İstanbul’da Taksim meydanından Asmalımescit’e gideceksiniz misal… Refik Saydam Caddesi’nden ilerlerken sola kıvrılır ve Tepebaşı’nda o enteresan binayı görürsünüz. Meşrutiyet Caddesi ile Karayel Sokak kesişimindeki Bodvi Apartmanı (Baudouy Binası). Günbatımı zamanıysa Haliç tarafından üzerine şahane bir ışık vurur, -ancak birkaç saniye mümkün olsa da- trafiği unutursunuz.
Bugün burası TÜSİAD (Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği) Genel Merkezi.
Binayı eski haliyle gösteren Eleonora Arhelaou fotoğrafı 1996 yılına ait olmalı, ben özellikle 1970’lerde arkada o zamanki adı Etap Marmara olan (şimdi The Marmara Pera) otelin göründüğü fotoğrafı seviyorum. Otel 1976’da açılmış, o yıllardan bir fotoğraf olmalı. Seviyorum, çünkü bina bu günkü kadar ‘sıkıştırılmış’ durmuyor. Formu mahallesiyle daha uyumlu sanki.
KİM BU BAUDOUY?
Apartmana ismini veren kişi Fransız iş insanı Joseph Baudouy.
Bugün İş Sanat binasının olduğu apartmanı yaptıran da sanırım aynı kişi.
1850’li yıllarda İstanbul’a gelen beyfendi, önce bir dönem inşaat işleriyle uğraşıyor, ardından da Osmanlı Deniz Fenerleri Şirketi’nin kurucusu Michel Paşa ile ortak oluyor.
Baudouy’nin fotoğrafını ararken (sadece bunu bulabildim ki, isim benzerliği de olabilir, tam emin değilim) bir dönemin İstanbul’daki Levanten hayatını anlatan sitelere de girdim ki birinde şöyle yazıyordu:
“Joseph Boudouy, Prinkipo’nun (Büyükada) önemli Levanten müteahhitlerinden biriydi; 1869’da vapur iskelesini ve hemen yakın kıyı boyunca uzanan gezinti yolunu inşa etti. Böylece adayı ziyaretçilere ve şehir burjuvazisinin göçüne tamamen açmış oldu”. Eşek üzerinde gezinilen turların popüler olduğu bu yıllarda Levantenler arasında Büyükada’ya “Boudouy Adası” denildiği de oluyormuş.
Özetle İstanbul, Baudouy’ye yarıyor ve bazı denizcilik konularında bir tür tekel haline gelerek burada servet sahipi oluyor. Bu bina da onun aile evi. Yapım yılı 1880. O yıllarda evin içini, dekorasyonunu görmek isterdim doğrusu.
‘BEYAZ ESKİŞEHİR TAŞLARI’
Bina ile ilgili en kapsamlı bilgi kaynaklarından biri Nurdan Karagünlü‘nün 2015 tarihli “Pera Levanten Konut Mirası ve Yeniden İşlevlendirilmesi Üzerine Bir Değerlendirme” isimli yüksek lisans tezi.
Tezde “Binanın yapımında Eskişehir’den getirilen beyaz Eskişehir taşları kullanılmıştır” deniliyor. Lületaşı olabilir mi, per anlamıyor merak ediyorum:) Bunlar bakımsızlıktan çok eskimiş.
Bu aile evinin katları zaman içinde farklı kişilere ayrı ayrı kiraya verilmeye başlanmış ve giriş katı dükkan olarak kullanılmış. Biraz eklektik bir yapısı olan, her katı farklı bir özellik gösteren yapının iki başındaki feneri andıran kulelerin Baudouy’nin deniz fenerleri işine bir gönderme olabilir mi diye düşünmedim de değil.
DIŞI BİR KABUK, İÇİ TAMAMEN YENİ
1992 yılında binanın dış cepheleri restitüsyonla korunarak iç kısmı çelik konstrüksiyonla yenilenmiş. 1993 yılından itibaren bina TÜSİAD Genel Merkezi olmuş.
Yenilenmeye ihtiyaç duyulunca 2012 yılında başlayan çalışmalar 2013 yılında sona ermiş. CKMY Architects tarafından yapılan renovasyon çalışmasında dış cephe bir kabuk gibi tutularak tüm iç mekan yenilenmiş. Bu yenileme ile ilgili haberlere baktığımda her katın 310 M2 olduğunu anlıyorum. Bodrum, zemin kat üzeri 4 katı olan binaya bu yenilemelerde bir de kat eklenmiş.


































Henüz yorum yapılmamış.