Belveder Apartmanı

Yapım Yılı: 1930

Mimari özellikleri, ince ayrıntılarla işlenmiş güzelliği, konumu ve tabii ki yaşayanlarıyla tam benlik bir bina: Belveder…

Uzun yıllar Doğan Tekeli ve Sami Sisa Mimarlık Ofisi ile Avusturya Kültür Ofisi’ne ev sahipliği yapan bu bina, Teşvikiye Caddesi üzerinde Teşvikiye Camii’nin tam karşısında.

Pek çok dizide rol de almış. İstanbullu Gelin, Ufak Tefek Cinayetler ve Kızılcık Şerbeti (Ömer’in eviymiş) emin olduklarım, galiba Cesur ve Güzel adlı Türk dizisinde de rolü var.

Demirağ Ailesi, Suzan Sözen ve onun vasıtasıyla Adnan Menderes, Ahmet Cemal burayla ilgili ilk aklıma gelen isimler.

Tabii bu bina ile birlikte Menderes, ilişkisi, bir çanta ile bir kapıcının zengin olma hikâyesi de mutlaka anılıyor. E ben de anacağım.

NEREDEYSE 4 METRELİK TAVAN

Dedikodulu kısma geçmeden önce fiziksel özelliklerden bahsedeyim, bir emlak ilanı yardımcı oluyor bana (Instagram’da @selimonan_kw): “İkinci derece tarihi eser, her katta tek daire. 295 m2 Net / 365 m2 Brüt. 3.55 metre tavan yüksekliği, şömineli, çift cepheli. (En üst kat için, 30 m2 önü açık, kısmi deniz manzaralı muhteşem teras kullanımı.)

BİRAZ DAHA FİZİKSEL BİLGİ

Bina, Nisan 2025’ten bu yana güçlendirme için mühürlü. Restorasyon proje çalışmasını yapan EMR Mimarlık’ın Instagram hesabında özetle şu bilgiler verilmiş: “Pervitich Haritası’nda yerinde bahçe içinde ahşap bir konak olduğu görülen art nouveau Belveder Apartmanı, modernleşme ile birlikte 1930’lu yıllarda inşa edilmiştir. Yapının görüldüğü en eski belge, Şişli Belediyesi arşivinde bulunan 1942 tarihli Kadastral Harita’dır.

Taşıyıcı sistemi betonarme ile güçlendirilmiş tuğla kargir duvar olan yapı; 1 yarı bodrum, 1 zemin, 4 normal kat ve 1 çatı katından oluşuyor. Yapının kemerli ana giriş kapısı, ön cephesinde yer alan dairesel formdaki çıkma, ön cephe ile iç mekan tavan ve duvarlarındaki farklı motiflerde kabartmalı alçı süslemeler ve Fransız tipi balkon korkuluklarındaki demir işçiliği dikkat çekicidir. Yapı günümüzde konut ve işyeri olarak kullanılmaktadır.”

B ve H ve F; ACABA NE İFADE EDİYOR?

1924 yılı tarihli Pervititch haritasında binanın yerini bulmak, Teşvikiye Camii’ni merkez alınca bir hayli kolay. O dönem Belveder Apartmanı ve sırasındaki pek çok binanın yerinde Münire Sultan ile Şerif Paşa Konakları var.

Belveder’in iç kapısındaki orijinal cam işlemede yazılmasından anlıyoruz ki, binanın yapılış yılı 1930!

Keşke mimarın adı ve yaptıranlar da yazılsaymış.

Binanın girişinde 3 harf var, onları ben B ve H ve F olarak okuyorum. B, isminden geliyor diye düşünüyorum. Belveder kelimesi genellikle güzel manzaraya bakan, yüksek konumlu, çevreye-manzaraya hakim yerler için kullanılıyor ki bu binada da o özelliklerin olduğu söylenebilir, hele de üst katında.

H ve F harflerini değiştire değiştire arasam da o yıllarda kime ait olabilir bulamadım. “Varlık vergisiyle elindekilerden olan bir azınlık mensubu yaptırmış olabilir” deniyor; belki. O yıllara dair burada oturduğundan emin olduğum bir tek “Fatma Zehra Zellermayer” adlı biri var; 1942 yılında 3 numaralı dairede oturuyormuş.

Biz de Jotun ile yaptığımız “Mimari Açıdan Değerli, Hikâyeli Evler” yemekli buluşmalarından ilkini burada, şahane bir ekiple şef Emre Şen ile Merve Şen’in evinde yapmıştık; 3 numaralı dairede. Gördüğünüz bazı iç mekan fotoğrafları da onların dairesinden.

DEMİRAĞ ÇIKMAZI

Ve binanın bazı yaşayanları…

Benim en sevdiklerim Demirağ Ailesi. ‘Oyuncu ve yorumcu’ Melike Demirağ bugün hâlâ en bildiğimiz, kızları Zeynep Ferah Yurdatapan benim çok sevdiğim biri. Yıllardır bu binayı yazmak istediğim için Zeynep ile sesli mesajlaşmalarımız gırla; “Bizim aile üyelerinin yaşadığı apartman” derken, “Dedelerim de yaptırmış olabilir” diyordu. Ailesinin pek çok üyesi belli dairelerde yaşıyor zamanında, sonra daireler zamanla satılıyor. Melike Hanım’ın halası Suna Demirağ’a soracaktık ama o da bir türlü mümkün olamadı. Bu arada Caddebostan’da Demirağ Çıkmazı adlı bir sokak olduğunu da öğrenmiş oldum.

(Demirağ ailesiyle akraba olan Hande Yıldırım sağolsun beni bilgilendirdi bana Instagram’dan yazarak: Aile büyüklerimden öğrendiklerimi yazayım. Apartman Demirağlar tarafından yapılmamış. Ama tamamı onlar tarafından satın alınmış. Sonra 50’li yıllarda, binanın döndüncü katı, Suna Demirağ’ın annesi Saime Hanım tarafından Ereğlili bir armatöre satılmış. İlerleyen yıllarda da diğer katlar ellerinden çıkmış. Suna Demirağ Eralp’i maalesef 5.10.2025’te kaybettik.

Bahsettiğiniz, Demirağ Çıkmazındaki köşkte yaşıyordu. O sokağın adı da bir ara hatalı olarak, DemirağA olarak değiştirilmiş belediye tarafından. Neyse ki belediyeyle yazışmalar yaparak düzelttirmeyi başardık ve kendisi de memnun oldu.)

DEMİRAĞLARLA ÖRDÜK…

Melike Hanım’ın babası Turgut Demirağ zamanının çok ünlü yönetmen, yapımcı ve senaristlerinden biri. ABD’de sinema eğitimi almış, Türkiye’ye dönüp -adı babasının başharflerinden oluşan- And Film’ı kurmuş. “Yeşilçam’a Hollywood sinema tekniklerini getiren kişi” olarak biliniyormuş.

Turgut Bey’in babası Abdurrahman Naci Demirağ ise bir iş insanı ve siyasetçi. O ve abisi Nuri Demirağ, Cumhuriyet dönemi Türkiyesi’nin en önemli kalkınma hamlelerinden olan demiryolu ağının örülmesini mümkün kıldıkları için Mustafa Kemal Atatürk onlara Demirağ soyadını veriyor. Sivas kökenli bir aile.

Nuri Bey, havacılık sanayisindeki başarıları ile anılıyor. Türkiye’de ilk uçak fabrikasının kuruluşu, ilk sigara kağıdı üretimi, ilk yerli paraşüt üretimi misal… Vikipedi’ye göre İstanbul Boğazı üzerine köprü yapılması, Keban’a büyük bir baraj yapılması fikirlerini ilk gündeme getiren kişi imiş.

Türkiye’nin çok partili döneminin ilk muhalefet partisi olan Millî Kalkınma Partisi’nin kurucusu.

KAYIP DİVA VE BELVEDER

Melike Hanım’ın annesi ise yine o da bu binada da oturmuş Rüçhan Çamay. Daha önce Ekselsiyor Apartmanı vesilesiyle de burada andığım Rüçhan Hanım, Türkiye’nin ilk caz şarkıcılarından biri. Bayağı bayağı ilk! Aynı zamanda sinema sanatçısı.

Hayatı Dilek Yaraş tarafından Kayıp Diva – Rüçhan Çamay’ın Hayatı adıyla kitaplaştırıldı. Kitabı dinliyorum, ortalarındayım.

O kitapta iki çocuğunu da burada, Belveder Apartmanı’nda büyüttüğünü söylüyor Rüçhan Hanım. Binaya onların taşınması oğulları Muhteşem’in doğumundan hemen sonra imiş; dolayısıyla 1954 yılı olmalı.

Yine kitabın bir başka yerinde binaya kayınvalidesini ziyarete gelmişken Adnan Menderes’le de karşılaştığını söylüyor.

NEVBAHAR DEMİRAĞ KOÇ’A KADAR GELDİK…

Bu arada Turgut Bey, ikinci evliliğini 1971 yılında, 1970 Türkiye güzeli Afet Tuğbay ile yapmış; bu evlilikten doğan kızları, bu binanın bir dönem sakinlerinden biri de kızı Nevbahar Demirağ; şimdi Ali Koç’un da eşi olması vesilesiyle daha çok bildiğimiz adıyla Nevbahar Koç.

-Yine bu arada- Afet Tuğbay’ın kardeşi Ahu Tuğbay. Ahu Hanım da daha önce burada Gümüşsuyu’ndaki Pamir Apartmanı ve dedesi Abdullah Ziya Kozanoğlu nedeniyle andığım manken-oyuncu Yasemin Kozanoğlu’nun annesi.

Hani ölüm ilanlarından dünya akrabalık ilişkisi çıkaran, “işte beyaz Türkler” vs diyen siteler var ya; onlara dönmeme ramak kaldı (ki içerikleri tam benlik:)

Bu arada taaa başa dönersek, bahsettiğim arkadaşım Zeynep’in babası da, yani Melike Hanım’ın ilk eşi kıymetli besteci ve söz yazarı Şanar Yurdatapan. Şanar Bey de Lale Mansur’un (İndigo Apartmanı) abisi. Ben Lale Mansur ile Cem Mansur’un Nasıl Olunur’a Zeynep sayesinde konuk etmiştim.

Nereden nereye…

Daha Suzan Sözen ve Adnan Menderes’e gelemedik, farkında mısınız?

SUZAN SÖZEN, ADNAN MENDERES VE DARBE…

Belveder Apartmanı pek çok şöhretli, entelektüel insanı barındırmasına rağmen Adnan Menderes ile roman yazarı, şair Suzan Sözen ve bir de kapıcı hikâyesi binanın hikâyesinde çok baskın…

Önce bir röportaj alıntısı yapacağım. Rahmetli gazeteci arkadaşımız Buket Aşçı’nın Yılmaz Karakoyunlu ile röportajı.

2009 yılında Vatan Gazetesi’nde yayınlanıyor, başlık “‘Menderes’le yattım, kocamı kurtardım”…

* Suzan Sözen nasıl biriydi?

Lacivert gözlü bir kadındı. Bir kere Maçka’da gördüm. Bir haziran günü güneşin en yoğun olduğu saatte gökyüzü ne kadar maviyse gözleri o kadar mavileşiyor, gece bastığı zaman ne kadar lacivert olursa o kadar lacivert oluyordu. Çok güzeldi. Hafif göğüs çatalı göstermeye meraklıydı. Seksi görünen bir kadın havasından çok, sakin görünen bir şehvet fırtınasıydı. Çok güzel omuzları vardı.

* Suzan Hanım da evli değil mi? Onun da eşinin adı Ferit…

Adnan Bey’in çok enteresan bir yanı var. Beraber olduğu kadınların kocaları evdeyken bile onları ziyarete gidiyor. Düşünsenize Ayhan Hanım’a (opera sanatçısı Ayhan Aydan, N.Ö.) “Seni kocandan ben boşayacağım” diyor. Suzan Hanım’ın oturduğu Belveder Apartmanı’na gidip zili çalıyor. Suzan Hanım, sokakta Adnan Bey’in arabasını gördüğünde de kocasına “Hadi Ferit sen arka odaya geç” diyor, o da geçiyor. Ferit dediğimiz İstanbul Emniyet Müdürü! Sizce bunun tahlil edilmesi gerekmez mi! Adam geliyor, evden içeri giriyor, eşi arka odaya gidiyor.

* Sizce bunun nedeni ne?

Benim Adnan Bey’in ilişkilerine yönelik bir rahatsızlığım yok. Bir tabiat kendini böyle ortaya koymuş. Ama kadının kocası oradayken gitmesi… Kadının kocasına “Sen arka odaya geç” demesi. Bu nasıl bir kadın? Mahkeme zabıtlarında vardır; savcı sorar; “Nasıl tanıştınız” diye. O da başlar anlatmaya; “Kocamı Bitlis’e tayin etmişlerdi. Bir arkadaşım da Adnan Bey’le temasımı temin etti. Adnan Bey beni aradı, geldi, bende kaldı, ertesi gün kocamın İstanbul’da kalması sağlandı…”

İFADELER BELGELENDİĞİ İÇİN BİLİYORUZ

Yılmaz Bey’in bu röportajı verme nedeni muhtemelen, -ben okumadım ama- tarihimizden çoklu aşkları anlattığı, ‘Yorgun Mayıs Kısrakları’ adlı kitabı.

Bu arada 1958 tarihli Berin İnsel röportajına göre Suzan Sözen siyah gözlü. Eski dergi-gazeteleri okuyorum, kadın roman yazarı ama kendisiyle röportaja giden herkes ilk önce iki paragraf Suzan Hanım’ın vücudunu tarif edip övgü yağdırıyor.

Neyse; konumuz Belveder ve apartmanla özleşleşen Adnan Menderes-Suzan Sözen ilişkisi.

Bu konu çok baskın çünkü bu ilişki tam 27 Mayıs öncesi sürmekte ve ilişki darbeyle sona erince bazı ayrıntılar Menderes’in yargı sürecine de yansıyor, kayıtlara geçiyor. O dönem Menderes -Gümüşsuyu’ndaki- Park Otel’in kral dairesinde kalıyor. İkili kimi zaman Florya’da bir köşkte -hangisi henüz bakmadım- çoğunlukla da Belveder Apartmanı’nda buluşuyorlar.

Akşam saat 21.00-22.00 gibi Sözenler’in evine gelen Menderes iki kadar saat kalıyor. Menderes’in şoförü bu aralıkta ya Ferit Avni Sözen’in onlar gelirlerken emniyete ait bir cip ile evden ayrıldığını ya da zaten evde olmadığını, onlar evden ayrılırken Ferit Bey’in eve geri geldiğini söylüyor. Diyorum ya sorgulamalar sonucu kayıtlar -Karakoyunlu’nun anlattığı kadar ‘fazla’ olmasa da- bir hayli ayrıntılı!

1961 YILINDA TAŞINIYOR

Suzan Hanım olanların ardından eşinden ve Belveder Apartmanı’ndaki dairesinden de ayrılıyor. 1961 yılı haziran ayında Belveder’den taşınıp annesinin Taksim’deki evine yerleştiğini Milliyet Gazetesi’ndeki bir cemiyet haberlerinden öğreniyorum.

Fransız yazar Françoise Sagan’a göndermeyle basınımızda sık sık “Türk Sagan’ı” olarak anılan Suzan Sözen ise romanlarına devam ediyor, evde çekilen bu fotoğraflar ise Hayat Dergisi’nden Ataköy’deki dairesinden.

(Hatta çok bulmuşken şu bilgiyi de vereyim. Instagram’da once_upon_a_time_in_ hesabını kullanan Selen Manizade Saner bir yorumla şöyle yazdı: Suzan Hanım anneannemlerin Ataköy 1. Kısım R61 blokta karşı komşusuymuş. Hikaye şöyle: Ataköy’deki Gelik restaurantın karşısındaki 11 katlı R60 ve R61 blokları Adnan Menderes ve ekibi için inşa ediliyor. Yassıada süreci başlayınca da Halk bankası’nın üst yönetimine, isteyenlerin satın alabilmeleri için teklif götürülmüş. Dedem ilk satın alıp taşınanlardan. Karşı komşuları da Suzan hanım olmuş. Uzunca bir süre görüşmüşler. Bir süre sonra taşınmış.”

MENDERES’TEN SÖZEN’E ULAŞMAYAN PARAYI ALAN KAPICI

Adnan Menderes-Belveder ilişkisi burada bitmiyor.

27 Mayıs 1960’daki askeri darbede tutuklanarak Yassıada’da yargılanıp asılan dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in ihtilalden bir gün önce sevgilisi Suzan Sözen’e yüklü miktarda para gönderdiği, Sözen evde olmadığı için teslim aldığı yüklü miktardaki parayı kendisine sermaye yaparak zengin olan bir eski kapıcı, sonranın holding patronundan bahsediliyor.

Şehir efsanesi gibi bir şey. Ancak bu iddia, belirli aralıklarla ulusal medyada da yayınlanmış, iddiaya konu kişinin oğlu Adnan Polat yanıtlar vermiş.

1989, 2004 ve 2013 yıllarında bu iddialar yeniden yeniden konuşulmuş, kimi Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Polat’ın adını vermiş, kimi vermemiş.

Nail Keçili misal isim vermiyor, “Benim de çok saygı duyduğum bir insan. Şu anda büyük işadamlarından biri… Nişantaşı’nda sen kapıcılık yaparken birdenbire orada inşaat yapmaya başlarsan merak etmez mi insanlar” diyor.

Bir diğer iddia sahibi o dönem Yeni Şafak’ta yazan Şamil Tayyar.

ADNAN POLAT: BABAM KAPICILIK YAPSA SÖYLERDİ

Adnan Polat, babası İbrahim Polat ve Polat Holding ile ilgili olarak ortaya atılan bu iddialarla ilgili olarak 2004 yılında Vatan gazetesine konuşmuş ve iddiayı yalanlamış:

Hatta soru-yanıt halinde de bırakayım, Seyhan Sevinç sormuş:

* İddialar doğru mu?
Babam öyle bir adam ki ne düşünürse aynen söyler, hiçbir saklısı gizlisi yoktur. Bu hadise aşağı yukarı on beş sene önce gündeme gelmişti. O zamanlar sormuştum, bana demişti ki, “Ben on üç yaşında Erzurum’dan çıktım, İstanbul’a geldim. İnşaatlarda düz işçi olarak çalıştım, kalfa olarak, usta olarak çalıştım. Kalfalık yaptığım dönemde beş altı kişi bir araya gelerek, ortak inşaat yaptık. Sonra iki üç kişi bir araya geldik, inşaat yaptık… Sonra da tek başıma yapmaya başladım.”

* Babanız Teşvikiye’deki Belveder Apartmanı’nda kapıcılık yapmadı mı?

Öncelikle şunu söyleyeyim Belveder Apartmanı’yla bizim bir alakamız olmadı. Bu kapıcılık olayını o zaman ben de babama sormuştum, “Kapıcılık yapmış olsam yaptım derim” demişti… “Kapıcılık neticede hırsızlık değildir. Biz ekmek paramızı kazanıyorduk… Ama yapmadım” dedi ve, “Kapıcılık değil ama amelelik yaptım” diye ekledi.

* Peki babanız Suzan Sözen’i tanıyor muymuş? Bu konuda hakkında bir şey söyledi mi?

Evet bunu da sordum elbette ki… Bana dediği şuydu: “O zamanlar oralarda bir yerde bir apartman yapmıştık, ben küçük bir hissedardım. Aynı zamanda inşaatın kalfasıydım. Bizim yaptığımız inşaatta Adnan Menderes, Suzan Sözen’in bir akrabasına, kardeşi mi, kuzeni mi nedir, bir daire almıştı… Menderes de o bina yapılırken, bitmeye yakın iki defa inşaatı ziyarete geldi” O dönemlerde de inşaat yapılmıyor ki İstanbul’da… Belki de yapılan inşaat sayısı on taneden fazla değildir koca şehirde… Başbakan’ın da zaten bu günkü kadar yoğun birşeyi yok ki, zamanı oldu herhalde… Bir de sevgilisinin akrabasının inşaatını ziyaret gelmiş. Dedim ki, “Hepsi bu kadar mı?” Babam da, “Hepsi bu kadar. Ondan sonra da ne oldu bilmiyorum” dedi.

* Peki para dolu çanta olayına ne diyorsunuz?
Böyle bir şeyi de ilk kez duyuyoruz. Onun için böyle birşeyin konusu bile olmadı.

AHMET CEMAL’İ ANMAYA BAHANE

Bu apartman ile anmak istediğim insanlardan biri de Almanya ve Avusturya gibi ülkelerden de çeviri ödülleri almış bir yazar, edebiyat çevirmeni Ahmet Cemal.

Burada oturmamış ama Celal Üster’in Bir ‘Çevirgen’in Notları adlı kitabından aktarayım: “Ahmet Cemal’le ta 1970’lerin sonlarında başlayan bir dostluğumuz vardı. Zaman zaman basın danışmanlığını yaptığı Avusturya Kültür ofisinin Teşvikiye’de Belvedere apartmanıdaki bürosuna uğrardım. Çeviri üstüne sohbet eder, o günlerde çevirmekte olduğumuz kitabın karşımıza çıkardığı zorluklardan konuşurduk”

KAYNAKLAR

  • Bu yazıda dünya kadar kaynak, okuma, konuşma var. Faydalanıp fazlasını da okumanız için bazı isimlerin, binaların yanına linkler bıraktım zaten
  • Fotoğraflar; kaynakları yazıdaki linklerden belli olanlar var. Güncel olanları ben cep telefonuyla çektim, daha kaliteli olduğunu hemen anlayabileceğiniz fotoğraflar -kapı ve iç mekan, Emre-Merve Şen evi- Jotun yemeğimiz için fotoğraf sanatçısı Uluç Özcü‘nün çektikleri. Turgut Demirağ grafiği AA internet sitesi.

Ek okuma ve kaynaklar için de:

  • Doğan Tekeli ve Sami Sisa Mimarlık ofisi görselleri
  • Çizimler

* Binada geçen dizilerin doğrulamaya çalışırken bulduğum bir tez, ilginç, bakmak isterseniz: Nişantaşı Ekranda: Kentsel Mekânda Kültürel Çatışmalar ve İdeolojik Temsiller Nişantaşı on Screen: Cultural Conflicts and Ideological Representations in Urban Space Zeynep Ceylan Gezer Çatalbaş & İpek Akpınar

* Biraz eski mektup 

* Bu kapıcı hikayesiyle ilgili haberlerden üç haber…

Bir

İki 

Üç

BU YAZIYI PAYLAŞIN:

WhatsApp
Email
Twitter
LinkedIn
Telegram
Facebook

YORUMLAR

5 Yorumlar
  • Emel Aysegul Dogan
    Tarih: 10:47h, 28 Aralık Cevapla

    Şahane bir yazık, emeğinize sağlık Nilay hnm…yaşanmışlıklari okumak tarifsiz bir haz veriyor bana, şuan hissettiğimi anlatmam mumkun değil…cok keyif aldım cok…

  • Emel Aysegul Dogan
    Tarih: 10:48h, 28 Aralık Cevapla

    Şahane bir yazı, emeğinize sağlık Nilay hnm…yaşanmışlıklari okumak tarifsiz bir haz veriyor bana, şuan hissettiğimi anlatmam mumkun değil…cok keyif aldım cok…

    • Nilay Örnek
      Tarih: 12:52h, 28 Aralık Cevapla

      Çok teşekkürler, sevgiler

  • Özlem Karataş
    Tarih: 12:01h, 28 Aralık Cevapla

    Yine şahane bir mimari ve ilginç, sürükleyici, detaylı bilgiler..iyi ki varsınız Nilay hanım, teşekkürler

    • Nilay Örnek
      Tarih: 12:52h, 28 Aralık Cevapla

      Çok teşekkürler, sağolun…:)

Bir yorum yazın

DİĞERLERİ

Kurtuluş

Adil Çocuk Evi

Meğer ne çok insan görüp merak ediyormuş. Hatta ne çok insan bu ev üzerinden hayaller kuruyormuş. Efsanevi bilgiler de çok, “Sahibi şöyleymiş, böyleymiş…” En çok gelen yanıt ise: “Bir zamanlar ana okulu-kreşti”. 30 yıl ve öncesi öyleymiş: Adil Çocuk Evi. Ama ne efsane bir yuva.

Devamı »
İstiklal Caddesi

Botter Apartmanı

kapsul.com.tr benim çok sevdiğim ve yararlandığım bir oluşum. “Türkiye ve dünya gündemini senin için takip edip özetler, her gün aynı saatte sana ulaştırır” diyorlar sitede kendilerini tarif ederken; iyi de bir özet. Abone oluyorsunuz, size sizin seçtiğiniz saat aralığında haberler geliyor. Sitenin Genel Yayın Yönetmeni

Devamı »
Talimhane

Türk Bisturi Apartmanı

Taksim Talimhane, Divan Apartmanı‘nın yazısının altına gazeteci Deniz Alphan şöyle yazmıştı: “Küçüklüğümde biz de Şehit Muhtar Caddesi’nde iki üç apartman aşağıda Türk Bisturi Apartmanı’nda otururduk. Apartmanın sahibi bir operatör doktordu, herhalde mesleğinden dolayı bu adı seçmişti. Benzer özelliklere sahip bir binaydı. Sokaklar oto yedek parçacıların

Devamı »
Cihangir

Gülen ve Lena Apartmanları

Çok mutluyum ki, Instagram’da ‘Her Umut Ortak Arar’ adlı hesap merkezli ‘eski yapılar, apartman ve binalar’ heyecanıma başkaları da ortak oluyor. Bir konuk yazarım var. Hem de ne yazar! Kitaplarını çok sevdiğim Şebnem İşigüzel. Cihangir’den, Cihangir Parkı’nın çevresinden, dört apartman anlattı Şebnem, ben de fotoğrafladım;

Devamı »
Nişantaşı

Başaran Apartmanı

Başaran Apartmanı’nı mutlaka -bir dönem altındaki- Konak Sineması yazısıyla birlikte okumalısınız. Ben Başaran Apartmanı hakkında şimdi ‘kuru’ kalan bir metin paylaştım ama apartmanı yaptıran dönemin tütün tüccarı Hakkı Başaran’ın torunu Ayşe Atakan Genç’in anlatımları metni canlandırdı… Birilerinde ‘bulut halindeki’ bir bilginin, kayıtlı bir metne, hafızaya

Devamı »
Gümüşsuyu

Gümüşsuyu Palas (Azaryan Apartmanı)

Gümüşsuyu Palas, orijinal adıyla Azaryan Apartmanı… Art Nouveau, Neo Barok karışımı yapısıyla Gümüşsuyu, İnönü Caddesi’nin en havalısı, en eski binalarından biri… İnternette hakkındaki çoğu bilgi tek bir kaynaktan kopya gibi; bu da muhtemelen bende de olan Beyoğlu Ansiklopedisi (çünkü metin aynı) ve yazan şu:  “Mimarı

Devamı »
Zeyrek

Betoven Apartmanı

Ya sonra bana “Bu apartmanların, apartman isimlerinin hikâyelerini niye merak ediyorsun?” denmiyor mu? Bunu okuyun; ef-sa-ne… 10-15 kişi dün bana, klasik müzik yayıncısı Serhan Bali’nin bir Twitter paylaşımını gönderdi; “Nilay Hanım nasıl sizden kaçmış” gibi notlarla… Konu, Fatih Kadınlar Pazarı‘nın ortasında satıcıların arasında kalmış bir eski

Devamı »
Büyükada'nın Yaşlanmayan Modernleri
Hasan Çalışlar Arşivi

Çok sevdiğim mimar Hasan Çalışlar’ın, Instagram’da oluşturduğu ve “Büyükada’nın Yaşlanmayan Modernleri” adını verdiği arşivine, bundan sonra sitenin bu bölümünden ulaşabileceksiniz.