Yoğurtçu İş Merkezi (Hacı Abdullah Lokantası)

İstanbullu Rum Ressam Eleonora Arhelaou’nun Beyoğlu’nda çektiği fotoğraflardan biri. Salt Arşiv’de “Atıf Yılmaz Caddesi 9 numaralı yapı” olarak geçiyor.

Dar bir sokak, karşı komşu değilsen binayı bu açıdan tanımak zor…

Ama bir başka fotoğraf karesinde “Hacı Abdullah Lokanta / Restoran” tabelasını fark ediyorum. Bildiğim, eskiden de daha sık gittiğim bir yer… O turşulu vitrini bölgede yaşayan kim bilmez?

Restoranın hatıra defterinde Orhan Pamuk’tan Garry Kasparov’a, Cat Stevens’dan (Yusuf İslam) Bülent Arınç’a, Alı Kırca’dan Duygu Asena’ya pek çok kişinin notu var.

Pamuk, büyükannesinin lezzetlerine bir gönderme yapıyor mesela…

HÜSEYİN YOĞURTÇU KİM, MUAMMA

Siyah beyaz arşiv fotoğrafı üzerine geçtiğimiz yıl gittim, binanın dışarıdan fotoğraflarını çektim. İlk katta restoran var ama binanın yandaki giriş kapısının üzerinde “Hüseyin Yoğurtçu” yazıyor, bir de The Serenity Hotel tabelası var.

Biraz bakınmayla; bu binanın “Yoğurtçu İş Merkezi” olarak geçtiğini ve Özen Film’in de uzun yıllar burada olduğunu gördüm. Hatta Özen Film’in adresi hâlâ buranın birinci katında görünüyor ama emin olamadım.

Meğer Özen Film’in yeri eskiden Stüdyo Osep imiş, vay canına! Bu o binadan kimler kimler gelmiş geçmiş demek… Ona da değineceğim… O dönem fark etmemiştim.

Rum mimarisi sanki, en eski ismi neydi acaba? Pek bilgi bulamadım, o dönem araştırmayı bıraktım…

NE! İLK İSMİ VICTORIA MIYMIŞ:)?

Yeniden binayı hatırlama nedenim ise bir kitap. Bulduğum kadarını yazayım dedim. Şimdilerde okuduğum kitaplar arasında Osman Ulagay’ın “Bir Ömrün Aynası”nda adlı yeni çıkan ekonomi/biyografi tarzındaki kitabı da var; Doğan Kitap yayımlamış…

Şöyle bir paragraf içeriyor:

“Beyoğlu’nda ailecek gittiğimiz yerler arasında, o zamanlar İstanbul’un en ünlü lokantalarından biri olan Abdullah Efendi Lokantası başta gelirdi. Aslen 1888 yılında Karaköy Rıhtımı’nda ‘Victoria’ adıyla açılan bu lokanta, Sultan II. Abdülhamit’in arzusu üzerine, Osmanlı toplumunda Avrupa’daki gibi bir lokantacılık kültürünün gelişmesini sağlamak amacıyla kuruldu.

Lokantanın başına, saray mutfağından Abdullah Efendi geçirilmiş ve zamanla müdavimleri lokantaya ‘Victoria’ yerine ‘Abdullah Efendi Lokantası’ demeye başlamıştı. 1900’lerin başında önce Rumeli Han’a, daha sonraysa bugünkü yeri olan Ağa Camii yanındaki Sakızağacı Caddesi’ne taşındı. Deneyimli ve tanıdık garsonları, bana da cazip gelen güzel yemekleri ve konforlu kırmızı deri koltukları vardı”.

“Victoria” ismiyle başlayan geçmişi hiç duymamıştım!

Yine yeniden Kraliçe Victoria ve II. Abdülhamit:) Tarihçiler padişahın Victoria ismini seçmesini açıklasın! (Lütfen yapsın)

YAHYA KEMAL BEYATLI ENGİNAR YERKEN…

Restoranın bir dönem de Emirgan yakınlarında varlık gösterdiğini Ömer Madra’nın bir yazısı nedeniyle düşünüyorum. Oysa sitedeki geçmişlerinde böyle bir bilgi yok. Mayıs 1988 tarihli A La Carte adlı dergisinin bir sayfasını saklamışım! Madra’nın da Ulagay gibi küçüklüğünde ailesiyle gittiği bu restoran hakkında bir yazısı var. Yazıya, çocukluğunda Yahya Kemal Beyatlı’yı -ilk ve son defa- orada görüşünü anlatarak başlıyor. Beyatlı, boynunda kumaş peçetesiyle keyifle enginar yemekte… “Yıl 1955 olmalı” diyor Ömer Madra.

USTADAN ÇIRAĞA, İSİMDEN İSME…

Lokantanın Genel Müdürü Turgut Gülen ise restoranın sitesindeki yazısına “Hacı Abdullah Lokantası’nın asırlık tarihi Ahilik Teşkilatı’nın devamıdır” diyerek başlıyor ve restoran tarihini şöyle anlatıyor:

“Hacı Abdullah’ta iki kural da geçerli değildir. Hacı Abdullah’ın 1888 yılında başlayan serüveni ‘Ustadan Çırağa’ devralınarak gelmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde Karaköy Rıhtımı’nda ‘Abdullah Efendi’ adıyla bir lokanta açılır.Lokantanın işletme ruhsatı bizzat Sultan II.Abdülhamit Han tarafından verilir. Ülkeleri adına İstanbul’u ziyaret eden resmi ve özel heyetler, Abdullah Efendi’de ağırlanır. 1915’te ise Abdullah Efendi Lokantası, Karaköy Rıhtımı’ndan Beyoğlu’na taşınır. İstiklal Caddesi üzerinde bulunan Rumeli Han’ın zemin katında hizmetine devam eder.

1940 yılında ise Abdullah Efendi, Rumeli Han’da 25 yıl yerli yabancı çok sayıda ünlü misafirlerini ağırladıktan sonra yine ‘Usta Çırak’ nöbet değişimiyle, eski adı Bursa Sokak ve Ahududu Sokak, yeni adıyla Sadri Alışık olan, Türk Sineması’nın kalbinin attığı sokağa taşınır ve Hacı Salih ismini alır.

Abdullah Efendi ve Hacı Salih adıyla kalitesinden hiç taviz vermeden Osmanlı-Türk Mutfağı’nın bütün özelliklerini taşıyan lokanta, 1958 yılında şimdiki bulunduğu yerine, Ağa Camii yanındaki Sakızağacı Caddesi’ne taşınır. Lokantaya adını veren “Hacı Salih”, ilerleyen yaşını gözönünde bulundurarak, O’da 1888′den buyana sürdürülen geleneğe uyar ve yetiştirdiği çıraklarına, yani hizmetin emekçilerine, ustalarına devreder.

‘Hacı Salih’ ismi, resmi prosedür gereği değişmek zorunda kalır. 1983 yılında bir tevafuk sonucu yine 1888′li yıllardaki ismine rücu eder ve ‘Hacı Abdullah’ ismini alır.”

STÜDYO OSEP’TEN ÖZEN FİLM’E

Stüdyo Osep’e gelince…

İstanbul’un yaşayan en eski stüdyo ve set fotografçılarından Osep Minasoğlu’nun stüdyosu. Aynı zamanda Tayfun Serttaş’ın muhteşem belgesel kitabının da ismi.

1964 yılında kazandığı paralarla Osep Bey, Hacı Abdullah Lokantası’nın üzerindeki 352 metrekarelik bir yeri kiralar ve bu işlerinin daha da büyümesine vesile olur.

“O devirde çok iyi para kazandım ve de oturduğum daireyi (…) satın aldım. (…) Çok güzel bir dairedir ve tavanı yüksektir ve fevkalade güzel bir dairedir. Bugün Özen Film’e satılmış bulunuyor. Özen Film de, iyi müşterilerimden biri idi.”

Serttaş ise başka bir sayfada şunları yazmış: “1960’lı yılların en kozmopolit merkezlerinden olan Sakızağacı Caddesi, köyden kente göçün patladığı dönemde yeni bir siluet kazanmıştı. Minasoğlu’nun tabiriyle ‘Bir ucu Yeşilçam’a, diğer ucu randevu evlerine açılan’ bu ışıklı cadde, o yıllarda pek çoklarının ünlü olma hayallerine köprü olma işlevi görüyor-du. Uğruna büyük bedeller ödenerek yola çıkılmış sayisiz hayal, bu caddede gerçeğe dönüşüyor ya da yitip gidiyordu… Böylesi bir toplumsal devinim içerisinde, stüdyonun misyonu da kendiliğinden çeşitli anlamlar edindi. Bu nedenle Stüdyo Osep, yalnızca bulunduğu yerden dolayı dahi, dönem stüdyolarından oldukça farklı bir toplumsal gerçekliğe tanıklık etti.”

SAKIZ AĞACI’NDAN ATIF YILMAZ’A

Bu arada Hacı Abdullah Lokantası’nın sokağının adı bugün Atıf Yılmaz Sokak. Üstadın isminin bir sokağa verilmesi yakışır tabii de; o sokak da öyle ayrı bir ünlü. Sakız Ağacı’nı öyle kaldırıverince Ece Ayhan’ın bol sinkaflı “Bir Siliv Şairin Ölümü” adlı şiiri bile kökünden kopuyor:

“Beyoğlu’nda Sakızağacı Caddesi’nde, devletin hem dışında hem de karşısında olarak…” (*)

Bu notumu da düşeyim…

BİR ÖNCEKİ İSMİ DE KARDEŞLER

Bu arada bu bilgileri Instagram’da paylaşırken “Yoğurtçu İş Hanı’nın geçmişine, mimarına dair bir şeyler gören duyan bana yazsın…” demiş idim. Pek çok bina arayışında destek veren iç mimar Didem Avincan hemen bir araştırma yapmış ve şunları yazmış:

“O kadar süslü, detaylı bir cephesi var ki, beni mühim birileri yaptırdı diyor sanki… Kadın maskları, madalyonlar, çıkma altındaki bezemeler…

Eski Rus Arkeoloji Enstitüsü’nün hemen yanındaki bu yapı Goad’da 23 numara ama ismi görünmüyor. Arkasında seralar var. (Serres) 

1890 Şark Yıllığında yok ama 1908’de Sakız Ağacı Sokak’ta yaprak tütün tüccarının ikamet ettiğini anlıyorum, C. Petridi.

C. Petridi’nin izini sürdüğümüzde, Osmanlı Tütün İnhisarı’nın (Regie des Tabacs de l’Empire Ottoman) yöneticilerinden, tütün tüccarı Constantin Petridi’ye ulaşıyoruz. Çocuklarından Militiades C. Petridi de tütün ticareti yapmış, onun oğlu ise matematik profesörü olmuş.

1950 Nirven’de Kardeşler Apartmanı yazıyor üzerinde.”

(*) Bir Sivil Şairin Ölümü’nden bir bölüm alıntısı; ECE AYHAN – “Beyoğlu’nda. Sakızağacı Caddesi’nde, devletin hem dışında, hem de karşısında olarak, bir pezevengin ve bir orospunun oğlu olarak, biz de diyoruz ki: “Şiir, şiirde kalmaz efendiler! Kalmamıştır da! Evet, bir şiirde dizgi yanlışı olabilir! Ama, baba düşüncede? Asla!“

BU YAZIYI PAYLAŞIN:

WhatsApp
Email
Twitter
LinkedIn
Telegram
Facebook

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış.

Bir yorum yazın

DİĞERLERİ

Cihangir

Güneşli Sokak

Yılların Güneşli Sokak’ı… İstanbul Cihangir’de oturup da bilmeyen yoktur.  10/7/2020 tarihinde açıklanan bir kararla Beyoğlu Belediye Meclisi, ‘Kapıcılar Kralı’ ve ‘Çöpçüler Kralı’ filmlerinin çekildiği sokağın adının Kemal Sunal Sokağı olmasına karar vermiş. Sokakta oturanlar, evleri-anıları olanlar ne hissediyor, nasıl bakıyor merak ediyorum. Kaydını düşelim; üç

Devamı »
Fındıklı

Eski Akbank Genel Müdürlük Binası

KASIM 2023: Binanın son haline dair bir güncellemeyi buradan okuyabilirsiniz. Meclis-i Mebusan Caddesi üzerinde mimar Sedad Hakkı Eldem tarafından tasarlanan, -eski- Akbank Genel Müdürlük Binası… Sonradan Aksigorta Genel Müdürlüğü olarak da kullanılan bina, 20. yüzyılın simge modern yapılarından biri sayılıyor. Peki şimdi için tamamen boşaltılan,

Devamı »
Manavgat

Side Müzesi

Yüksek mimar Banu Uçak, Her Umut Ortak Arar’ın Instagram’daki ilk gününden bu yana en, en, en büyük destekçilerinden, moral kaynaklarımdan biri… Paylaştı, görüş yazdı, destek verdi, ışık tuttu. Ben de “Hadi yaz, hadi yaz” diyordum, bir oturuşta aynı aileye bağlı bir müze, bir de villa

Devamı »
Tomtom

Belvü Apartmanı

En iyi tarihi bina hangisidir; tabii ki kapısının yanında hakkında bilgi tabelası bulunan!:) Bu binada da kısa bir özet var. Gerçi Belvü Apartmanı artık tarihi değil ama bu, oradaki tarihi yok etmiyor. Anlatayım. Bir kere Belvü (Belle vue), “güzel manzara” demek; bu sitede çok güzel

Devamı »
Osmanbey

Şark Apartmanı

Osmanbey’de Şark Apartmanı. Birkaç sene önce çekilen bir fotoğrafından sonra daha da yıpranmış, öyle terk edilmiş. Mimarı da kapıda yazmasa bilgisini bulmadım yazılı. Bir Ermeni mimar Şabuh Hançer’in imzası var. Ya bu isim ve görüntüde, şehrin her dönem merkezi yerinde bir apartman; mutlaka bir hikâyesi

Devamı »
Bodrum

Zeki Müren Evi (Zeki Müren Sanat Müzesi)

“Sanat Güneşi – Bodrum”; evdeki mektuplardan anlıyorum ki, bir zamanlar zarfın adres kısmına bunu yazdığınızda Kumbahçe Mahallesi, Zeki Müren Caddesi 11 numaraya ulaşıyormuş! Malum bir zamanlar Bodrum denilince akla Zeki Müren de gelirdi. Mimarı kim bilmiyorum, bulamadım. Mimari açıdan değerli mi, sanmıyorum. Ancak Türkiye’nin en ikonik

Devamı »
Şişhane

Deniz Palas / IKSV Binasi / Kirzade Apartmanı

Konuk yazarım var; herumutortakarar.com‘un ilk günlerinden beri manevi desteğini benden esirgemeyen, yazı için sürekli taciz ettiğim mimar ve yazar Ertuğ Uçar. Roman ve öyküler de yazan birini bulmuşum. Üstelik ortağı olduğu Teğet Mimarlık, yazmasını istediğim binalardan birinde, Deniz Palas’ta… Her gördüğümde borçlu hissettirdim Ertuğ’u. Şah-ha-ne

Devamı »
Büyükada'nın Yaşlanmayan Modernleri
Hasan Çalışlar Arşivi

Çok sevdiğim mimar Hasan Çalışlar’ın, Instagram’da oluşturduğu ve “Büyükada’nın Yaşlanmayan Modernleri” adını verdiği arşivine, bundan sonra sitenin bu bölümünden ulaşabileceksiniz.