Hamaratlar Yalısı (Hamaratlar Evi)

Yapım Yılı: 1942

Projeme her zaman destek olan mimarlardan biri Hasan Çalışlar.

2024 yazında Hasan, bir grup mimar ile bana Büyükada’da bir grup evi gezdirerek, mimarlarını, hikâyelerini anlatmıştı. Evler bizim için açıldı, ağırlandık, ev sahiplerinden evlerin hikâyesini dinledik. Büyükada’da ne gizli, ne şahane evler var azıcık-ucundan şahit olduk…

(Şimdi destekçim Jotun Türkiye. Ancak bu bahsettiğim gezi, üç sene boyunca projeme destek olan Kalebodur ile Pelin Özgen Piker sayesinde gerçekleşmişti. Onlara da müteşekkirim.)

Hasan Çalışlar önderliğinde yaptığımız Büyükada’nın Yaşlanmayan Modernleri” gezisinde en iyi ağırlandığımız evlerden biri de “Hamaratlar Evi / Yalısı” idi.

Vivian Elvaşvili ve annesi Neomi (Mimi) Elvaşvili muhteşem ev sahipleri.

Hasan şahane bir anlatıcı, bence tv yıldızı ama yazmayı -kendi iddiası o- sevmiyor. Evi ben onun anlatımlarından yararlanarak, cümlelerini aktararak yazacağım…

VİZYON VE EKONOMİK GÜÇ BİRLEŞİNCE…

Evin mimarı Emin Necip Uzman.

Uzman, Büyükada’da pek çok binası olan, Cumhuriyet’in en önemli modern mimarlık aktörlerinden biri; profesör, İstanbul Erkek Lisesi üstü akademi formatından gelen bir mimar. Bina 1942’de yapılıyor.

Dönem savaşın ortası. Yokluk zamanı, karneyle ekmek dağıtılıyor ve Büyükada’da böyle bir ev yapılıyor. Vizyon ile ekonomik gücün birleştiği bir bina.

Ben sütunlu görkemli girişini, vitray camlarını, merdivenlerini, üç salon büyüklüğündeki -zaten iki salon takımı olan salonunu-, dev balkonunu, enteresan barını ama özellikle de -birebir görmesem de anlatılanlarla- mutfağını unutamıyorum.

İçinde kasap buzdolapları olduğu anlatılan mutfak…

KASAP BUZDOLAPLI MUTFAK

Bundan sonra Hasan’dan alıntılar yapayım:

“Et, tavuk ve balığı toplu alıp saklıyorlar. Her zaman, her şeyin bulunamadığı dönemde bu stoğun yapılma imkanı olan evlerden biri Hamarat Yalısı.

Hamson Kayalıkları üzerindeki evlerin hepsi, “Varlıklı” diyebileceğimiz yapılar. Büyükada’nın geneli için bunu söylemek mümkün, özel bir bölge burası. Ama Hamaratlar Yalısı’nın bir başka özelliği aslında hemen bir yanında eskiden olan Çolak Yalısı’yla büyük bir benzerlik göstermesi… Mimar Emin Necip Uzman ikisini birden yapıyor.”

20 SENE KADAR SONRA ELVAŞLİ AİLESİ ALIYOR

“Hamarat Ailesi uzun zamandır Büyükada’da değil, onların ardıllarını tanıyıp birinci dönem yapılma bilgisini alma fırsatım olmadı ama ev 60’lı yıllardan sonra el değiştirip Elvaşvili Ailesi’ne geçiyor. Hâlâ da bu aile tarafından kullanılıyor.

O dönemde minik renovasyon, bir iç mimari çalışması geçiriyor.

İtalyan mimar Valenberg zamanında eve modern bir bar, taş duvar, özel ışıklandırmalar, birtakım kapı detayları ekliyor. Halbuki Emin Necip Uzman’ın Sadıkoğlu Yalısı’nda da göreceğimiz merdiven, hol, lambri gibi standart prensip detayları var; onlar korunmuş, eve girdiğiniz zaman görüyorsunuz. Bunlara çağdaş, 60’lı yılların sonuna ait Çin lokantalarında görebileceğiniz ortası dönen bir masa gibi mobilyalar eklenmiş.. İçerideki barın detayları, bambular bugün isteseniz yaptıramayacağınız seviyede fevkalade zarif ama bunlar ikinci dönem şeyler.”

HARİKA NUMARA: YATAK ODASINA KÖPRÜ

Biraz da mimari kurgusundan bahsedersek: “Yapı yol kotundan, binanın sıfır kodu dediğimiz giriş kotunda… Bu bölgedeki bütün evler gibi Nizam Caddesi’ne göre biraz aşağıda kalıyor. Dolayısıyla yoldan yürürken evin birinci kat kotuyla aynı seviyeye geliyorsunuz. Mimar da doğal olarak yatak odalarını üst kata koymuş. Alt katta kocaman yukarı doğru hafif incelen dorik, faşist mimari etkisi taşıyan sütunlar, çok güzel bir veranda var. Ev o verandadan sizi içeri alıyor. Girdiğiniz zaman bir L merdivenle yukarı çıkıyorsunuz. U merdiven, tamamen lambriyle kaplı. Sanat eserleriyle bezenmiş holden yukarı çıkıyorsunuz. Buradaki en büyük numara ana yatak odası dediğimiz, master odanın balkonundan doğrudan cadde kotuna bir köprü olması. Diyelim ki, siz akşam Anadolu Kulübü’nde felekten bir gece geçirdiniz. Uzadı, gece faytoncu sizi kapıya bıraktı. Hiç eve gir, aşağılara in yukarılara çık falan yok, etrafa kaçta geldiğine dair bir ipucu vermeden doğrudan yatak odasına bağlanabildiğin bir köprü var. Bu köprüde bizim bisikletlik dediğimiz, cadde kotunda bir gazebo ya da saçak altından giriliyor, bisikletle gelip, bisikletinizi bırakıp, doğrudan odanıza geçebiliyorsunuz”.

Gördüğümde beni de çok etkilemişti; şahane değil mi? Harika numara…

Daha sonra Uzman’ın Arkitekt Dergisi’ne yazdığı 1946 tarihli metinden anlıyorum ki, bu ayrı girişi mimardan Hamarat Ailesi talep etmiş.

CADDEDEN BAŞKA DENİZDEN BAŞKA…

Şimdi burada, Büyükada’nın pek çok kişi için “gizli” kalmış tarafından da bahsetmeliyim.

Nizam Caddesi üzerinde yürüyorsunuz. Neredeyse normal boyutlarda mütevazı bir ev, evler var. Evet müstakil ve güzeller… Ama caddeden ayrı, deniz tarafından farklılar. Bu evlerin asıl gizli cenneti çoğunlukla deniz tarafında.

Hasan’ın “Hamson Kayalıkları üzerindeki evlerin hepsi varlıklı” dediği durum da bunun uzantısı.

Hamson Kayalıkları, Büyükada’nın güneybatı tarafında yer alan bir tür falez oluşumu desem yeri herhalde.

“Büyükada’nın Heybeliada’ya bakan batı cephesinde, Hamson Ailesi tarafından yapılan plan-parselasyon ile gayrım yolu ve deniz arasindaki arazi Hamsom Kayalıkları ismiyle anılır. Çoğu, deniz seviyesinden 20-2 metre yukarıda kalan bu arazilerde binalar denizle ilişkilerini dik merdivenlerle ya da asansör füniküler gibi elemanlar yardimiyla kurarlar” diyor Hasan Çalışlar.

ASANSÖRLE DENİZE…

Bu evlerin çoğundan asansör gibi sistemlerle kendi özel plajlarına iniliyor. Bu evin de denize ulaşımı, denizle iletişimi etkileyici. Hasan da drone ile bunu görüntülemiş.

Hasan Çalışlar’ın verdiği bilgiye göre sahil tarafı daha ileriki yıllarda Kazım İspahani adlı mimar tarafından yeniden düzenlenmiş. Ayrı bir çizgide, gayet de şık duruyor.

“Mutfak bayağı büyük ve zemin katta. Hem evin içinde verandadaki bir aile içi operasyonda yukarı hizmet verebiliyor, hem de sıklıkla olduğu gibi davetlerin deniz kenarında, aşağıda yapıldığı durumlarda da asansörle hizmet yapılabiliyor.

Orada deniz kotuyla mutfak yani asansör kotu arasında yaklaşık 20 metreye yakın bir kot farkı olduğu düşünülürse, bu mutfağın ortada iki tarafa hizmet verecek şekilde konumlanmış olması da, o dönemin lojistik imkanları için dahiyane” diyor Çalışlar…

BAHÇE MÜTEHASSASINDAN ÖZEL HİZMET

Bu arada mimar Uzman’ın Arkitekt Dergisi’ne yazdığı metinden evin bahçesi için bir “bahçe mütehassısından” özel peyzaj hizmeti alındığını, ev sahiplerinin vizyonunu, evin ve ailenin büyüklüğünü anlayabiliyoruz.

Bodrum üzeri iki kat ev için “Büyük bir aileye ait olan evde, kendilerine mensup 2 aileye müstakil bir program verebilmesi haliyle 3 ünite teşekkül etmiştir. Her ünite esas itibariyle bir oturma-yemek odası, mutfak, ofis, banyo, hizmetçi, iki yatak odası ve teraslardan ibarettir” yazmış Uzman.

ÜÇ AİLE MAHREMİYETLE YAŞAYABİLİR

Mimar Emin Bey’in Arkitekt Dergisi’ne yazdığı 1946 tarihli metini okuyunca hissim yalının, 3 ayrı ailenin, mahremiyetle, hem ayrı hem birlikte yaşayabildiği bir ev olduğu.

Hamaratlar’ın ardından evi alan Elvaşvili Ailesi nasıl yaşıyor bilemiyorum; evin büyüklüğünün bir mahremiyet sağladığından eminim ancak hiç “kopuk” hissettirmeyen sıcak bir yapı.

“Bir konut mimarı olarak Emin Necip Uzman” başlıklı tezinde Gökçe Tanrıkulu, dergideki ev anlatımını çok iyi ‘toparladığı’ için ondan alıntılayayım:

1942’DEKİ LÜKSÜ OKUYALIM

Yapıdaki bodrum kat tamamen servis alanlarına ayrılmıştır. Bu katta üç ayrı mutfak, hizmetçiler için ayrılmış üç ayrı yatak odası, banyo, çamaşırlık ve depolar bulunmaktadır. Aynı zamanda giriş katı olan, bu katın üzerindeki katta ise üç ayrı birim şeklinde şömineli oturma-yemek alanları vardır. Giriş holünün etrafına konumlanmış bu alanların her birinde, yemek alanlarının yakınında küçük bir ofis bulunmaktadır ve bu ofislerdeki elektrikli servis asansörleri ile aşağıdaki mutfaklardan servis alınır. (…) üst katta da, içerisinde iki yatak odası ve bir banyosu bulunan üç ayrı birim ve bir misafir odası bulunmaktadır. Ayrıca bu kattaki galeriden bir platform aracılığıyla sokağa bağlanılır. Mimara göre, işverenin isteği olan bu platformun duvarı, ön bahçeye bir mahremiyet kazandırmıştır (…) Mekân kurgusu olarak bir konut yapısından ziyade, üç ayrı konutun bir arada çalıştığı bir yapı bütünüdür.”

MÜMKÜN OLSA ÖDÜL VEREBİLSEK

Vivian Hanım ile ve 90’larındaki annesi Neomi (Mimi) Elvaşvili’nin muhteşem ev sahipliğinden bahsetmiştim.

Onları bize o sıcak ağustos gününde ikramladıkları için değil, böyle bir evi bu şekilde yaşattıkları için çok taktir ediyorum. Övmeleri bitiremiyorum; “O evde misafir olmak her zaman bir ayrıcalıktır” diyor Hasan. Çok hoş.

“Evlerini, mimariyi böyle koruyanlara ödül verilmeli. Bir şey yapsak mı?” diyorum Hasan’a…

“Bir de Ada’dan bahsediyoruz, deniz kenarı. O mobilyaların yıpranma katsayısı Gayrettepe’deki bir apartmana göre 10 kat fazla. Tuz, nem, güneş… Ödül de verilmeli ama belli birtakım fonlar bunlara yardım da etmeli. Avrupa’da falan böyle iyi korunan evlere devletler yardım ediyor” diyor Hasan Çalışlar ve devam ediyor:

‘İKİ KATMAN DA DURUYOR’

42’de yapılmış bir bina 60’lı yıllarda bir minik renovasyon geçiriyor. Belki evin diline birebir uymayan ikinci bir katman gelip, evin üzerine konuyor. Fakat ev mimari olarak hala kendi kişiliğini ve kimliğini baskın bir şekilde koruyor. Kaldı ki, yapılan da şık ama önemli olan ve bu evin katmanlarının kazınıp, yeni bir katman konmamış olması, o iki katmanın hâlâ duruyor olması. Bu çok kıymetli.

Bu bir aile evi. Her bir çocuk kendi ailesini kuruyor, torunlar geliyor. Dolayısıyla hâlâ birinci kuşak büyüklerin yaşadığı evlerde torunlar da büyüyüp, onlar da evlendiği zaman falan büyük aile toplantıları olduğu zaman, bu mekan zenginliği bir ihtiyaç haline geliyor.”

İNCELENESİ AYRINTILAR…

Bu arada küçük bir ayrıntı ama küçüklüğümden hatırladığım anneannemlerin Bakırköy’deki tek katlı, bahçeli bir evlerindeki raylı-akordiyon gibi açılıp kapanan pencere korkuluklarını Hamaratlar Evi’nde de görünce heyecanlandım.

Hasan bu heyecanıma bilgiyle yanıt verdi:

“Bir güzel ayrıntı da evin güvenliği için yapılmış olan demir korkuluklar evin dışında değil!

Kış geldi artık adada değilsiniz, evinizi güvenli bir şekilde kapatmak istiyorsunuz, demir korkuluklar evin duvarları içinde bir sürme sistemi olarak çözülmüş. Oradan sürme bir ray şeklinde demir korkuluğu çekiyorsunuz ve evi hiç dışarı çıkmadan kapatıp gidiyorsunuz.

Yazınsa bu güvenliği açıp bırakabiliyorsunuz veyahut pencereleri açıp, güvenli kalmak istediğiniz zaman yalnızca demir sürgüyü içeriden kapatabiliyorsunuz. Bunlar 40’lı 50’li yılların gündelik hayatını düşününce müthiş detaylar ve bunların hiçbiri gözünüzü tırmalamıyor. Bu tamamen koca taşıyıcı duvarın içinde yok oluyor. Yapı yapılırken, o kagir binanın 55-65 santim duvar kalınlıkları içerisinde bunlar bırakılmış ve çalışıyor hâlâ. Bu hassasiyette bir ev yapılmış olması, bize o dönemin işçilik ve inşaat kalitesinin ne boyutta olduğu hakkında ciddi bir ipucu veriyor, arşiv bilgisi oluşturuyor.”

* Fotoğraflar benim çektiklerim (özellikle içeriden olanlar), drone ile çekilen bina fotoğrafları Hasan Çalışlar. Siyah beyaz fotoğraflar Arkitekt Dergisi’nin yazıda bahsedilen sayısından İsmail Sender çekmiş.

BU YAZIYI PAYLAŞIN:

WhatsApp
Email
Twitter
LinkedIn
Telegram
Facebook

YORUMLAR

1 Yorum
  • Zeynep
    Tarih: 17:46h, 27 Ağustos Yanıtla

    Kalbim…

Bir yorum yazın

DİĞERLERİ

Kurtuluş

Baraz Apartmanı

“Dedem ihaleyle satın almış burayı. Biz ailece, yıllarca burada yaşadık. Sakin bir mahalleydi burası. Kurtuluş Caddesi’nin arkası boş araziydi. Bu sokaklarda futbol oynardık. Kurtuluş, İstanbul’un en medeni yeriydi. Kapılara kilit vurulmazdı” diye anlatıyor Türkiye’nin ilk sanat galerisi sahiplerinden Yahşi Baraz…  “Burayı” dediği yer Kurtuluş Caddesi,

Devamı »
İncirli

Coca Cola Fabrikası

Vay canına sayın seyirciler; insan bir bina ya da mimarın peşinden giderken nerelere geliyor, neler öğreniyor inanamazsınız! Başlayalım. Malum; eserlerinin çoğunu Adana’da üretmiş mimar Ertuğrul Arf’ın -çoğu bugün olmayan- binalarının izini sürerken, Arf’ın, bugün Adana’da harabe halinde olduğu söylenen Coca Cola Fabrikası’nın da mimarı olduğunu

Devamı »
Çankaya

(Birinci) Sönmez Apartmanı

Bina seven biri için, gizli bir güzelliği gösteren arkadaş çok havalı olabilir! Sevgili AnkaraApartmanları (Instagram ismiyle), Ankara buluşmamızda bana bir Sönmez Apartmanı gösterdi ki unutamıyorum. Ara ara açıp merdivenlerine baktığım oluyor. O günden beri de kendisine ısrar ediyorum, “Hadi yaz, yaz”… Bir istedim, iki Sönmez

Devamı »
Talimhane

Türk Bisturi Apartmanı

Taksim Talimhane, Divan Apartmanı‘nın yazısının altına gazeteci Deniz Alphan şöyle yazmıştı: “Küçüklüğümde biz de Şehit Muhtar Caddesi’nde iki üç apartman aşağıda Türk Bisturi Apartmanı’nda otururduk. Apartmanın sahibi bir operatör doktordu, herhalde mesleğinden dolayı bu adı seçmişti. Benzer özelliklere sahip bir binaydı. Sokaklar oto yedek parçacıların

Devamı »
Kalamış

Eren – Bedri Rahmi Eyüboğlu Evi (Mavi Kaplumbağa Sanat Evi)

Sanatçı Eren ve Bedri Rahmi Eyüboğlu çiftinin İstanbul Kalamış’taki atölye evleri, geçtiğimiz günlerde (Eylül-Ekim 2025) Bedri Bey’in 50’nci ölüm yıldönümü nedeniyle ziyarete açıldı. Kardeşim de evi -Kale Tasarım ve Sanat Merkezi ile Şehrin Panoları işbirliğiyle- gezenler arasındaydı. Onlara evi, sanatçı çiftin torunu Sabahattin Rahmi Eyüboğlu

Devamı »
Taksim

Pertev Apartmanı

İtalyanın en tanınmış Çağdaş Yunan Edebiyatı uzmanlarından, İstanbul doğumlu Mario Vitti’nin Sula Bozis tarafından Türkçe’ye çevrilip İstos tarafından yayınlanan “Doğduğum Şehir /İstanbul 1926-1946” adlı kitabının kapağı beni çarpmıştı. Gezi Parkı’nın bir zamanlar var olan merdiven tırabzanlarından (merdiven korkulukları artık metal) çekilmiş fotoğrafta, arka planda sırasıyla

Devamı »
Çankaya

Pembe Köşk

Bugünkü yapı Ankara’dan; konuk yazarım Yiğit Ahmet Kurt. Buyrunuz… Eylül 1923; Garp Cephesi Kumandanlığı tamamlanmış, artık Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde hariciye vekilidir İsmet Paşa. Kısa bir süre sonra Cumhuriyet ilan edilecek, kendisi de ilk başbakan unvanını alacaktır. Düşman işgalinden kurtarılmış bu yeni ülkede sıra artık

Devamı »
Büyükada'nın Yaşlanmayan Modernleri
Hasan Çalışlar Arşivi

Çok sevdiğim mimar Hasan Çalışlar’ın, Instagram’da oluşturduğu ve “Büyükada’nın Yaşlanmayan Modernleri” adını verdiği arşivine, bundan sonra sitenin bu bölümünden ulaşabileceksiniz.