Türkiye’de Ağa Han -Aga Khan- ödülü almış ilk yapı Turgut Cansever mimarisi ile Bodrum’daki Mica-Ahmet Ertegün Evi. Geçen yaz bir ‘arkası yarın’ şeklinde, en sonunda içine de girerek yazdığım evin yapım tarihi 1971-1973 arası.
Bodrum’da Turgut Cansever imzalı ve yine Ağa Han ödüllü bir yer daha var; ödülü 1992’de alan Demir Tatil Köyü.
Bugünkü haliyle birbiriyle bağlantılı ve aynı zamanda bağlantısız, benzeyen ama bir hayli de farklı bu yapılar bütününe -hemen aklımıza gelen imajla- ‘tatil köyü’ denilemez ancak özel bir alan olduğu muhakkak.
Burası -mimarlıkla ya da Bodrum sosyal hayatıyla- ilgili insanlar için pek meşhur bir yerdir.
Hem orada ev sahibi olmak, yaşamak pek bir havalı sayılır, ara ara “evler de biraz kullanışsızmış galiba” sohbeti yapılır.
ÇOK MU ÖZEL, KULLANIŞSIZ MI?
Burayı çok merak ediyordum. Geçtiğimiz günlerde Refika Birgül sayesinde hem bölgeye hem de pek çok farklı eve girme fırsatı buldum. Orada oturan, o gün tanıştığım herkesle uzun süreli arkadaş olabileceğim hissine kapılıp pek çok konuda uzun sohbetler yaptığımdan ve öğle sıcağına kaldığımızdan ilgi odağım dağınıktı biraz.
Evler tür tür; belirli tipler var ama onlar da parseliyle, yoluyla, ağacıyla, açısıyla, iç yapısıyla kendi içinde bayağı farklı.
Evlerin bazı önemli unsurlarını çok kullanışsız ya da zor bulan da var. Ama yıllardır kiralıyorlar da. Peki neden?
Niye burası özel? Sadece tanınmış bir mimarın ödüllü sitesinin içinde oturmak mı mesele? Öyle olmamalı… Okudum biraz…
İlgililerle birlikte anlamaya çalışalım…
CANSEVER HEM MİMAR HEM YATIRIMCI
1950-60’lar, mimar Turgut Cansever’in Bodrum’u görüp beğendiği yıllar.
Çokça faydalandığım M. Talha Öksüzoğlu’nun ‘Turgut Cansever’de Yerellik: Demir Tatil Köyü’ adlı tezi ve anlatımına göre 1970’te şehir plancısı Tuğrul Akçura, satılık araziden haberdar oluyor ve Cansever’e birkaç ortakla araziyi alıp onun düşündüğü yerleşimi gerçekleştirmeyi öneriyor. Kurdukları bir şirket üzerinden (TUYAKO – Turistik Yatırımlar Komandit Şirketi) arazi alınıyor; amaç, Cansever’in şehir ve konut düşüncelerine örnek oluşturacak bir yerleşim kurmak. (YouTube kaydını ve tüm kaynakları siteye koyacağım)
Cansever burada hem mimar hem yatırımcı konumunda.
800 DÖNÜMLÜK BİR ARAZİ
Arazi ilk önce 800 dönüm kadar…Ormana verilen yerlerle 500 dönüm gibi bir alana düşüyor.
1970, 1972, 1978 ve 1984 pek çok defa projelendirme yapılmış, erken projelerde betonarme ve gazbeton yapılar düşünülmüş en son bu yığma taşlı projede karar kılınmış.
-Anladığım kadarıyla- Cansever, Demir Tatil Köyü’nde bir köyün görüntüsünü tasarlamıyor, bir köyün oluşma biçimini tasarlamaya çalışıyor.
Evlerin hepsini baştan belirlemek yerine, yerleşmenin zaman içinde, farklı kullanıcıların ihtiyaçları ve ekonomik imkânlarıyla çeşitlenmesine izin veriyor. Ağaçların rölevesini aldırıyor mesela. Topografya yolları, parseller yapıları, komşuluk ilişkileri yapıların konumunu etkiliyor. Kullanıcı ise evin biçimini etkiliyor.
AŞAMA 1A
Ortaya bir geleneksel tatil sitesi değil, “geleneksel yerleşmenin üretim mantığını çağdaş mimarlık içinde yeniden kurmaya çalışan” bir sistem çıkıyor.
Tabii elde kocaman bir arazi var. Pek çok ev, alışveriş alanları, otel bile var ilk planların içinde. Ama maddiyat oldukça yapılıyor yapılar. Hatta ilk yapılan kısma “Aşama 1A” gibi bir işim de veriyorlar.
1992 yılında Ağa Han ödülü alındığında yerleşimde 35 ev var. Ödüllendirilen şey de, aslında tamamlanıp dondurulmuş bir mimari bölge, nesne değil, büyümeye devam eden bir yerleşme modeli. Köy fikrine yaklaştıran taraf da bu. Bugün “tatil köyü” ifadesi bize farklı çağrışımlar yapsa da köy gibi organik gelişen, “biçimi oluşturan ilişkileri yeniden üreten” bir düzen aslında istenen.
AĞA HAN DİYOR Kİ…
Fotoğrafların bir kısmını da aldığım Ağa Han Kültür Vakfı’ndan alıntılar yapayım:
“Bodrum’un 9 kilometre kuzeyinde, Mandalya Körfezi’nde yer alan Demir Tatil Köyü’nün ilk etabı; millî çam ormanı koruma alanına doğru yükselen ve Akdeniz sahiline doğru alçalan 50 hektarlık bir arazinin 2,7 hektarlık bölümünde inşa edilmiş, orta sınıf Türk aileleri için tasarlanan 35 tatil evinden oluşmaktadır. Yakın çevrede yapılması planlanan havaalanının hayata geçirilmesi hâlinde, 50 hektarlık arazinin sonraki etaplarında oteller, 500 konut, konferans ve sergi tesisleri ile alışveriş merkezlerinin yer alması öngörülmektedir.
Demir Tatil Köyü’nün mimarları Turgut Cansever, Emine Öğün, Mehmet Öğün ve Feyza Cansever’dir. Arazi, aynı zamanda köyün yatırımcısı ve uygulayıcısı olan mimar Turgut Cansever tarafından satın alınmıştır. Projenin niteliği, Cansever’in mimarlığa getirdiği özgün ve bütüncül yaklaşımda yatmaktadır. Cansever’in amacı yalındır: yerleşim ve yapı tasarımında kusursuzluğu ticari uygulanabilirlikle birleştirmek.”
OTOMOBİLLER YERLEŞİM DIŞINDA
Yine metinden devam edeyim: “İlk 35 evin inşasında biçim ve kütle çeşitliliği sağlamayı, her villayı denize yönlendirmeyi ve Yunan, Bizans ve Osmanlı mimarisinden örneklere dayanan ortak bir mimari dil oluşturmayı amaçlamıştır. Yapım malzemeleri; yerel taş, ahşap ve sınırlı ölçüde brüt betondan oluşmaktadır. Brüt beton, bölgenin mimari mirasına çağdaş bir katkı niteliğindedir.
Köy, başlangıcından itibaren çevresel kaygılar doğrultusunda şekillendirilmiştir. Ağaçların ve toprağın korunması, otomobillerin mümkün olan her yerde yerleşim dışında tutulması, kıyı şeridinin erozyondan ve denizin kirlilikten korunması bu yaklaşımın başlıca unsurlarıdır.
Jüri, köyü şu sözlerle değerlendirmiştir: İncelikli, yalın. Özenli bir işçilikle inşa edilen ve araziye güzel biçimde yerleştirilen evler; mimari tasarım, zanaatkârlık ve ticari arazi geliştirme açısından yüksek bir standart ortaya koymaktadır.”
YANDAKİ ARAZİNİN DE ERTEGÜN’E AİT OLMASI!
Bodrum’u bilmeyenler için; tarifte Torba-Mandalya Körfezi deniyor ancak Demir Tatil Köyü ismini almasında Demir koyunun etkisi var diye düşünüyorum:)
İlk başka alınan alan Demir Tatil Köyü olarak büyümese de o alana mimarlar Emine Öğün ve Mehmet Öğün tarafından AmanRuya isimli otel yapıldı. Şimdi orada geniş bir alanda çok büyük inşaat yapım çalışmaları var.
Benim için ilginç olan ve bu okumaları yaparken birleştirdiğim parçalardan biri de şu oldu. Hemen yakında Demirbükü’ndeki MESA evlerinin olduğu alanın eskiden Ahmet Ertegün’e ait olduğunu -ve fazlasını- duymuştum. Hatta “Bodrum St. Tropez’e benzetiliyor, Ertegün o dönem arazisini imara açtırmaya çok uğraştı başarsaydı belki o Bodrum’u başka bir Bodrum yapardı” deniliyordu. Bir duyum… Ama Ertegün’ün, evini Cansever’e teslim etmesinin nedeni, Bodrum’da o dönemde yapmaya çalıştıklarından çok etkilenmesi ve Osmanlı-Türk mimarisine ilgisiydi. Yanyana arazileri de varmış meğer. (Bu bilginin bende fiziksel kayıtlı bir kanıtı yok, duyum)
TURGUT CANSEVER NASIL ANLATMIŞ
Peki Turgut Cansever projeyi nasıl anlatmış ona da bakalım. Kubbeyi Yere Koymamak adlı Turgut Cansever ile söyleşilerden oluşan kitaptan, (Timaş Yayınları, Yayına Hazırlayan Mustafa Armağan, sayfa 182-183) alıntılayayım:
“Eserleriniz içinde sizin için ayrı bir yeri olan var mı?” sorusuna Cansever şu yanıtı veriyor:
“(…) Demir Evleri, Bodrum’da geliştirilmekte olan Demir Turizm Kompleksi’nde uygulanacak olan mimari çeşitli açılardan denenmesi için bir pilot proje niteliğinde. Ülkemizde yüzyıl başından beri özellikle Batı’dan gelen temelsiz yaklaşımların ve taklitçiliğin etkisiyle tümüyle kaybolan mahalli, şehir tasarımı ve mimari kültürüne ait değerler ile tasarım metodlarının denenmesi bu projenin amacıydı.
Konular şehir planlaması, şehir tasarımı, mimari, yapı teknikleri, üretim sistemleri gibi alanları ve bunlara bağlı olarak sadelik-çeşitlilik, standartlar-farklılaşma, artizanal katkı, prefabrikasyon, geometrik berraklık ve doğa ile uyum, komşuluk ilişkileri, ulaşım kolaylığı, yayaya öncelik gibi konuları kapsıyordu.”
1, 2, 3 KATLI 6 TİP EV
“Bu evler 1, 2 ve 3 katlı olmak üzere 6 tipten oluşmaktadır. Tek katlı evler manzara boşluklarını, 3 katlı evler odak noktalarını, 2 katlı evler ise yerleşmenin ana mimari malzemesini oluşturacak şekilde kullanıldılar. Evlere misafirleri, gençler ve ailelerin yaşlıları için olduğu kadar, bahçede olmanın devamlılık veya müşterek bir odanın benzeri küçük bir odak veya mekanları eklemesi yoluyla misafirler ya da ailenin çeşitli yaş grupları için de özel yaşama alanları oluşturuldu.
Bu pilot projenin çözmeyi amaçladığı sorunlar; planlama ve şehir tasarımı alanları ötesinde mimarlık alanlarının bütün konularını da kapsamaktadır. Bu özellikleri ile Demir Ev Grubu’nun, yalnız ülkemizin mesken meselesine değil, insanlığın en büyük çevre ve konut krizini yaşayan 20. asır insanlığının konut meselelerinin çözümüne de ışık tutacağı inancındayım.”
TAM KÖY EVİ YA DA MİNİ MALİKANE
Refika Birgül, mimar Saffet Kaya Bekiroğlu ve Bahar Kitapçı ile birlikte sıcağın altında bir golf aracında ev-sokak gezdiğimiz, Refika’nın elinde koltuk değneği bize efsanevi mimari ayrıntılar verip Seran’ın, Zeynep’in, Bengi’nin, Deniz’in derken, ev ev gezdiğimiz güne dönersek…
Birileri “Bizim ev en orijinal kalanlardan biri” dedi ve beni evlerine götürdüler. Kiracılardı ve evin eşyalarına bile dokunmamışlardı. Şahaneydi benim için. Ertegün evinden bildiğim ikonik-konik şömine orada da vardı. Hem de salonda karşılıklı iki adet. Mutfak küçük, merdiven dardı.
Kimi eve ise tüm doğallıklarına rağmen ‘malikane’ demek mümkün; geniş, çok bakımlı, havuzlu; mimarinin temel unsunlarını değiştirmeden minik ‘oyunlar’ yapılmış bazı yapılar. Misal benim gördüklerin arasından ikisi böyleydi.
TAŞ İŞÇİLİĞİ DE ÇEŞİTLİ
Ardından Refika, bize bütün beton dökümden taş işçiliğine, teraslarını da kullanabilen ev tiplerinden rahmetli ressam Orhan Taylan’ın ev ve atölyesine onlarca ayrıntı gösterdi bize.
Ben yaşadıkları yerin mimarisine bu kadar hakim ev sahibi ve kiracıları hiç bir arada görmemiştim.
Refika’nın mimari bilgisinin yanı sıra, malzeme bilgisi de taktire şayan idi. Ev sahiplerinin kullanışsızlık şikayetlerine Saffet’in mimari taraftan yanıt vermeye çalışmasını da izlemek çok hoştu.
Evlerin denizle -manzara dışında- ilişkisini hiç sormamışım sonradan fark ettim.
Duvar örgüsü açısından da zenginlik var evlerin yapılışı uzun döneme yayıldığı için farklı yöntemler de deneniyor. Çilek taşı bölgede bulunan ve sıkça kullanılan bir taş.
İlgimi çeken bir diğer husus ise Demir Tatil Köyü’ndeki -eski- satılık ev ilanlarına bakarken bir evde yine Ertegün Evi’nde gördüğüm, banyoda serili olan, o evde hala çalışanların ördüğü tütün ipliğinden kilimlerin serili olduğunu görmek oldu. Bir ilişki kurulmuş demek!
Cansever’in pencere ve bazı kapılardaki oyunlarıyla dışarının sıcağını içeriye almaması hoştu.
80’lerde başlayıp yıllar içinde topografyaya, parsellere, kullanıcılara, ihtiyaç ve bütçelere göre seneler içinde bugünkü haline gelen bu köy, bugün Turgut Cansever’in istediği noktaya ne kadar uzak-yakın bilemem ama bazı sakinlerinin keyifli bir köy oluşturduğu kesin.
KAYNAK VE NOTLAR
- Tuğrul Akçura aynı zamanda Ataköy Plajı’nın da mimarlarından
- Tuğrul Akçura ve Turgut Cansever’in 1972 tarihli Bodrum–Mandalya Körfezi Turistik Gelişme Bölgesi ve Demir Turizm Kompleksi yayınının yayınevi “TUYAKO — Turistik Yatırımlar Komandit Şirketi” olarak geçiyor. Kayıt buldum
- https://the.akdn/en/en/how-we-work/our-agencies/aga-khan-trust-culture/akaa/demir-holiday-village





































































Henüz yorum yapılmamış.