Mustafa Arif Yavuz Evi

Yapım Yılı: 1980-81

Ankara’dan (Gemi Ev) Erzincan’a (Gemi İş Merkezi ve Erzincan Otogarı) uzanan mimar Danyal Tevfik Çiper yolculuğumuzda içini çok merak ettiğim, “Umarım bir gün fotoğraf bulur da görebiliriz” dediğim bir evden bahsedeceğim: Mersin’de 1980-81 yılları arasında inşa edilen ve artık var olmayan Mustafa Arif Yavuz Evi.

(Ki aylar sonra evin içinden, yıllar öncesinden, yaşayan halinden fotoğraflar bulduk. Instagram’da yaptığım çağrıların karşılık bulması ve torun Alihan Yavuz ile annesinin albümleri çıkarması sayesinde!! Minnettarım. Bütün o fotoğraf, en taze ve doğru bilgileri bu metnin altında bulabilirsiniz) 

Bu evi ben özellikle üç metinden okudum. Biri Müge Cengizkan’ın ‘Tavizsiz bir modernist mimar: Danyal Tevfik Çiper’ kitabı ile TMMOB Mimarlar Odası Mersin Şubesi’nin yayınladığı Oda adlı derginin 2011 aralık ayındaki ilk sayısındaki iki metin. Biri o dönem Şube Başkanı da olan Sabri Konak’ın, diğeri ise Mersin Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden Meltem Uçar ile Esra Şahin Burat’ın yazıları.

Derginin sosyolojik göndermeler, dönem analizleri de yaparak bilgi veren metinleri o kadar iyi ve birbirlerini o kadar iyi tamamlıyor ki, onlardan yararlanıp kendim bir şey yazmak istemedim. Bu linkten onları okuyabilirsiniz, görsellerin çoğu da göreceksiniz ki o metinden.

KALABALIK PARTİLER VE TEKERLEKLİ SANDALYE

İlk çerçeveyi o dönem TMMOB Mimarlar Odası Mersin Şube Başkanı olan Sabri Konak çiziyor:

“Evin sahibi Mustafa Arif Yavuz, Mersin’in ilk sanayicilerinden idi. Çukurova’nın tarımsal üretimden sanayiye geçişinin sonucunda doğal olarak ilk kurulan sanayi yatırımları iplik dokuma fabrikaları idi. Bu süreçte sermaye birikimi oluşturan (…) -metindeki ifadeyle ‘burjuva rolüne soyunan’- bu kişiler yaşam mekânlarının farklı mekânlar olmasına özen gösterdiler. (…) çoğu zaman abartılı bir dile ve mekânlara da sahip oldular. (…) Gösterişli ve ulaşılması zor.

Yavuz ailesinin yaşam biçimi ile ilgili olarak mimar Danyal Tevfik Çiper’e verilen en önemli iki bilgiden birisi, ailenin çok sık olarak kalabalık ev partileri verdiğidir. Bu nedenle mimarın, bu partilere uygun büyüklükte bir yaşam alanı tasarlaması istenir. Diğer önemli bilgi ise, ailenin annesi Naime Hanım’ın tekerlekli sandalye ile yaşadığıdır.

Bu çok önemli iki bilgi mimar Çiper’in tasarımının temel kriter girdilerini oluşturur. Kendisinin de çokça belirttiği gibi Frank Lloyd Wright hayranlığı ve takipçiliği sonucunda tasarım tamamlanır.

İSTENİLDİĞİ GİBİ ‘GÖSTERİŞLİ’

“Tam da istenildiği gibi kalabalık ev partilerine olanak verebilecek bir ana yaşam alanı ile ev sahibesinin rahatlıkla kullanılabileceği rampalardan oluşan ve onun evin her alanına ulaşmasına olanak veren bir iç mekân. Bir zamanlar deniz kenarında olması nedeni ile kademelerle denize inilen ve denize ulaşıldığı noktada aile üyelerinin hobisi olan, balık avı için sahip olunan teknelerin konulduğu tekne evi; ağaçlar arasında keyifi sohbet mekânları; yüzme havuzu, çiçek serası gibi artılar da yanında. Üstelik, işverenlerin tam da istediği gibi son derecede gösterişli.

Ama bunlardan çok daha önemlisi modern mimarlığın gerçekten iyi ve düzeyli bir örneği olması. Üstelik dönemsel olarak bakıldığı zaman son derece zor detaylara sahip olan, ama son derece kaliteli üretilmiş bir yapı.”

(Bu arada evin içinde bir de asansör varmış, onu daha sonra Alihan Bey’den öğrendim. N.Ö)

‘BU KADAR GÜZEL BİR YAPI MERSİN’DE VARDI’

“1980’li yıllar ile birlikte aile evi kullanmaya başlar. Kent sakinlerinin çok iyi bildiği ve ailenin de aslında istediği gibi ‘izlendiği’ bir evdir. Ama Türkiye’nin 1990’lar sonrası değişimine ayak uyduramayan aile bir süre sonra var olan sermaye gücünü kaybetmeye başlar. (…) Önce anne Naime Hanım, sonra baba Mustafa Arif Yavuz vefat eder. Boşaltılan ve ev önce TMSF’ye, sonra başkalarına geçer ve daha sonra tamamen terk edilir. Bir bekçisi de yoktur. Her şey talan edilir. Yerlerdeki seramikler bile. (…)

Ama bu kadar güzel bir yapı Mersin’de vardı diyebilmek için, derginin ilk sayısında bu yapıya yer verdik. Bu kadar güzel bir yapı Mersin’de vardı.”

Sonunda! Mustafa Arif Yavuz Evi’nin içinden fotoğraflar

Ve sonunda “içerden” o fotoğraflar geldi.

Ne olur hepsine bakın, okuyun: 3 aylık emek var:)

Mimar Danyal Tevfik Çiper tarafından 1980-81’de Mersin’de yapılan Mustafa Arif Yavuz Evi hakkında, ‘çıkan kısmın özeti’ni yazıyorum.

Ve ardından yeni bilgiler.

HEP ‘BAKILAN’ O EV

Ankara’dan (Gemi Ev) Erzincan’a (Gemi İş Merkezi ve Erzincan Otogarı) uzanan mimar Tevfik Çiper yolculuğumda bu villayı da paylaşmış, “Umarım yaşayan halinin fotoğraflarına ulaşabiliriz” yazmış idim.

Instagram’da @herumutortakarar hesabındaki yüzlerce yorumu okumalısınız. Ev, yapılırken hedeflediği gibi hep “izlenen”, “bakılan”, “imrenilen”, “içinde neler olduğu hayal edilen” bir ev.

Kimi orada çalışmış kimi misafir olmuş birileri yazdı, içindeki zenginlik anlatıla anlatıla bitirilemedi.

Havuzundan jeneratör odasına, tekerlekli sandalyedeki ev sahibesinin daha kolay bir hayat sürmesi için yapılan rampadan denize sıfır şaşaalı jetski’li tekneli hayatına anlatan anlatana idi.

Sonra ben Emre Tonga’nın bana gönderdiği binanın terk edilmiş halini yansıtan, yıkılmadan önceki fotoğrafları paylaştım. (Aşağıda görebilirsiniz)

‘ÖVÜNMEK GİBİ OLSUN İSTEMİYORUM’

Ve ardından “torun” Alihan Yavuz ulaştı bana.

Birileri ona “Ne olur birileri bana bu evin yaşayan halinden fotoğraflar göndersin” çağrımı ulaştırmıştı. Ancak o çok da buna gönüllü olmamıştı.

Onun açısından bakınca, haklıydı da. O günlerden, evin ayrıntılarından konuşmak “Zenginlik konuşmak, övünmek” gibi de oluyordu.

Ama sonra ev üzerine çok konuştuk (2 ay:) “Ya azıcık da mı anlatamayız” ısrarlarıma dayanamadı. Fotoğraf da gönderdi. Aktarıyorum…

NAİME HANIM VE O GÖRKEMLİ RAMPA

Evi yaptıran kişinin adını biliyoruz Mustafa Arif Yavuz. Ama uğruna evin içine görkemli bir rampa yapılan kadın kim? Naime Yavuz. Naime Hanım ayakta durabiliyor ama yürüyemiyor, tekerlekli sandalye kullanıyor o dönem.

GEMİ EV REFERANSI

Ben Mersinli bir iş adamıyla mimar Danyal Tevfik Çiper’in yollarının nasıl kesiştiğini merak ediyordum. Mustafa Bey “Gemi evi (Ankara Özkanlar Apartmanı) yapan mimarı bulun” demiş ve sonrasında tanışmışlar…

Evin iç mimarlığını da İstemi Turanlıgil yapmış.

Ailenin çevresi geniş. Ev yapılırken de her şeyin en iyisine ulaşmak, en iyilere yaptırmak gibi bir arzu var.

ÜNLÜ-USTA MERMERVİLER İŞİN İÇİNDE

Evin mermer işlerini Adnan Türkalp ve ekibi yapıyor ancak havuz kenarındaki barbekü gibi bazı bölümler için özellikle -Alihan Bey’in “Tam bir İstanbul beyefendisi” dediği- Fevzi Eryılmaz öneriliyor.

Fevzi Bey’in aktardığına göre mimar Danyal Bey barbekünün en az 8 parçadan yapılabileceğini düşünüyor. Ama Fevzi Bey evi görünce “Böyle bir eve tek parça mermerden yapılmalı” diyor. Ve herkesin “delilik” dediği bir işe girişiyor.

‘PARASI OLANIN BİLE YAPTIRAMAYACAĞI BİR EV’

40 santim kalınlığında, 150 santim eninde, 2.5 metre boyunda yarım ay şeklinde bir mermer barbekü alınlığı tek bir parça olarak 21 günde tamamlayıp vinçle oraya taktırıyor. Yarım ay şeklindeki mermeri de Afyon’dan alıp kendi işlemiş Fevzi Bey. Hatta “Gece bir şey olur” kaygısıyla başında gece bekçi tutmuş.

“Ev sahibi ince ruhlu, güzel sanatlara ilgisi de olan biriydi. Sanat değeri olan bir evdi. O kalitede bir ev az görülür. Her parası olanın yaptıramayacağı ya da yaptırmayacağı bir evdi. Ne dergilerde ne çevremde o kalitede bir ev göremiyorum. Evin zemini, 7-8 farklı ölçüde oniks mermerle halı dokunur gibi dokundu mesela. Her gün sadece bir metresi döşenebiliyordu. Bu nedenle çabuk bitirebilmek için gece ayrı gündüz ayrı vardiya çalışıldı yer döşemeleri için. Başka bir ülkede olsa belgesellere konu olacak bir evdi” diyor Fevzi Eryılmaz.

MADEM ÖYLE 1001 PARÇALI ŞÖMİNE

Bu arada Fevzi Bey kendisine “Deli mermerci” lakabını taktıran işini bitiriyor, heyecanla mimar Tevfik Danyal Çiper’in yorumunu bekliyor. Danyal Bey’in ağzından eksik etmediği piposuyla gelip bir bakıp “Güzel olmuş ellerinize sağlık” deyip gitmesi ise onu hayal kırıklığına uğratıyor.

Ama sonra bir telefon. Danyal Bey, Fevzi Bey’e “Ya bu müthiş zor bir şey. İnanılmaz” diyerek ekliyor: “O zaman sana bu tek parça güzel işe karşılık 1001 parça mermerden oluşmasını istediğim bir şömine işim var” diyerek evdeki şöminenin etrafını 1001 parça parmak büyüklüğündeki mermerle yine Fevzi Bey’e yaptırıyor.

EVİN 10-15 ÇALIŞANI VE ‘BABA’ 

Evin 10-15 çalışanı var. Şoförler, aşçı, elektrikçi, yardımcı kadınlar… Herkes Mustafa Arif Bey’e “Baba” diye hitap ediyor.

Şöför Ali’nin kendisine seslenen Arif Bey’e hızla ulaşmak için kapıdan değil de kapının yanındaki vitray camdan “Baba…” diye çıkması evin komik-enteresan olaylarından…

Atatürkçü bir aile; salonda Mustafa Kemal Atatürk fotoğrafı asılı.

ÇATIYA HELİKOPTER

Yazdım ya, çevresi geniş bir aile. Alihan Bey ile kardeşinin sünnet düğünü var. Villa kalabalık. Havuzun üstü kapatılmış, dansöz falan çıkıyor.

Dedesinin bir arkadaşı, kirveleri, jest olarak İncirlik’te pasta yaptırıp eve helikopterle gönderiyor; helikopter evin çatısına iniyor…  Bu da bir anı misal.

Mustafa Arif Bey balıkçılığa tutkun. Balık tutmayı, yemek yemeyi, yedirmeyi çok seviyor. Evin yeni gördüğümüz fotoğraflarında bunu da hissedebiliyoruz.

‘O DEV AVİZEYİ CAMİ BİLE ALAMADI’

Evin içinde, büyüklüğü fotoğraftan bile anlaşılabilen bir dev avize var mesela. Alihan Bey’e bunu soruyorum. “Sormayın” diyor “Ev boşaltılırken onu bir camiye bağışlamak istediler, camiye büyük geldiği için alınamadı. Zamanında o avize, o dönem babaanneme alınan sıfır bir Cadillac ile aynı değerdeydi”.

O ALT KATTA YOK YOK

Alt katı soruyorum… “Bilardo, pinpon masası, piyano, masaj aletleri satranç takımı, tv alanı, barı, iki ayrı oda ve bağımsız banyoları (her banyoda jakuziler zaten vardı) olan bir alan. Büyük çift kanat bir kapıdan giriliyor. Girişinin ilerisine devam ettiğinizde daha mütevazı bir kapı ise çalışanların odalarına açılıyor. Ayrıca o hatta çamaşırhane, ütü alanları, kazanlar vs mevcut… Biz oraları çok bilmezdik. Belki hayatımda bir defa girmişimdir. Fotoğraflardaki evin hali eşyaların yarısının olmadığı bir hal” diyon Alihan Yavuz.

KAPIDAKİ ASLAN HEYKELİ

Evle ilgili görsellerin altında “aslan heykeli” denmişti çokça… “Aslan heykeli bir taneydi” diyor Alihan Bey, “Ama bahsedildiği gibi köpek yoktu. Garaj kısmında en az 2-3 gececi oturur sabaha kadar gece nöbeti tutar, sabah görevi gündüzcülere devrederlerdi. O aslan şu an bizim evimizin bahçesinde.”

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK HALLAÇ FABRİKASI

Mustafa Arif Bey ile Naime Hanım’ın 3 erkek çocukları var. Alihan Bey’in babası Ersan Yavuz, Leeds Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunu. Babasıyla şirketi ağırlıkla o yönetmiş. Tekstil şirketleri Yidaş. Sahiplerine üst üste pek çok kez vergi rekortmenliği tattıran döneminin ilk 50 şirketinden biri. Süleyman Demirel’den Turgut Özal’a pek çok siyasetçinin de ziyaret ettiği Türkiye’nin en büyük hallaç fabrikası onların. 

Mustafa Bey’in arsayı alması takriben 1978. Oğullarını arsaya ilk götürdüğünde büyük oğlu “Burada seni öldürseler bir hafta kimsenin haberi olmaz” diyor, şehir merkezine o kadar uzak geliyor. Oysa bugün şehrin göbeği.

EV SATILIYOR VE YENİ SAHİPLERİ…

Alihan Bey “Orada sadece dedemler yaşadı. Ev hiçbir zaman TMSF’ye devrolmadı, o bir şehir efsanesi. Dedem 2005 yılında vefat ettikten 2 sene ev sonra satıldı. Babam evin kalmasını istiyordu. Bunun içinde bir proje bile yapmıştı. Binanın önüne hastane yapılacak, villa ise rezidans olarak kullanılacaktı. Ancak kardeşleri evin satılmasını istediler. Evin atıl ve bakımsız kalmasının sebebi, evi alan iki ortağın kendi aralarında çıkan husumetten dolayı oranın inşaatının yaklaşık 3-4 sene sonra başlaması. Tabii o dönem bile evin hali insanları çok üzüyordu. Çevredekiler çiçekleri ve özellikle gül bahçesinin güzelliğiyle evi anıyorlardı ve bu bitmişti”.

Mustafa Arif Yavuz Evi - yıkılmadan önceki son hali

Mustafa Arif Yavuz Evi’nin yaşayan halinin fotoğrafı öncesinde ilk “yıkılmadan önceki hali”ne ulaştım.

Emre Tonga, (Instagram’da iki hesabı var birinde terk edilmiş binaları paylaşıyor @emretonga ) bana yüzü aşkın fotoğraf gönderdi. Bu fotoğraflar onun.

Bu eve hayran hayran bakarken eskimesini de izlemiş, içine kaçak giren çıkanların aşırı yıprattığını görünce de girip fotoğraflamış.

Emre Bey bu eve de -Ankara’daki Tevfik Danyal Çiper yapısı gibi- “gemi ev” dendiğini söyledi! Denizden görenler için gemiye benziyormuş.

Bu arada bir izleyici evin yıkılmadan önceki hemen halini gösteren şu videoyu da gönderdi.

BU YAZIYI PAYLAŞIN:

WhatsApp
Email
Twitter
LinkedIn
Telegram
Facebook

YORUMLAR

6 Yorumlar
  • Seval
    Tarih: 13:14h, 12 Nisan Yanıtla

    Ne yazık sonunda bu halde olması, hüzünlü bir hikaye olmuş binanın hikayesi

  • Banu
    Tarih: 11:56h, 15 Nisan Yanıtla

    Evin terkedilmiş halini görüp merak ederdim. Çok güzel bir ev olduğu terkedilmiş haliyle bile çok belliydi. Alihan Yavuz’u şahsen tanımama rağmen evin hikayesini bilmiyordum. Çok beğendim ve çok etkilendim. Burda asıl üzücü olan böyle çok özenilerek yapılmış bir evin sadece 20 küsür yıl yaşaması maalesef. Teşekkür ederim Nilay Hanım :))

    • Nilay Örnek
      Tarih: 16:27h, 16 Nisan Yanıtla

      Ben de teşekkür ederim n.

  • Ümit Akyüz
    Tarih: 13:54h, 20 Nisan Yanıtla

    Biz de 50 yıldır daha Türkmen oteli zamanından beri Pozcu Kushimato sokakta oturuyoruz.
    O zamanlar Mersin şehri,Tevfik Sırrı Gür stadyumunda biterdi.
    Bizim ev şehrin dışıydı.Evde mayolar giyip denize giren olurdu. O sokakta her tarafı cam,aydınlik evlerin olduğu o zamanlar modern apartmanlar yapılmıştı.
    Sadece bizim tam karşımızda çok güzel havuzlu bir villa vardı,yukaridan görürdük.Çok güzel bir evdi.
    Yusuf Yavuz’un evi denirdi.
    Sonra yıkıldı,yerine küçücük pencereli bir beton yığını inşa edildi.
    Yusuf Yavuz da belki Mustafa Arif Yavuz’un yakınıydı,bilemiyorum.

    • Nilay Örnek
      Tarih: 20:29h, 06 Mayıs Yanıtla

      Pozcu’da Kushimoto Sokağı varmış sayenizde öğrendim. Belki oğullarından biridir

  • Ümit Akyüz
    Tarih: 21:38h, 06 Mayıs Yanıtla

    Kushimoto Faciası, 16 Eylül 1890’da Japonya’nın Kushimoto açıklarında tayfuna yakalanan Osmanlı fırkateyni Ertuğrul’un kayalara çarparak batması ve 500’den fazla mürettebatın şehit olmasıyla sonuçlanan trajik kazadır. Japon halkının kazazedelere gösterdiği büyük yardım ve misafirperverlik, Türk-Japon dostluğunun temelini atmış ve Kushimoto’da bir şehitlik anıtı dikilmiştir. 

    16 Eylül 1890da Japonya’nın Kushimoto şehri, Oşima Adası açıkları.
    II. Abdülhamid döneminde, dostluk ziyareti için Japonya’ya giden Ertuğrul Fırkateyni.
    500’den fazla Osmanlı denizcisi (Amiral Osman Bey dahil) şehit olmuş, sadece 69 denizci yerel halk tarafından kurtarılmıştır.
    Ertuğrul’un trajik sonu, Türk-Japon ilişkilerini güçlendirdi. Japonya İmparatoru’nun talimatıyla kurtulan 69 denizci, Hiei ve Kongo adlı askeri gemilerle İstanbul’a gönderildi.
    Kushimoto’da kazazedeler anısına bir müze ve anıt inşa edildi. Mersin’de de “Kushimoto Sokağı” adıyla bu dostluğun anısı yaşatılmaktadır.

Bir yorum yazın

DİĞERLERİ

Mecidiyeköy

Hukukçular Sitesi

Le Corbusier; sanırım mimarlık söz konusu ise öğrenilen ilk beş isimden biri… ‘Oyunu’ değiştirenlerden…  1887 İsviçre doğumlu; mimar, mobilya tasarımcısı, heykeltraş, ressam, yazar. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan konut sorununa karşı çok düşünenlerden. Marsilya’da, savaş sonrası evsiz kalan Fransızlar için tasarladığı Unite d’Habitation (Barınma

Devamı »
Şişhane

Rossolimo Apartmanı

Siyah beyaz -şahane- fotoğrafı @ferikeuy_platform hesabında “1960-Maçka’da bir Apartman” alt yazısıyla gördüm. O kadar tanıdık geliyor ki… Sonra! Maçka’da değil… Binanın, Tepebaşı’ndaki İstanbul Araştırmaları Enstitüsü olduğunu fark ettim. BİRKAÇ KEZ DEĞİŞMİŞ İSMİ Mimar Guglielmo Semprini’nin (G.Semprini, Architetto) imzasını çekmiştim, altında da yenileme projesini yapan Sinan

Devamı »
Vişnezade

Dr. Belen Evi

Mimar Sinan Üniversitesi’nden Arbil Ötkünç, -iyi ki- bu bina üzerine uzun bir yazı kaleme aldığından, kaydı tutulmuş, harika bilgilere ulaşabiliyoruz. ‘PİŞMAN OLMADIĞIM İLK YAPI’ Dr. Belen Evi, o dönemde hem Maruf Bey’in çevresinde, hem de genel mimarlık anlayışında baskın olan milli akımın dışında modernist bir

Devamı »
Gümüşsuyu

Kunt Apartmanı

İlginç balkon yapısıyla dikkatimi çeken bana yan komşularına göre hep “daha yeni bir tarihte yapılmış” izlenimi veren bir yapı. Ben buraya daha derin bakacağım. Ama bir ipucu bulmuşken konuk yazarım Aslı Örnek. ‘DAİRENİN HER YANINDAN LÜKS AKIYORDU’ “Bir dönem Gümüşsuyu’ndaki Kunt Apartmanı’nın sakinlerinden biri de

Devamı »
Tomtom

Belvü Apartmanı

En iyi tarihi bina hangisidir; tabii ki kapısının yanında hakkında bilgi tabelası bulunan!:) Bu binada da kısa bir özet var. Gerçi Belvü Apartmanı artık tarihi değil ama bu, oradaki tarihi yok etmiyor. Anlatayım. Bir kere Belvü (Belle vue), “güzel manzara” demek; bu sitede çok güzel

Devamı »
Taksim

Pertev Apartmanı

İtalyanın en tanınmış Çağdaş Yunan Edebiyatı uzmanlarından, İstanbul doğumlu Mario Vitti’nin Sula Bozis tarafından Türkçe’ye çevrilip İstos tarafından yayınlanan “Doğduğum Şehir /İstanbul 1926-1946” adlı kitabının kapağı beni çarpmıştı. Gezi Parkı’nın bir zamanlar var olan merdiven tırabzanlarından (merdiven korkulukları artık metal) çekilmiş fotoğrafta, arka planda sırasıyla

Devamı »
Nişantaşı

Günaydın Apartmanı

Bu işe başlamamım müsebbiblerinden Arkitekt Dergisi’ni ne zamandır ihmal ettim. Bir bakayım dedim ki; Maçka Parkı’na girmiş pek çok insanın görmüş olabileceği 2 bloktan oluşan dev Günaydın Apartmanı’nı görmeyeyim mi? Sabahattin Tanyeri ve Coşkun Kanay’ın proje ve tatbik mimarları olduğu projeyi dergiden okuyalım: “Nişantaşı’ndan Dolmabahçe’ye

Devamı »
Büyükada'nın Yaşlanmayan Modernleri
Hasan Çalışlar Arşivi

Çok sevdiğim mimar Hasan Çalışlar’ın, Instagram’da oluşturduğu ve “Büyükada’nın Yaşlanmayan Modernleri” adını verdiği arşivine, bundan sonra sitenin bu bölümünden ulaşabileceksiniz.