Gemi Ev (Özkanlar Evi)

Yapım Yılı: 1968

Çok etkileyici bir bina. üstelik insanların yaşadığı bir ilginç, bir modern ev. Sanırım Ankara’nın, altında garaj barındıran ilk apartmanı.

Ankara’dayken görmek istiyordum, hatta belki ‘Tavizsiz bir modernist mimar: Danyal Tevfik Çiper’ kitabının yazarı Müge Cengizkan ile gidecektik. Müge ile olmasa da arada gittim. Hava eksi 5 derece; ben kapıdan tatlı posta kutularını görmeye çalışırken giriş katında oturan hanımefendi beni içeri alıp “Isınıp biraz dinlenin, hem de girişi daha iyi görürsünüz” diyerek apartmanın içindeki banka oturttu beni sağolsun. Şans! Kırık ayakla merdiven çıkamadığım için üst katların ‘ışığını’, kat kat yapının ilerleyişini ya da garaj tarafını görmem mümkün olmadı ama buna da çok şükür. Çok güzel.

Eski fotoğraf ve çizimlere arkiv.com ve Salt Arşiv‘den bakınca pencerelerde bir takım değişiklikler var gibiyse de mümkün olduğunca aynı kaldığını görüyor insan. Ve yine şanslıyız ki, mimarı Danyal Çiper (1932-2008) zamanında bu binayı anlatmış. İnşaat Mühendisi de Eral Soner, not edeyim.

Danyal Bey enteresan biri belli ki. Eski gazetelere bakınca adını mimarlıktan çok masa tenisi ya da kürek müsabakalarında görüyorum:) Ustası olarak da gördüğü, mimar Frank Lloyd Wright’tan “Patron” diye bahsetmesi de tatlı.

Arkitera için 2007’de, mesleğinin 51’inci yılında Çiper’le bir söyleşi yapan Nurbanu Türgen bu evi de sormuş

ÖZKAN AİLESİ’NİN OLGUNLUĞU

Ondan alıntılayayım: “1968 yılı idi, ikisi de arkadaşım olan Gültekin Özkan ve Kaya Özkan, sahibi oldukları arsaya bir ev yaptırmak istediklerini söylediler. Çok olgun kardeşlerdi, hiçbir şekilde tasarıma karışmadılar. Zaten tasarım aşamasında biraz karışsalardı, o bina olmazdı. Avan projeyi götürünce çok sevdiler. Tabii ki pek çok görüşmelerimiz oldu sonradan, hanımlarıyla, kendileriyle, çocuklarıyla, babalarıyla görüştüm ve uzun uzun konuşup ihtiyaçları etüt ettim. Binanın her bir dairesinin planı ihtiyaca yönelik farklılık gösterir.”

İBADETE GÖRE KAT

“Mesela birinci katta ön cephe çok kapalıdır. O katta babaları oturuyordu, nasıl yaşadığını sorduk. Ara sıra arkadaşlarının geldiğini, 10-15 kişi dini sohbetlerinin olduğunu, sonrada hep beraber namaz kıldıklarını anlattı. Sokağı görmesinin gerekmediğini ama aydınlık istediğini belirtti. Sonuçta ortaya çıkan o yuvarlak formlu mekan aydınlık, sokağı görmeyen ve sesi içeriye yansıtmayacak şekilde ortaya konuldu. Şöminenin yanında yuvarlak bir divan var, orada sohbet ediyorlardı. Tam ortasındaki seccadede yan yana durduklarında, kıble tam sıfır, orada namaz kılıyorlardı. Annelerinin ömrünü mutfakta geçirdiğini öğrendim. Caddeye bakan, dikiş ve ütü işlerini bile burada yapabileceği çok güzel bir mutfak istiyordu. Diğer dairelerin planına gelince, birinci katta babalarının karşısında kız kardeşleri oturuyordu. En üst katta dubleks dairelerde iki kardeş oturuyordu ki bu daireler 5 yatak odalıdır. Üst teras kat merdiven ile salona açılır ve orta kat boydan boya salondur. Bir de bu dairelerde çalışma odaları vardır. En alttaki zemin katta da 3 yatak odalı iki adet kiralık daire bulunuyor. Binanın masraflarını ödüyor o daireler.”

MOBİLYALARINI DA MİMARI TASARLADI

Hayatına ‘Özkanlar Evi’ adıyla başlayan bina o kadar çok ‘Gemi Ev’ olarak anılıyor ki sonunda adı değişiyor. “Gemi Evmiş! Ben de Gemi Ev demeye başladım. Gemiye benzettiler, aerodinamik olduğundan benzetiyorlar sanırım. Sevmem de bir şeylere benzeyen bina yapmayı. Bina başka hiçbir şeye benzemez. Bina binadır” diyor mimarı Danyal Çiper.

Binadaki ceviz kapılarından mobilyalarına zamanında Danyal Bey çizip tasarlamış. “Özkanlar Evi avan projesini çizdim 1 cm bile değişmedi. İçinde otururlarken çok mutlu olduklarını biliyorum. Hâlâ evin asıl sahipleriyle görüşürüm. İçindeki bütün mobilyaları da çizmiştim. Oturduk çizdik, ben çok severim mobilya tasarımını”. (Türkiye’deki modern mobilya arşivini tutan Datumm’dan Danyal Bey’e ait mobilyalar buldum ama bunlar binada mıydı, hâlâ örnekleri var mı bilmiyorum)

Bahsettiğim garaj meselesine gelince, Arkitera’da Nurbanu Türgen söyleşisinden alıntılarla devam edeyim. Danyal Bey anlatıyor:

‘ANKARA’DA BİNA İÇİNDE GARAJ YOKTU’

“Bodrum katta ışık alan, 6 arabalık bir garaj çözülmüştü. O zamanlar çok gırgırdı, Ankara’da hiçbir binanın içerisinde garaj yoktu. 1969’da imara verdim projeyi, ‘altta garaj var, yönetmeliğe aykırı yapamazsın’ dediler. Alt katta garaj olunca ses geliyormuş, oturanlar rahatsız oluyorlarmış falan diye. Ama oturanlar arabasını park edince de cephe doluyor. Bunu istemedim.

İmar Müdürlüğü’nde bizim sınıftan arkadaşlarımız vardı. Arkadaşlar  “Sen müracaatını yap, projeyi ver, bu garajı da hak olarak istediğini söyle. Biz de kuruldan geçirelim, ancak sana 1,5 aya mal olur” dediler. Ev sahipleri de tamam deyince, bir tek o bina için izin verdiler. Bu tarihten 3-4 sene sonra alt katlarda garaj uygulaması başladı. Şimdi de binaların altına zorla garaj yaptırıyorlar.”

Girişteki yazılardan anladığım binada iş yeri olmasına izin yok. Dışardan değişiklik -pencereler dışında- az hissediliyor, iyi bakılan bir bina gibi…

‘İÇİNDE DEĞİŞİKLİK YAPAN OLDU’

Şöyle diyor mimar Danyal Çiper:

“Cephe ile ilişkisi olmayan mekanlarda tepe ışıklarından yararlanarak mekanı aydınlatmak çok sevdiğim bir uygulama. Maalesef binayı daha sonra satın alanlar değişiklikler yaptı ve bu ışık deliklerinden bazılarını kapattılar. Alçıdan şömineler falan yaptılar içine. Duvar-tavan birleşimlerine kartonpiyerler eklenmiş, yukarı kattaki tek banyo ikiye bölünmüş, travertenler sökülmüş mesela. Büyük saygısızlık. Allahtan cephede değişiklik yapmadılar. Artık neyse ki yapamazlar, sonradan bina korumaya alındı. En üst katını ODTÜ’lü bir hoca hanım satın aldı. Bana telefon etti, ben dedi temizliyorum alçıları. İçim rahat etti”.

KAYNAKLAR

* Ayrıntılı başka bir okuma için bu da var.

BU YAZIYI PAYLAŞIN:

WhatsApp
Email
Twitter
LinkedIn
Telegram
Facebook

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış.

Bir yorum yazın

DİĞERLERİ

Suadiye

Kaplancalı Apartmanı

80’li yıllarda bu manzaraya girecek bir apartman varsa ve hâlâ duruyorsa, onun bir hikâyesi olmalıdır! Tabii ki varmış. MİMAR MARUF ÖNAL Apartman Suadiye’de. BağdatCaddesi ile sahil yolunu bağlayan sokaklardan Kazım Özalp Sokak’la Kuzu Sokak’ın kesişiminde, köşede. Hakan Bey, son halinin fotoğraflarını gönderdi, “Aaa kocaman…” dedim.

Devamı »
Cihangir

Yeşil Palas

İstanbul Gümüşsuyu’ndanki Marmara Apartmanı‘nı, Eminönü’ndeki eski Atalar, şimdiki LCW Mağazası‘nı yazdıktan ve mimar Apostolos Pistikas‘ın eserlerinin izine düştükten sonra bulduğum Pistikas Apartmanı (Ateşler Binası) ile Merkez Apartmanı‘nı (şimdi bir otel) yazmıştım… Pistikas’ın bina kaydını tutmak için çıktığım bu yolculukta bulduğum binalar ‘şimdilik’ bitti sanırken Didem

Devamı »
Harbiye

Surp Agop Sıra Evleri

Bu sıra evleri, Fransa’da okumuş Osmanlı döneminin Ermeni mimarlarından Aram Tahtacıyan tasarlıyor; amaç, Elmadağ Surp Agop Hastanesi Vakfı’na gelir sağlamak. Daha sonra bu evler hastanede kalan, yaşayan bazı yoksul insanların da yaşam yeri oluyor. Afife Batur arşivlerinden anladığım, hastaneye çok gider olmasın diye kullanılan malzemede

Devamı »
Florya

Beyti Et Lokantası

Beyti… En, en, en sevdiklerimden.  Malum; İstanbul’un en eski et lokantası. 1945’te Kırım göçmeni Abdülmuttalip Güler ve oğlu Beyti Güler tarafından Küçükçekmece Gölü kıyısında 4 masa, 16 sandalyeli küçük bir köfteci olarak açılmış. Birkaç yılda ızgara et lokantası haline gelmiş.  Beyti Bey’in çok çalışkan ve

Devamı »
Göztepe

Hitit Apartmanı

İnsanlarda bazen şöyle bir algı oluşturduğumu düşünüyorum; elimde sihirli bir kitap var, biri bana bir apartman fotoğrafı gönderdiğinde, ben hemen o apartmanın nerede olduğunu, ismini çözüp tarihiyle ilgili tak diye elimdeki kaynaklardan bilgi alabiliyorum. Ama sizi temin ederim ki öyle bir şey yok:) Hitit Apartmanı

Devamı »
İncirli

Coca Cola Fabrikası

Vay canına sayın seyirciler; insan bir bina ya da mimarın peşinden giderken nerelere geliyor, neler öğreniyor inanamazsınız! Başlayalım. Malum; eserlerinin çoğunu Adana’da üretmiş mimar Ertuğrul Arf’ın -çoğu bugün olmayan- binalarının izini sürerken, Arf’ın, bugün Adana’da harabe halinde olduğu söylenen Coca Cola Fabrikası’nın da mimarı olduğunu

Devamı »
Datça

Datça Kocaev / Mehmet Ali Ağa Konağı

Fotoğrafları Halil Kendir’de gördüm ve vuruldum. O zaten Datça’daki bu özel yapıyı anlatmıştı ama burada da, bu arşivde de olsun istedim. Bana 70 küsur kadar fotoğraf gönderdi ve konuk yazarım Halil Kendir: “Yöre halkı tarafından ‘Kocaev’ olarak adlandırılan ‘Mehmet Ali Ağa Konağı’ (1791-1801) yalnız Datça’da

Devamı »
Büyükada'nın Yaşlanmayan Modernleri
Hasan Çalışlar Arşivi

Çok sevdiğim mimar Hasan Çalışlar’ın, Instagram’da oluşturduğu ve “Büyükada’nın Yaşlanmayan Modernleri” adını verdiği arşivine, bundan sonra sitenin bu bölümünden ulaşabileceksiniz.