Üç sene öncesine kadar, İstanbul Anadolu yakasındaki bir semtin, Şenesenevler’in adını hiç duymamıştım.
Önce ismi -çok- hoşuma gitti, sonra yapısı. Annemler bir süre orada yaşadığı için gittim, geldim. Semtin adını söylediğimde “Ah sen eski halini bir bilsen, iki katlı, bahçeli evler doluydu”yu dinledim.
Kendime de “Keşke benim olsa” diyeceğim 50’lerden kaldığı belli iki katlı, bahçeli, müstakil bir ev de buldum. Kardeşime oranın akibetini gözleme görevi verdim… (Güncel fotoğrafı Aslı Örnek çekti)
HALİT FEMİR BEY’E BAKARKEN…
Ben Bruno Taut Evi yazacakken hayat beni 1954 yılında, daha 44 yaşındayken bir trafik kazasında hayatını kaybeden mimar-akademisyen Halit Femir’e götürdü. Bu hesap bazı isimler için rahmet ister. Halit Bey çok sevilen bir insan, dönemi için modernsever, iyi bir mimar, iyi bir çalışma arkadaşı, beğenilen bir hocaymış. Allah rahmet eylesin…
Daha önce ortağı mimar Feridun Akozan ile birlikte yaptıkları Bursa’daki -muhteşem- Süter Evi’ni yazmıştım. Ama hayatlarına bakmamıştım. İki gündür okumam yetmezmiş gibi, sergiye gittim, orada da karşıma çıktılar, ne diyeyim.
Neyse…
Demir ile Akozan, Arkitekt Dergisi’ne de bayağı anlatmışlar yapılarını.
Bir de baktım, 1952 yılı sayısı, “Şenesen Evler Yapı Kooperatifi Mahallesi”.
Bugün bu bahçeli evlerden kalan nadir. Her yer yüksek katlı binalarla dolu.
Okuyalım… (Arkitekt, 1952, sf 257-258)
3’Ü BİRER, 2’Sİ 2’ŞER KATLI, 3 TİPTE 55 EV
“Mimarları: Y. Mimar Muallim Halit Femir – Y. Mimar Muallim Feridun Akozan – Y. Mimar Muallim Ahsen Yapaner
Bostancı’da Taşlı Tarla ismi verilen mahalde 90 dönümlük bir arazi üzerine Ziraat Bankası mensuplarının teşkil ettiği kooperatif tarafından inşa olunan bu mahalle, 55 ev ile çarşı, kulüp binası ve su kulesini ihtiva etmektedir. Evler, 5 tip üzerine (3 tipi birer katlı, ve 2 tipi ikişer katlı olarak) tertip ve inşa olunmuştur. Tipler ortakların arzularına göre hazırlanan 22 tip evden seçilmiştir.
Mahallenin bilcümle diğer tesisleri de bu kooperatif tarafından inşa olunmuştur. Mahallenin su ihtiyacı, şimdilik açılan kuyulardan temin olunmuş, ve bir su kulesi ile evlere tazyikli su verilmiştir. Tamamiyle sular idaresi talimatlarına uygun olarak tesis olunan su şebekesi, Anadolu yakası su vaziyeti ıslah edilince, umumî şebekeye bağlanacaktır. Mahallenin müşterek pis su mecrası vardır. Bu tesisat müşterek bir foseptiğe bağlanmıştır. Elektrik şebekesi ve evlere branşmanları yer altında tesis edilmiş olup mahalle dahilinde bu kabil havaî tel ve direkler görülmemektedir.
İnşaat, evvelden yapılmış katî keşiflerle maktuan ve toptan fiyatla Amaç Şirketine ihale olunmuş ve bu şekilde başlayan inşaat 1950 senesinde ikmal olunmuştur. Bilcümle tesisat ve inşaatın tutarı bir buçuk milyon lira civarındadır.”
ŞENESEN EVLERİ BULUYORUZ:)
Tabii ben bu yazıyı paylaştıktan sonra başka bilgi ve fotoğraflar da geldi.
Bir kere… “Başka bina yazmam gerekiyor ama mimar Halit Demir bana sürekli kendini hatırlattı, rahmet istiyor sanırım” diyerek, bilmeden tam da ölüm yıldönümünde (16 Eylül) paylaşmışım yazıyı. Tevafuk!
Ben paylaşım yapınca, mahalleyi bilenlerin “üçgen park” dedikleri parkın yakınındaki bir diğer evden de bahsedildiğini fark ettim, artık yıkılmıştı ama ondan kalan bir “direniş/hafıza” bahçesi vardı.
Deniz Bozok’tan öğrendiğime göre -ayrıntılara girmeden- koca bahçesi F1 tipi bu güzel ev mirasçılar arasında mahkemelik olmuş. Ev bir tarafa, bahçe diğer tarafa kalmış. Evin kaldığı taraf yıktırıp apartman yaptırmış. Deniz Hanım ise bitki ressamı, bahçesine bakıyor, muhtemelen resimliyor ve ürünlerini ara ara paylaşıyor (Kırmızı panjurlu ev artık yok).
4 NESİLDİR YAŞAYANLAR
Bu arada Lemi Atlı Sokak’ta (Lemi Atlı da Türk musikisi bestekârıymış) numune gibi kalan (meşhur) evin sahibi de bana yazdı, kendisini açık etmeyeyim, orada yaşıyor. Ama D.D. şu muhteşem bilgileri verdi, çok merak edeni vardı, ileteyim:
“O gri ev benim ailemin evi. Sırasıyla ninem, dedem, annem oturdu. Ben de dördüncü nesil olarak 12 yıldır burada yaşıyorum. İki katlılardan, son bir bu ev (kırmızılı) kalmıştı bir de bizimkisi. Diğerini 2 sene evvel yıktılar. Bahçesi korunuyor. Teknik bir bilgim olmadığı için mimari açıdan kullanışlılığını ölçemem ama içinde yaşayan biri olarak kullanışsız diyemem. (…) Bir iki oda ve yemek odası sonradan eklenmiş o yüzden muhtemelen orijinal halinden daha kullanışlı şu anda. Şimdiki evlerdeki gibi her yerde elektrik prizi olmaması gibi zorlukları olabiliyor ama ben alıştım.”
Ve o 4 nesildir korunan, yorumlarda insanların “Eskişehirliler” dediği o evin sahibi D.D. Evin içini merak edenler ve panjurların gri olmasına yorum yapanlara da olabilecek şunları yazmıştı bana: “Eski mobilyalar sadece annemin genç kızlığında kaldığı odada duruyorlar. Yani insanların beklentisi içi antika dolu bir evse, o beklentileri çok karşılayabileceğini sanmıyorum. Benim hatırladığım 80’lerde panjurları lacivert idi, daha sonra 90’larda rahmetli dedem kırmızıya boyatmıştı ben de griye boyattırdım. Gri biraz tepki çekiyor ama ben memnunum şahsen:)”
VE C TİPİ BİR EV
Batur Özdemir sağolsun tek katlı evlerden de bulduk: Gazi Ethem Paşa Sokak’ta C Tipi evlerden biri var.
Pınar Uçan Yeldan da Akçıl Sokak’taki yan yana 3 evin birleştirilip kreş haline geldiğinden bahsetti ki, onlara google maps ile baktım, buraya da ekledim biri bayağı benziyor.
Aybars Furkan Şanap da mahallenin eski vaziyet planını ve kalan binaların yerini göndermiş, ekledim.









































Henüz yorum yapılmamış.