan ilk #site olduğu da rahatlıkla iddia edilebilir. Ülkemizde, Batı Avrupa’daki sosyal konutlar model

Devamı »